
Hafta sonu yapılan kongreyle HDP Eşbaşkanlığı'na seçilen Sebahat Tuncel ile HDP'yi, partilerine yönelik eleştirileri, yaklaşan seçimleri konuştuk. HDP'nin yeni bir çalışmanın ürünü olmadığına vurgu yapan Tuncel, "Aslında 10 yıllık bir geçmişe sahip. Kürtlerin, sol-sosyalist hareketlerin, demokratik güçlerin ortak mücadele arayışı hep oldu. Bunlar bir şekilde platformlarda, eylemlerde bugüne kadar devam etti. Son olarak Emek ve Demokrasi Bloku ile birlikte yeni dönemin, sadece seçim ittifakı olmadığını gördük ve asıl bundan sonra güçlü çalışmayla, halkın da onay verdiği projeyi büyütmekle başladık. İki yıllık emeğin sonucu aslında, HDP" dedi. HDP'nin sadece BDP ve sol-sosyalist çevrelerin içinde yer aldığı bir parti olmadığını vurgulayan Tuncel, "Hem bunların hem de bunların dışında kalmasına rağmen demokrasiden, özgürlükten yana olan ama partilerde kendini ifade edemeyen; kadın, ekoloji, LGBT hareketlerin yer aldığı bir parti olduk" diye belirtti.
Halk adına değil halkla mücadele
HDP'yi ortaya çıkaran önemli bir faktörün de 21. yüzyılda halkların karar süreçlerinde bulunma arzusu olduğunu ifade eden Tuncel, bu ihtiyaçtan şöyle bahsetti: "21. yüzyılda halkların yerelde siyaset yapma, kendi kendilerini yönetme ve kentin yönetilmesinde, ekonomik, ekolojik, kadın sorunlarında sürece katılma yaklaşımı oldu ve HDP de bu ihtiyaçtan doğdu. Halk adına değil halkla birlikte mücadele etmeyi bu yüzden önemsiyoruz. Biz ezilenlerin partisi değil de ezilenlerin kendisiyiz aslında. Kadınların, emekçilerin, Alevilerin, Kürtlerin, Türklerin, dindarların, LGBT hareketlerin kendisini özgürce örgütleyeceği bir organizasyon olarak ifade edebiliriz."
Marjinalleştirme çabası boşa çıkacak
Bazı köşe yazarlarının, iktidara yakın çevrelerin HDP'ye yönelik eleştirilerini takip ettiklerini ifade eden Tuncel, "Bu tartışmaları, partimizin ortaya çıkarttığı sinerjiyi, ana muhalefetin ve iktidarın nasıl değerlendirdiğini izliyoruz. Birileri HDP'ye yönelik aslında muğlaklaştırma eğilimi içinde ama biz hafta sonu yaptığımız kongrede 'umuda yolculuk' dedik ve yeni dönemi birlikte başlatma kararını gösterdik. Zaman içinde muğlaklaştırma çabası ve marjinal adı altında tanımlar yaparak marjinalleştirme çabaları boşa çıkartılacaktır" diye konuştu.
HDP müzakere alanı
Tuncel, "HDP içerisinde, şimdiye kadar birbiriyle temas kurmamış farklı çevreler var. Bunları bir arada tutmak kolay olacak mı" sorusuna şu yanıtı verdi: "Farklılıklarımızı demokratik kültürle bir arada tutmayı önemsiyoruz. Kabul etmek ve tahammül etmeyi ön plana alıyoruz. HDK ve HDP'yi aslında müzakere alanı olarak da görüyoruz. Devletle toplumun değil; toplumsal kesimlerin kendileriyle müzakeresi. İki yıldır hassasiyetlerimizi anlamaya, birbirimizi tanımaya çalıştık. İçimizde demokratik kültürü işletebilirsek, toplumda da farklılıklarla bir arada olunmasını başarabiliriz. İki yıllık geçmişte bunun mümkün olacağını gördük. Birbirine ön yargılarla yaklaşmak yerine anlamayı, dinlemeyi baz aldık ve bu durum ortaklaşmayı da beraberinde getiriyor. Bir gelişimin de açıklaması bizim açımızdan. Türkiye'de bu kadar renkli olan, bu kadar farklılığı olan tek hareket olduk. Bunu da sözde yapmadık; eşit temsil meselesini her kademede uyguladık, bundan sonraki süreçte de uygulayacağız."
'Uygulamalarımızla göstereceğiz'
BDP'nin şimdiye kadar ana muhalefet görevi gibi bir rol üstlendiğini ve yoğunlukla Kürtlerin desteğini aldığını belirten Tuncel, "HDP ise hepsini kapsıyor, çeşitli toplumsal hareketleri de kapsıyor. BDP çok önemli güç olarak HDP'nin içinde, HDP'nin büyümesi için de zemin, olanak sunuyor ama bunla birlikte birçok toplumsal kesimin yer aldığı da söz konusu. Sadece BDP ile ifade etmek eksik, yanlış olur. HDP sadece Türklerin Türkiye'de yaşadıkları sorunlar hakkında söz söylemeyecek. Kürtlerin sorunları, Ortadoğu'daki sorunlar, HES'ler ve Gezi de gündemde olacak. Kongremizde de Karadeniz'den Ege'ye, Kürdistan'dan Türkiye'nin çeşitli illerine kadar yoğun, farklı katılımlar vardı. Özetle; işçi sınıfının, kadınların, Alevilerin, demokrasi güçlerinin, Kürtlerin, LGBT'lerin mücadelesini görünür kılmaya çalışacağız. Önümüzdeki dönem de bunu uygulamalarımızda göstereceğiz" diye konuştu.
