HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, AKP’nin hırsızlık konusundaki sicilini bildikleri için seçim güvenliği için hazırlıkları aylar öncesinden başlattıklarını ve HDP’lilerin sandıklarda demokrasi nöbeti tutacağını belirterek, “Bu sadece bizim sorunumuz da değil. Hangi partiden olursa olsun, bütün Türkiye toplumunu sandıklara sahip çıkmaya çağırıyorum. Bu seçimlere en ufak bir hile karışırsa, hiçbir meşruiyeti kalmayacaktır. Herkes bilmeli ki, bu çok kritik bir süreç. Baraj altında kalan HDP olmaz. Bu hükümet, bu Cumhurbaşkanı, aklını yitirmiş, çıldırmış ve bütün bir Türkiye’yi felakete sürüklüyor. Sandıklardan demokrasi çıkmadığı, yani HDP çıkmadığı koşullarda darbe çıkar” dedi.

Yüksekdağ’la söyleşimizin bugünkü bölümünde seçim güvenliği, Alevi politikası, ekonomi programı ve yurtdışı oyları konularını konuştuk.


Herkes kaygılı... Seçim güvenliği, sicili hırsızlıkla dolu bu hükümet varken, gündemimizden düşemiyor. Söylentiler de var. Mesela elektrik kesintilerinin seçim gecesine hazırlık olduğu söyleniyor. HDP nasıl önlemler alıyor?

Öncelikle bütün halkımızı 7 Haziran günü demokrasi nöbetçisi olmaya çağırıyorum. Bu sadece bizim sorunumuz değildir. 7 Haziran seçimleri, bütün Türkiye’nin seçimidir. Biz, sandık görevlilerimizle, tedbirlerimizle seçim güvenliğini sağlamak için üzerime düşen her şeyi yapacağız. İktidarı tanıdığımız için hazırlıkları son güne bırakma gafletine de kapılmadık. İki aydan beri sandık bazlı çalışma plan ve programını yaptık; komisyonlarımızın kurulması sürecini tamamladık; sandık görevlilerimizi belirledik; hangi sandıkların nasıl korunacağı, sandıklardan çıkan oyların denetiminin nasıl en doğru şekilde yapılacağı konularında gerekli planlamayı yaptık. Daha da yapacaklarımız var fakat bu yetmez. 7 Haziran seçimleri, bütün Türkiye halklarınındır. Biz nasıl o gün bütün gücümüzle o sandıkların başında demokrasi nöbetçisi olacaksak, bütün Türkiye halkları da aynı bilinçle sandıklara sahip çıkmalıdır.

Yalan, hile, müdahale, komplo, kedi, fare... Bunların hiçbiri olmasın, o sandıklardan sadece halkın demokratik iradesi çıksın, Halkların Demokratik Partisi sandıktan çıkan her sonuca demokratik bir irade olarak boynunu eğer. Ama sözünü ettiğimiz şeyler, hileler, entrikalar karşımıza çıkarsa, nasıl sanık başlarında demokrasi nöbetçisi olduysak, hile karşısında da demokratik direniş görevimizi de yerine getiririz. Bu da sandık başlarındaki nöbetimizin bir parçasıdır çünkü.

Hangi partiden olursa olsun, bütün Türkiye toplumunu sandıklara sahip çıkmaya çağırıyorum. Kendine “insanım” diyen, “Demokratik iradeye saygı duyuyorum” diyen herkes, CHP’li, AKP’li, Saadet Partili fark etmez, kim olursa olsun...

Bu seçimlere en ufak bir hile karışırsa, hiçbir meşruiyeti kalmayacaktır. HDP’yi baraj altında bırakma kararı doğrultusunda ne tür tartışmaların yapıldığı, AKP teşkilatlarına bilgiler aktığı duyumlarını da alıyoruz. Herkes bilmeli ki, bu çok kritik bir süreç. Baraj altında kalan HDP olmaz. Bu hükümet, bu Cumhurbaşkanı, aklını yitirmiş, çıldırmış ve bütün bir Türkiye’yi felakete sürüklüyor.


