- Yüzbinlerin aktığı Yenikapı Meydanı’nda Newroz ateşi yakıldı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve siyasi tutsaklara yönelik tecride öfkenin doruğa çıktığı meydanda, HDP’nin kapatılması girişimlerinde karşı, “Yenikapı Meydanı HDP’yi kapatmak isteyenlere cevap verdi. HDP halktır, halk burada” denildi.
İstanbul’da "Newroz ateşiyle direnelim, özgürleşelim" şiarıyla Yenikapı Meydanı’nda yapılan Newroz kutlaması, yüzbinlerin katılımıyla devam ediyor. Tecride karşı öfkenin doruğa çıktığı meydanda, HDP İstanbul İl Eşbaşkanları Erdal Avcı ve Elif Bulut halka hitap etti.
“Bizler halkız, halk burada” diyerek halkı selamlayan Bulut, “HDP’yi kapatmaya kimsenin iradesi yetmez. İstanbul Sözleşmesini kaldırmaya kimsenin gücü yetmez. Bugün burada ses çıkarıyor bu halk. Bizler bir sürü bedel vererek bugünlere geldik. Bedel veren yoldaşlarımız var. Bizim onlara karşı sorumluluklarımız ve borcumuz var. Buradaki halk borcunu ödeyecek olan halktır. Bizler alandan çıkarak öylesine evimize gitmeyeceğiz. Adaletsizlik bu topraklara yerleşmeyecek. Sokakları terk etmiyoruz. Kadınlar olarak sokakları terk etmiyoruz. Bu ülkenin kaderini değiştirecek olan ezilenlerin, kadınların, LGBTİ’lerin, Alevilerin mücadelesidir” dedi.
Bulut’un konuşmasının ardından meydandan “Bê Serok jiyan nabe” sloganları yankılandı.
'Halklar tabeladan ibaret değil'
Kitlenin Newroz’unu kutlayarak başlayan Eşbaşkan Avcı, “Bu meydan milli güç diyenlere, Mezopotamya topraklarını mezara dönüştürenlere cevabı verdi. HDP’yi kapatmak isteyenlere cevabını bu meydan verdi. Yenikapı’dan bu zor koşullarda öyle bir mesaj veriyoruz ki halkaların tabeladan ibaret olmadığını, halkların yan yana barış içinde yaşayacağını gösterdik. Bu andan itibaren bu alan demokrasi ve Newroz alanıdır” diye belirti.
Barış projesi ve yaşam projesi sunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı selamlayan Avcı’nın konuşması sloganlarla kesildi. Türkiye halklarının beklediği büyük barışın Newroz’larda tekrar açığa çıktığının altını çizen Avcı, ”Newroz bunun biricik yeganesidir” dedi.
Konuşmaların ardından Bulut ve Avcı Newroz ateşini yaktı. Öte yandan alanın çeşitli yerlerinde de ateşler yakıldı.
Kelepçeleri kırdılar
Daha sonra ev hapsinde bozarak geldikleri Newroz meydanına halkı selamlayan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, uzun süre alkışlandı. Tekrar söz alan HDP İl Eşbakanı Bulut, ayaklarına kelepçe takılarak, siyasetten, alanlardan edinilmek istendiklerini belirterek, ev hapsinde olanları selamladı.
Önder: Barış öyle bir şeydir ki...
Yüzbinleri selamlayan İmralı Heyeti Üyesi Sırrı Süreyya Önder de “Kürdistan seninle gurur duyuyor” sloganlarıyla karşılandı. Bunun üzerine Önder, 2013 yılında da benzer sloganın atıldığını hatırlatarak, kendisine “onur duyuyorum” dediği için ceza verildiğini söyledi. Önder, “Barış öyle bir şeydir ki o çıra bir yansa, bin defa üflense de söndürülemez” dedi.
Demirtaş'ın mesajı
Edirne Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın mesajı da okundu. Demirtaş’ın mesajı şu şekilde: “Çok değerli arkadaşlarım, sevgili halkımız! Partimize ve sizlere yönelik akıl almaz baskıların artarak devam ettiği bu günlerde, hepinizi Newroz’un direniş ve özgürlük ruhuyla selamlıyor, özgür yarınlarda buluşmak dileği ile Newroz’unuzu kutluyorum. Newroza we, cejna we pîroz be!”