2013'ün 3'üncü tarihi çıkışı
2013'ün üç tarihi çıkışı temsil ettiğini ve bunların Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Newroz'daki manifestosu, Gezi süreci son olarak da bu ikisinin birleştiği HDP kongresi olduğunu söyleyen Tuncel, Kürt sorunundaki müzakere ve çözüm talepleriyle, özgürlük ve barış taleplerini ortaklaştırarak, farklı Türkiye'nin mümkün olduğunu göstermeyi hedefleyeceklerini kaydetti. Tuncel, Kürt sorunu konusundaki yaklaşımlarına da şu sözlerle açıklık getirdi: "Gasp edilen hakların iade edilmesi ve Türkiye'deki tekçi zihniyetten, savaşa neden olan politikalardan vazgeçilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Türkiye ile Kürdistan'a köprü kurabiliriz. İki halk arasında duvar ören, sorunu çatışma zemininde tutan zihniyete karşı bu duvarı yıkan, çözüm alternatiflerini ortaya koyan, iki halkı ortak mücadele zemininde tutan bir pratik sergileyeceğiz. Sorunun aynı zamanda Türkiye halklarının da sorunu olduğunu gösteren bir çizgide yer alacağız. Barış sürecine de çok önemli katkımızın olacağını düşünüyoruz. Çünkü HDP'yi aynı zamanda müzakere zemini olarak görüyoruz; Alevinin Sünni ile, Türk'ün Kürt ve Arap ile birbirine yeniden bakmasını becerebilmesi ve yeni bir hukuk oluşturabilmesinin zemini... Bu yüzden barış sürecinde de önemli bir rol üstleneceğiz. HDP, Türkiye'de aslında toplumun demokrasiye, özgürlüklere hazır olduğunu gösterecek ve iktidarın yalanlarını açığa çıkaracak."
Tüm Türkiye için özerklik
Yerel seçimler hakkında ise Tuncel, "Yerel seçimler genel seçim atmosferinde geçecek gibi" diyerek, şunları kaydetti: "Kürdistan'da BDP, Türkiye'de HDP olarak yerel seçimlere yaklaşımımızı açıklarken, 'kentimizi de kendimizi de biz yöneteceğiz' demiştik. Çünkü yerel yönetimleri sadece kentleri yönetmek olarak görmüyoruz; demokrasiyi geliştirmek, yerel demokrasiyi geliştirmek ve bu anlamda katılımcılığı sağlamak olarak da değerlendiriyoruz. Yerel yönetim çalışmalarımızı başlattık sayılır. Aday göstereceğimizde halkla bütünleştireceğiz. En geniş kesimlerle bir arada olmayı, ittifak etmeyi baz alacağız. 'İttifak' deyince hep partiler anlaşılıyor ama biz kadınlarla, ekolojik hareketlerle, gençlerle ve benzeri hareketlerle ittifakı düşünüyoruz. 2 Kasım'da Parti Meclisimizi toplayacak, gerekli kurullarımızı seçecek ve hızla yerel yönetim çalışmalarını başlatacağız."
Yerel özerkliği bütün Türkiye için savunduklarını bildiren Tuncel, "Kentten köye kadar halkın sürece katılımlarını hedefliyoruz. Artık halk baskıcı, otoriter, 'ben yaptım oldu' tarzı, merkezde belirlenen politikaları reddediyor. Karar süreçlerinde müdahil olmak istiyor. Biz de bunun olanaklarını yaratacağız" dedi.
HDP yeni katılımlara açık
Tuncel, son olarak HDP'nin yeni katılımlara açık olduğunu ifade ederek, şöyle dedi: "HDP olarak yeni yola çıktık. Bu yolculukta yanımızda görmek istediğimiz arkadaşlarımız var. Demokrasiden, özgürlükten yana olan, başka Türkiye isteyenlerin katılımları olabilir. Geç kalınmış değil. HDP hala yenilenen, katılımlara açık bir parti. Hem kurumlar, siyasi partiler hem de bireyler HDP'de demokratik merkezde olabilirler. Bu mücadeleyi birlikte yürütebiliriz. Aslında partilerden ziyade partilerin tabanında da yer alan, bizimle bazı konularda ortak düşünenlerin de HDP'ye katılacaklarını, buradan da birliktelik çıkabileceğini; bunun olanaklarını, emarelerini görüyoruz. Birçok insan kendi partisinden rahatsız oluyor. Yeni alternatif arayan geniş kesimler olduğunu görüyoruz."
ANF/ANKARA