Ne olur HDP baraj altında kalırsa?

Eğer hile yapılırsa... Sandıklardan demokrasi çıkmadığı, yani HDP çıkmadığı koşullarda darbe çıkar. Çok net. Bir AKP darbesi çıkar. HDP bugün, bütün hakkaniyetli araştırmalara göre yüzde 12-13 bandındadır. Eğer seçimlerde baraj altında kalırsa, kargalar bile, kediler bile inanmaz buna. Çok büyük bir darbe anlamına, sivil darbe anlamına gelir. Bu darbeyi yapan da elbette ki bütün Türkiye’yi çok büyük bir kaosa sürükler. Eğer bütün Türkiye’yi böyle bir kaosa sürüklemeye kararlı iseler, bizim belki bunu engelleme şansımız yok ama bütün Türkiye’deki darbe karşıtlarının, demokrasi yanlılarının bunu durdurması gerektiğini söyleyebilirim.

Şunu net olarak söylemek gerekiyor: HDP bugün, halkla kurduğu ilişki itibariyle barajı aşmıştır ama bir sivil darbe ihtimalinden dolayı baraj sorunu vardır. Herkes bu gerçeği bilmeli ve 8 Haziran’daki sonuçları da bunun üzerinden okumalıdır.



Gelişkin üretim, hakça bölüşüm...



Farklı kimliklerin demokratik birliği programınızın en vurgulu yanı ama en az bunun kadar önemli bir başka nokta ekonomi programı. Genel çerçevesiyle, nasıl bir ekonomi programınız var?

Oldukça kapsamlı bir soru ama olabildiğince özet olarak yanıtlamaya çalışacağım.

İki temel görüşümüz var: Bir, üretimin geliştirilmesi, teşvik edilmesi. İki, paylaşımın adil olması. Bu temellere göre bir ekonomi programı belirledik. Programımızla da daha detaylı açıklayacağız, paylaşacağız bunu.

Bugün ekonomik olarak yaşadığımız sorunların temelinde, hükümetin üretimi bitirmesi vardır. Üretim yapamayan bir ekonomik yapı vardır Türkiye’de. Faiz, nema, borsa, kur... Bunlar üzerinde patlayan, fırlayan enflasyon; ekonominin dibe vurması... Ekonominin bağımlı olduğu ve dibe vurduğu yerde zaten bir üretim de gerçekleştirilemez. Arap ülkelerinden veya bildiğimiz, bilmediğimiz başka yerlerden gelen kirli, kayıt dışı parayla bugüne kadar krizi dizginledi ama çok iyi biliyorlar ki, 2015 Genel Seçimleri’nden sonra ekonomik kriz, çok acımasız, çok dehşet verici bir biçimde patlayacak. Şu anda seçimlere kadar dizginliyorlar. Kontrol altında tutuyorlar. Buna rağmen çok ciddi emareler, sinyaller topluma yansıyor. İşte bunun temel nedeni üretim temelli bir ekonomik yapının kurulamamış olmasıdır. AKP’nin tüketici bir ekonomi uygulaması, bütün bir toplumu da tüketime teşvik etmesidir.

AKP, hem tüketmeye teşvik etti hem de borçlandırma yoluyla bütün Türkiye toplumunu yedi kuşak bağımlı kılmayı hedefleyen bir konsept devreye koydu. Tüketici ekonomi, üretime odaklı olmayan çizgisini, hattını, en kararlı biçimde değiştireceğiz. 

Türkiye ekonomisi üretecek. Tüketme sürecini de adilce, hakça bölüşüm yöneteceğiz, planlayacağız. Çünkü bölüşümde adaletsizlik, Türkiye ekonomisinin, toplumsal yaşamının en büyük sorunudur. Çok büyük travmalara, ciddi sorunlara yol açmıştır. Bir ülkeyi zenginin çok zengin, fakirin çok fakir olduğu bir düzene mahkum ederseniz, toplumsal yapıyı da çürütürsünüz. Türkiye toplumunun, halklarının bu şekilde çürütülmesine de asla izin vermeyeceğiz. 