Ardından Birleşik Mücadele Güçleri (BMG) adına söz alan Seher Dursun, “Saldırılara karşı faşizme karşı birlikte mücadele edeceğiz” mesajı verdi.
Barış Annelerinden çağrı
Ulusal kıyafetleriyle sahneye çıkan Barış Anneleri Meclisi üyeleri, halkı selamladı. Barış Annesi Bedia Duman, İmralı tecridine karşı cezaevlerinde 114 gündür devam eden açlık grevlerinin taleplerinin kabul edilmesi çağrısında bulundu. Anne Duman, tek taleplerinin barış ve adalet olduğunu belirterek, “Türk, Kürt anneleri ile gerilla ve asker anneleri el ele versin. Bu sorunu çözsün” dedi.
Erkan Baş: Teslim olmayacağız
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, halkların Newroz’unu kutlayarak, “Kardeşler sarayında oturup bu ülkenin yoksul kitlesini teslim almak isteyenlere sesleniyorum: Teslim olmayacağız. Bugün birlikte yaktığımız bu Newroz alanında onlara mesaj veriyoruz. Senin zindanların varsa, bizim de meydanlarımız var. Onların tank ve topları varsa, bizimde direncimiz ve teslim olmayacak gücümüz var” ifadelerini kullandı.
HDP’nin kapatılması girişimlerine değinen Baş, “HDP’yi, Kürt halkını hedef tahtasına oturtanlar bilsinler ki Kürt halkı ve HDP asla yalnız kalmayacaktır. HDP’yi kapatmak istiyorlar. Buradan İstanbul milyonlar olarak sesleniyoruz: Ne yaparsanız yapın, bizi yıldıramazsınız. HDP’yi kapatmak isteyenlerin çenesini kapatacağız” şeklinde konuştu.
Akdeniz: Kürt halkının yanındayız
Halkı selamlayan Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, “Sosyalistler, devrimciler, İstanbul halkı olarak Kürt halkının yanındayız. Sadece yanında değiliz, aynı zamanda Kürt halkının taleplerinin kabul edilmesinde ısrarcısıyız” dedi. Cezaevlerindeki siyasetçiler ile halkın Newroz’unu kutlayan Akdeniz, “Bunlar Kürtlerin üzerine niye geliyorlar? Neden HDP’yi kapatıyorlar? ‘Ay’a gideceğiz’ dediler, enflasyon yükseldi. Bir maskeyi dağıtamadılar. Aşıda ‘Avrupa’dan daha iyiyiz’ dediler ama aşı yok. Halkı sürü bağışıklığına bıraktılar. Halkı yoksulluğa işsizliğe mahkum ettiler. ‘Bir değil iki sendikalı olun’ dediler, Kod 29 işçileri işten çıkardılar. HDP’li vekillere fezleke hazırladılar, HDP’yi kapatmaya çalıştılar. ‘Seçimle gelen seçimle gider’ dediler siyasetçiler cezaevine attılar. Kayyum getirdiler. 6 milyon HDP oyuna ‘lanetlidir’ dediler” şeklinde konuştu.
Buldan: Newroz kimliğimizdir
Newroz meydanını dolduran yüzbinlere hitap eden HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın açıklamaları şöyle: “Merhaba sevgili İstanbullular. Merhaba Figen Yüksekdağ’ın ve Gülten Kışanak’ın kadın yoldaşları. Denizlerin, Mazlumların, Selahattin Demirtaş’ın yoldaşları merhaba. Merhaba Newroz’un çocukları merhaba, işçiler emekçiler bu ülkenin mazlumları halkları hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyoruz. Hoş gediniz, hûn bi xêr hatin, ser seran ser çavan hatine. Hepinizin Newroz bayramını kutluyorum. Newroz ji bo gelê me pîroz be hevalno. Sizlere cezaevlerinden selamlar getirdim, Figen Yüksekdağ’ın, Selahattin Demirtaş’ın, İdris Baluken’in, Sebahat Tuncel’in, Abdullah Zeydan’ın, Aysel Tuğluk'un, Çağlar Demirel’in cezaevlerinde haksız ve hukuksuz yatan bütün yoldaşların selamlarını getirdim. Onlara İstanbul’dan selam gönderiyoruz, Newrozları kutlu olsun.
