
HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK), 24 Nisan 1915'de, İttihat ve Terakki
Cemiyeti'nin örgütü Teşkilat-ı Mahsusa tarafından 200'den fazla Ermeni
aydınının evlerinden alınarak ölüme yollanmasıyla başlayan Ermeni ve
Süryani halklarına yönelik soykırıma ilişkin, "101 yıllık utançla
yüzleşiyor, acıları ve yası paylaşıyoruz" başlığıyla yazılı açıklama
yaptı.
'Ermenilerde sonra diğer halklara saldırılmıştır'
Büyük Felaket'in (Metz Yeğern) üzerinden 101 yıl geçmesine rağmen inkar
politikasının halen sürdüğü belirtilen açıklamada, "Coğrafyamızı
çoraklaştıran büyük suçlarla yüzleşmek konusunda Türkiye halkları çok
geç kalmıştır ve bunun bedeli hepimiz için ağır olmaya devam etmektedir.
Nitekim, hedefinde farklılıkların tekleştirilmesi, tek ırk, tek din ve
tek dil olan 'tekçi' devlet anlayışı homojen bir toplum yaratmak adına
Ermenilerden sonra bölgedeki diğer halklara da saldırmıştır" denildi.
'Dink'in katledilmesi soykırımın devamıdır'
Açıklamada, farklı halkların birlikte yaşadığı bu topraklarda hiçbir
etnik kimlik, dil, din ve kültürün diğerinden üstün olmadığına dikkat
çekilerek, "Ermeni ve Süryanilere ait mezarlıkların, okulların,
kiliselerin büyük bir kısmını yok etmiş, yok edemediğini gasp etmiş, yer
adlarını değiştirmiştir. Devletin her kademesinde yapılan fişlemeler,
ders kitaplarındaki hakaret ve nefret söylemleri, okullar ve inanç
merkezlerinin üzerindeki tahakküm, 'tekçi' ve baskıcı devlet anlayışının
en açık göstergeleridir. Hrant Dink ve Sevag Şahin Balıkçı'nın
katledilmeleri de bu devlet politikalarının devamıdır" ifadelerine yer
verildi.
'Türkiye soykırımı tanımalıdır'
İnsanlık suçlarını lanetlemek ve hakikatle yüzleşmenin adalet
duygularının gelişmesinde son derece önemli olduğuna işaret edilen
açıklamada, acıları paylaşmak, ortak düşünmenin, demokratik, barışçı ve
eşit bir geleceği birlikte kurabilmenin en önemli parçası olduğuna
dikkat çekildi. Açıklamaya şöyle devam edildi: "Türkiye Cumhuriyeti
Devleti'nin imzalamış olduğu 'Uluslararası Soykırımı Önleme ve
Cezalandırma Sözleşmesi'nin de bir gereği olarak, soykırımı kabul
etmelidir. Böylece mağdur halklar ve inançlardan özür dilemek, onarıcı
adalet yollarına başvurarak sorumluları ve failleri ifşa etmek,
birbirini anlamak, yaraları samimi bir yaklaşımla sarmak için atılması
gereken ilk adımlardır."
'Yaşanmış insanlık trajedisi yüreğimizde'
"Ermeni ve Süryanilere ait kamusal alanlarının iade edilmesi gerekiyor"
denilen açıklamada, "Adil bir geleceği inşa etmek için halkların ortak
ve kararlı bir mücadele yürütmesi gereklidir. Anadolu'nun kadim
halklarının torunları olarak, 101 yıllık utançla yüzleşiyor, acıları
paylaşıyor, yaşanmış olan insanlık trajedisini yüreğimizin
derinliklerinde duruyor, o süreçte yaşamını yitirenleri hüzün ve
saygıyla anıyoruz" denildi.