HDP, sosyal hakları genişletecek. İnsanların kayıt dışı çalıştırılmasını ortadan kaldıracağız. Taşeronu, işçileri, emekçileri insanca olmayan koşullarda çalışmaya zorlayan iş düzenlerini ortadan kaldıracağız. Her şeyden önemlisi, hırsızlık düzenini ortadan kaldıracağız. Hırsızlık ortadan kalktığı zaman Türkiye’nin ekonomisini, kaynaklarını çok önemli oranda özgürleştirmiş ve hak edene akıtmış olursunuz. Hırsızlığı ortadan kaldırıp üretim endeksli bir ekonomik politikayı devreye koyup adil bir bölüşüme yöneldiğimiz koşullarda Türkiye’de çözülemeyecek sorun yok.


Seçim beyannamenizde işçilerin, memurların, emeklilerin özlük haklarına ilişkin, tarımın kalkındırılmasına ilişkin somut projeleriniz de olacak, değil mi?

Her birini seçim beyannamemizde kamuoyuyla paylaşacağız. Somut olacak. Vaatlerimiz olarak da değil, arkasında duracağımız sözlerimiz olarak paylaşacağız. Bütün çalışanların, işsizlerin, öğrencilerin, atama bekleyen üniversite bitirmiş gençlerin, emeklilerin, çiftçilerin, kadınların ekonomik, insani taleplerini gören ve bunun karşılığını somut olarak tarif eden bir ekonomik programımız var. Vaadimiz de değil, sözümüzdür. Bu zamana kadar bütün sözlerimizin arkasında nasıl durduysak ekonomik anlamda da söylediğimiz bütün sözlerin arkasında duracağız.


Alevilere saldırıyı HDP durdurur


HDP’nin programı bu seçimlerde daha yoğun olarak Alevilerin de ilgi odağı oldu. Aleviler neden partinize ilgi gösteriyor?

Alevilerin partimize yöneliminin esas kaynağı şudur: HDP’ye girerken, kimliklerini kapıda bırakmak zorunda hissetmiyorlar. En önemli gerekçe budur. Yıllar boyunca, Cumhuriyet tarihi boyunca her Alevi, siyasete girerken de, meclise girerken de kimliğini kapıda bırakmış, kendi kimliğiyle siyaset yapamamış, aynı kimliği taşıyan insanların ortak politik sorunlarının açık mücadelesini yürütememiş. Biz bu mücadeleyle buluştuğumuz için Aleviler programımıza daha çok ilgi göstermeye başladılar.

Alevi toplumuna ve kurumlarına alan açma genişliğine, yaklaşımına sahip olduğumuzu, öteden beri hep söyledik. Aday listelerimizde de bunu yansıttık. Biz bu genişliğe sahip bir partiyiz. Aleviler, Halkların Demokratik Partisi içindeki demokratik bir seksiyon olarak, özne olarak, bir taraftan özerk, Alevi toplumunun geleceği için çalışmalarını yürütebilirler; bir taraftan ise HDP ile memleketin bütün sorunlarına dair kendi kimlikleriyle söz söyleyebilirler.

Biz yeni bir alan oluşturduk aslında. Bu zamana kadar hiçbir siyasi partinin cesaret edemediği, aslında niyetinin de olmadığı bir açılımı gerçekleştirmiş olduk. Baştan beri biliyorsunuz, AKP hükümeti en az 8-9 defa Alevi açılımı deyip açıp açıp kapatmıştır konuyu. İşte halkımız gerçek açılım arıyorsa, HDP’ye bakmalıdır. Gerçek Alevi açılımı budur. Siyasi iktidarın ve CHP’nin yapamadığı Alevi açılımını yaptık. Ama bunu gürültüsüz patırtısız yaptık. 8-9 defa Alevi açılımı çalıştayları yapıyoruz diyerek yapmadık. Bizim açımızdan zaten olması gereken buydu; ortada duyurulması gereken bir şey yoktu. 