Dayatılan yaşamı kabul etmiyoruz
Bu ülkeyi yönetenlere bizlerin en kısa zamanda önümüzde konulacak ilk sandıkta bu tercih yapmak zorunda olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak isterim. Elbette tercihimizi aydınlık, demokrasi, özgürlükten yana yapacağız ve bu ülkenin barışından yana yapacağız. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Bizlere dayatılan bu yaşam biçimini asla kabul etmediğimizi, ilk sandıkta bu ülkeyi yönetenlere elbette gösterecek. Halkları dışlayan demokrasiyi ortadan kaldıran, bu talebimiz, bu vicdansız düzenin yok olmasına seçime gitmesine elbette etki edecektir.
Bu ülkede Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, Lazıyla, Çerkesiyle, Ermenisiyle, Süryanisiyle, Arabıyla ve Pomağıyla tüm halklar, tüm inançlar, tüm mezhepler, kadınlar ve gençler hepimiz hep birlikte omuz omuza yan yana yürümek zorundayız. Seçimlerde bu ülkeyi yöneten AKP ve küçük ortağına özellikle ders vermek zorundayız. Elbette bu söylediklerimi gerçekleştirecek cesaretimiz de ferasetimiz de inancımız da var. İşte bizleri yan yana getiren bu inanç, bu moral bu coşku ve kararlılıktır.
Kimse geleceğimize dair kararlar alamaz
Hiç kimse bizim geleceğimize dair kararlar alamaz. Türkiye tarihinde böyle bir gelişme yoktur. AKP hükümetine bizim geleceğimizle yarınlarımızla ilgili gençlerimizin hayatıyla ilgili kararlar almasına izin vermeyeceğiz. Biz biliyoruz ki onlar kendi yaptıkları hataları bizleri hedef göstererek kapatmaya çalışıyorlar. Hem içeride hem dışarıda bütün krizlerin nedeni elbette ki AKP hükümetinin bu yanlış politikalarından kaynaklanıyor. Şimdi yaptıkları bütün hataların bedelini kadınlara HDP’ye, Kürtlere bu ülkenin işçilerine bu ülkenin emekçilerine ödetmeye çalışıyorlar.
Oysa şunu çok iyi bilsinler ki bu bedel ağır bir bedeldir. Türkiye halkları da size bu bedelin sonucunda seçim sandıklarında cevabını verecektir. Biz biliyoruz ki kendileri şatafat içerisinde saraylarda yaşarken, bu ülkenin emekçilerini, işçilerini, kadınlarını, Türkiye halklarını, Türkiye toplumunu sefalete sürüklüyorlar. Bu ülkede işsizlik sorunu var. Bu ülkede açlık sorunu var. Bu ülkede sefalet sorunu var. Bu ülkede ekonomik kriz var.
AKP’ye sesleniyoruz
Bu ülkede Kürt sorunu denen devasa bir sorun var. Bu ülkede tecrit sorunu var. Bu ülkede kadınların emeğine saldırı var. Bu ülkede kadınların özellikle eşitlik ve cins mücadelesine büyük bir saldırı var. İşte yaptıkları bütün yanlışları Türkiye halkları üzerinden onlara acımasızca davranan AKP hükümetine buradan sesleniyoruz: Hiç bir şey, kimse halkın iradesinin önüne geçemez. Ne yaptılar, ne yapıyorlar şimdi halkların iradesini gasp etmeyi kendilerine bir yöntem ve anlayış olarak önlerine koydular.
Asla vazgeçmeyeceğiz
Seçilmiş belediye eşbaşkanlarımızı görevden alıp yerlerine kayyumlar atadılar. Halkın iradesini gasp ettiler. Bu da yetmiyormuş gibi milletvekillerimizin vekilliğini düşürdüler. Musa Farisoğulları’nın, Leyla Güven’in vekilliği düşürüldü. Şimdi de Ömer Faruk Gergerlioğlu vekilimizin vekilliğini düşürdüler. Buradan arkadaşlarımıza Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’na da Ömer Faruk Gergerlioğlu’na ve vekilliği düşürülen bütün arkadaşlarımıza selamlarımızı, sevgilerimizi gönderiyoruz.
Şimdi aynı güne denk gelen hem Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi hem de HDP’ye açılan kapatma davası gündeme geldi. Bu kapatma davası iktidarın bittiğinin, tükendiğinin resmidir. Herkes bunu böyle bilmelidir, onların kapatması davası varsa bizim de demokrasi ve adalet davamız vardır. Bundan asla vazgeçmeyeceğiz.
Kazana kazana, çoğala çoğala geldik
Bu kapatma davasını bizden intikam almak için yaptıklarını biliyoruz. Çünkü 7 Haziran’ı unutamıyorlar. Onlar 31 Mart’ı unutamıyorlar. 23 Haziran seçimlerini unutamıyorlar. Ankara’yı, İstanbul’u, Adana’yı, Mersini bir türlü unutamıyorlar. Bizler bugünlere kazana kazana, çoğala çoğala geldik ama onlar bölüne bölüne gidiyorlar, bitiyorlar daha da bitecekler, daha da bölünecekler. HDP’yi bitiremedikleri gibi, bizimle sandıkta baş edemedikleri için, siyasi kumpas davalarını devreye koydular. Ve biz biliyoruz ki bizlerden intikam almaya çalışıyorlar. Ama biz her şart ve koşulda siyaset yapmaya devam edeceğiz, kimse enseyi karartmasın. Hiç kimse kaygıya kapılması, kuşkuya düşmesin.
Yarın Amed meydanına baksınlar
AKP hükümeti, bize kapatma davası açan iktidar bugün bu meydana baksın. Yarın Amed meydanına baksın. Bu meydana bakıp iradesinin, halkının HDP’ye nasıl sahip çıktığını bir kez daha görsün. Sağ olun sevgili halkımıza teşekkür ediyoruz hepinize. Ve bu meydan AKP’nin hazırlamış olduğu kapatma davasıyla ilgili iddianamenin geri gönderildiğinin bir resmidir. Halkımız o iddianameyi AKP’ye bugün iade etmiştir.
Bu bayrak yere düşmeyecek
'HDP’yi bir daha açtırmamak namus borcumuzdur' diyen zihniyete buradan seslenmek isterim. Tek kişi kalsak dahi bu bayrak yere düşmeyecek. Bu gemi limana mutlaka ulaşacak. Bu da bizim namus ve onur borcumuzdur. Bu bizim namus borcumuzdur. Bu da bizim onur borcumuzdur.
Sözleşme hükümsüzdür
Sevgili kadınlar, bir kararname ile İstanbul Sözleşmesinin kaldırıldığına dair bir haberle uyandık bugün. Buradan seslenmek istiyoruz. Beyler, efendiler son sözü kadınlar söyler. İşte o yüzden İstanbul Sözleşmesi kadınlar bitirmeden asla bitirilmeyecek bir anlaşmadır. Bu sözleşme TBMM’de bütün partilerin ortak kararı ile çıkarılmış bir sözleşmedir. Tek bir kişinin bir adamın ‘bunu iptal ediyorum’ diyerek bitirilemeyecek olan bir sözleşmedir. Bu ülkede her gün kadınlar öldürülür, tacize, tecavüze uğrarken, bu sözleşmenin iptal edildiğine dair çıkarılan yasayı asla tanımıyoruz, hükümsüzdür diyoruz ve kabul etmiyoruz.
Kapak olsun, dert olsun
Sevgili arkadaşlar HDP'nin kapatma davasında aynı zamanda 600 küsur insana siyaset yasağı getirmeyi hedefliyorlar. Amaçları bugün halkın yanında olan cezaevlerinde olan her yerde mücadele eden insanları siyaset dışı bırakmaktır. Ama bu emellerine asla ulaşamayacaklar. Bir gider bin geliriz, siz 687 kişiye siyaset yasağı getirseniz de 6 milyon, 12 milyon insan siyaset yapmaya hazırdır. Hangi HDP’liyi siyaset dışına atabilirsiniz. Bu meydanlar böyle dolu ve coşkulu iken sizlerin gücü bizi siyaset dışı bırakmaya yetmeyecek. Bunu asla kabul etmeyeceğiz. Bu da AKP hükümetine ve küçük ortağına kapak olsun dert olsun!