Aleviler Cumhuriyet tarihi boyunca demokratik siyaset yapma girişimlerinde bulundular; çeşitli denemeler oldu. Alevi toplumu bakımından da aslında HDP, köklü demokrasi sorununun çözülmesi anlamına geliyor. Alevi kimliğiyle, kurumsal yapısıyla nasıl siyaset yapabileceği sorusuna Alevi toplumu da cevap bulmuş oldu.

Alevilerin partimizi desteklemesindeki bir diğer gerekçe ise şudur: AKP’nin gerici, faşist zihniyetinden en fazla daralan, bunalan ve çıkış isteyen kesim Alevi toplumudur. Eğer AKP hükümetinin faşist, ırkçı, milliyetçi, din sömürüsüne dayanan siyaseti galip gelir, başkanlık sistemiyle taçlandırılırsa, Alevilerin vay haline! Bütün demokrasi güçlerinin vay haline elbette ama birinci derecede zarar görecek olan yine Alevi toplumudur. Çünkü Alevi toplumu seçimini her zaman çağdaşlıktan, demokrasiden yana yapmıştır. Bazen, bazı kesimleriyle yanlış yerlerde durmuş da olabilir ama sonuçta AKP hükümetinin antidemokratik, baskıcı, bütün bir toplumu tehdit altına alan yaklaşımı Alevi toplumunda tedirginlik yaratmıştır.

Gezi’de isyan edenlerin çok önemli bir kısmı Alevi halkımızdı. Yaşamını yitiren insanlarımızın tamamının Alevi olması tesadüf değildi. Bugün AKP gibi bir tehlikeyi bertaraf etmek için de güvenebilecekleri tek partinin HDP olduğunu görüyorlar. Biz de bu güveni asla boşa çıkarmayacağız. Bize güvenmekte sonuna kadar haklılar. AKP iktidarının tüm toplumu ve Alevileri yok etmeye, yaşam alanlarını bitirmeye dönük saldırılarını sadece ve sadece HDP durdurabilir. Alevi halkımızın yaşam alanlarının güvencesi de HDP’dir.


Avrupa oyları kritik


Yurtdışındaki seçmenler, ilk defa bir genel seçimde yaşadıkları ülkede oy kullanacak. Siz de hayli önem atfediyorsunuz bu oylara. Neden?

Avrupa oyları bizim bakımımızdan çok önemli. Avrupa’da çok önemli ve büyük bir destekçi gücümüz olduğunu biliyoruz. Göçmenlerin çoğu siyasi sürgünler olduğu için HDP’yle akrabalığı olan kesimlerdir. Bugüne kadar oradaki tabanımızla doğrudan iletişim kuramıyorduk; ama bu fırsatla, oradaki tabanımızla da daha doğrudan iletişim kurma şansı yakalıyoruz. Tabanımızla kurduğumuz ilişki ve kitlelerin bizimle kurduğu ilişki, bu seçimlerde çok daha genişleyecek. Bu oldukça sevindirici bir aşama. 

Bunun yanı sıra, Avrupa’dan gelecek oylar seçim sonuçlarını önemli oranda etkileyecek. Yüzde on barajının aşılmasında Avrupa oyları çok kritik bir yerde duruyor. O nedenle çok yüksek bir beklenti içindeyiz. Umuyoruz ki Avrupa’daki halklarımız da bizi yanıltmazlar. Bu destekle Avrupa’daki halkımız, demokrasi güçleri, Türkiye’nin yeni tarihinin yazımına Avrupa’dan katılmış olacak. Bu da çok önemli bir görev ve sorumluluk.


OSMAN OÐUZ/HABER MERKEZİ