Öcalan’ın Newroz manifestosu
Sevgili halkımız, bizim Newrozlarda bir araya gelmemizin önemli nedenlerinden biri de elbette zulme boyun eğmemek, direnmektir. Bu ülkenin barışına, özgürlüğüne, demokrasisine, kardeşliğine olan ihtiyaçtan kaynaklı sizlere 2013 Newroz’unu hatırlatmak isterim. 2013 Newroz’unda milyonların önünde Sayın Öcalan’ın milyonların önünde kaleme aldığı Newroz manifestosu hala zihinlerde ve yüreklerdedir. O manifesto bu ülkenin geleceğine barış özlemlerine adalet ve hukuk özlemlerine dair önemli bir manifesto idi. O gün o manifesto kabul edilmiş olsaydı bugün Türkiye bu krizleri yaşamıyor olacaktı. 28 Şubat’ta Dolmabahçe mutabakatı da aynı önemde Türkiye halklarının geleceğine dair önemli bir metindi ancak her ikisi de bu iktidar tarafından yok sayıldı kabul edilmedi.
Tecrit insanlık suçudur
Yasaları bile tanımayan bir iktidar var karşımızda. Tecrit bir insanlık suçudur. Her cezaevinde olan insan gibi Sayın Öcalan’ın da ailesi ve avukatları ile görüşme yapma hakkı yasal ve meşrudur. Bunu engellemek tecridi daha da derinleştirmek Kürt sorununu çözümsüzlüğe itmek bu ülkeye bir fayda getirmez. Biz Türkiye halkları olarak bu ülkede yaşayan Kürtler, Aleviler, Sünniler bu ülkenin bütün inançlarını bütün mezhepleri kardeşçe barış içinde yaşamak için elbette ki bunların hayata geçmesini talep ediyoruz.
Hiç kimsenin bu ülkeyi karanlığa sürüklemeye hakkı yoktur. Artık tek bir insanımızın evladımızın bile bırakın hayatını yitirmesini ayağının taşa değmesini istemeyiz. Bunun için aklıselim davranmak devlet aklını iyi kullanmak lazım. Çözümsüzlükte ısrar etmek yanlış bir politikadır. Çıkardığınız yasalara sizleri bir kez daha uymaya çağırıyoruz. Tecridin son bulması için AKP hükümetine ve Adalet Bakanına sesleniyoruz.
Sevgili halkımız gelecek elbette Türkiye halklarının olacak barış bu ülkeye mutlaka ama mutlaka gelecek. Özgürlükler ve demokrasi bu ülkede yeşerecek bizler bunun mücadelesi var olduğumuz, nefes aldığımız sürece yerine getireceğiz hayata geçireceğiz. Bunun için adalet, hukuk ve demokrasi kadar önemli bir şey olan barışın bu ülkeye yerleşmesi için sadece HDP değil sadece, Kürtler değil, bu ülkede bundan rahatsız olan her kesime başta muhalefet partileri olmak üzerine demokrasi güçlerine her inanca ve mezhebe çağrı yapıyoruz.
Barışı istemek sadece bize bırakılmamalı, barışı istemek herkesin sorunu olmalı, barışı talep etmek hepimizin tek amacı olmalı. Bu ülkeye barış gelirse inanıyoruz bu ülkede yaşanan bütün krizler biter. Ben bir kez daha hepinizin tüm halklarımızın kadınlarımızın gençlerimizin Newroz bayramını bir kez kutluyorum. Newroz’un barışa, kardeşliğe, özgürlüğe ve demokrasiye vesile olmasını temenni ediyorum. Newroz pîroz be.”
Buldan’ın konuşmasının konuşmasının ardından yüzbinler, “Bijî berxwedana zindanan” ve “HDP halktır, halk burada” sloganları attı. İSTANBUL