
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, hem ekonomik açıdan hem de toplumsal/sosyal bunalımlar açısından Türkiye’deki krizin, aslında Yunanistan’dan büyük olduğunu belirterek, “Türkiye’de de çözümün ve umudun solda görülmesi, giderek toplumda artacak diye düşünüyorum” dedi. Demirtaş, “İlle de SYRIZA biziz, en çok biz benziyoruz” gibi bir yarış içinde olmadıklarının altını çizdi.
Demirtaş, SYRIZA tartışmaları ve ittifaklarla ilgili sorularımızı yanıtladı. Birleşik Haziran Hareketi’nin bazı bileşenleriyle görüşmelerin yapıldığını belirten Demirtaş, “Haziran Hareketi kendini bir seçim bileşeni olarak tariflemiyor. Ama hareketin içindeki siyasal güçler, ayrı ayrı seçim politikası belirleyebiliyorlar. Biz de Haziran Hareketi’nin bazı bileşenleriyle görüşmeler yaptık, yapıyoruz” dedi.
BHH’yi görmezden gelemeyiz
Birleşik Haziran Hareketi’ni (BHH) toplumsal bir değişim ve ilericilik adına yola çıkmış bir hareket olarak tanımlayan Demirtaş, şöyle devam etti: “Gezi Direnişi’ne öncülük eden bazı grupların da içinde bulunduğu dinamik bir güç. Belki nicelik olarak etki alanı fazla değil fakat Türkiye’nin değişimi ve demokratikleşmesinde, emekten yana bir halk gücünü ortaya çıkarmada iddiaları olan bir grubu HDP olarak bizim görmezden gelmemiz ilkelerimize aykırı olur. O nedenle de bütün bu dost çevrelerle görüşüp hem seçim konusunda görüşlerini, önerilerini almak istiyoruz hem de gerçekten birlikte hareket etmenin koşullarını yaratmaya çalışıyoruz.”
İlericilik, devrimcilik adına birbirini dışlayan yaklaşımlardan kurtulmak gerektiğini kaydeden Demirtaş, geniş bir perspektifle, ayrım gözetmeksizin bütün çevrelere gittiklerini; görüş ve önerilerini aldıklarını söyledi. Demirtaş, şunun altını çizdi: “Fakat henüz net bir sonuca ulaşmış değiliz.”
Kürdistanilik güçlü damar kalmalı
Kuzey Kürdistan’daki Kürdistani yapılarla da bir önceki seçime göre daha geniş bir ittifak sağlamayı hedeflediklerini vurgulayan HDP Eşbaşkanı Demirtaş, şunları söyledi: “Tabii ki bütün Türkiye demokrasi mücadelesi içinde Kürdistan’ın özgün bir durumu, konumu ve mutlaka farklı ele alınması gereken yönleri var. Biz Türkiye genelinde ittifak ve genişleme perspektifini yürütürken Kürdistan’da da aynı ilkeler çerçevesinde bütün Kürdistani güçlerle, eleştirileri olan fakat dostça destek sunmak isteyen bütün güçlerle görüşüyoruz. Kürdistani rengin ve çizginin, Kürdistani mücadelenin kesinlikle güçlü bir damar, güçlü bir akım olarak varlığını koruması gerektiğini düşünüyoruz.
HDP karşı tezi değil
HDP, Kürdistaniliğin karşı tezi değildir. Bunun üzerine şekillenmiş bir hareket, parti değildir. Bütün bileşenler nasıl ki kendi özgünlüklerini koruyorsa Kürt Hareketi de kendi özgünlüğünü koruyarak HDP içinde var oldu, var olmaya devam ediyor. Bu nedenle Kürdistani hareketlerin ulusal birliğini kendi içinde öncekilere kıyasla daha güçlü ortaya çıkarması için de uğraşıyoruz.
Kitlelerin sola yönelmesi önemli
Yunanistan’da SYRIZA’nın önemli bir başarı elde ettiğini anımsatan Demirtaş, Avrupa’da çok uzun yıllardan sonra neoliberal kapitalist sistemin eleştirisi üzerine sosyalist bir iktidarın ortaya çıkmasının çok önemli bir gelişme olduğunu kaydetti. “Ne kadar başarılı olurlar, ne yapabilirler, o ayrı bir tartışma konusu” diyen HDP Eşbaşkanı, şunun önemsediğini vurguladı: “Yunanistan’da ekonomik krizin ve kapitalizmin yarattığı sorunların alternatifinin solda görülmüş olması, kitlelerin sola yönelmiş olması, bence önemli bir gelişme. Bunun İspanya’da da, İtalya’da da muhtemelen yansımaları olacak ve bütün Avrupa’yı etkileyen bir sol harekete dönüşebilecek. Böyle bir potansiyel var, bu ivme yakalanabilir. Türkiye’de de tabii ki belli etkileri oldu, olmaya devam edecek.”
Türkiye’deki kriz hissedilmiyor
Yunanistan ve Türkiye’nin bütün koşullarının birbirine benzemediğini, ancak iki ülkenin de derin sorunlar ve krizler yaşadığını ifade eden Demirtaş, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yunanistan tabana yayılmış büyük bir ekonomik krizle mücadele etmeye çalışıyor; Türkiye’de de makro düzeyde bir ekonomik kriz olmamakla birlikte gelir dağılımındaki adaletsizlik ve yoksulluk her geçen gün artıyor, işsizlik artıyor. Ekonomi balon gibi şişiyor, büyüyor; fakat bu üretime, istihdama dayalı bir büyüme olmadığı, sermaye tabana yayılamadığı; daha çok sıcak para akışıyla ayakta duran bir Türk ekonomisi olduğu için Yunanistan’daki kadar derinden hissedilmiyor kriz. Fakat hem ekonomik açıdan hem de toplumsal/sosyal bunalımlar açısından Türkiye’deki kriz, aslında Yunanistan’dan büyüktür. O nedenle Türkiye’de de çözümün ve umudun solda görülmesi, giderek toplumda artacak diye düşünüyorum.”
‘Kara Murat benim!’
Organik olarak bir araya gelmiş ve aynı hedefe kitlenmiş SYRIZA yapısının, aslında Türkiye’de sadece HDP’ye benzediğini belirten Demirtaş, HDP’nin de çok sayıda bileşeni bir araya getirmeyi başarmış bir kolektif yapı olduğunu hatırlattı. “Fakat HDP’nin SYRIZA’ya benziyor olması bile Türkiye’de herkesi rahatsız ediyor. Bizim dışımızdaki bazı sol çevreleri bile rahatsız ediyor” diyen Demirtaş, niye rahatsız olduklarını anlamakta zorlandığını söyledi. Demirtaş, Cüneyt Arkın’nın başrolünü oynadığı Kara Murat filmine atıfta bulunarak, devam etti: “O filmdeki bir sahnede, ‘Kara Murat benim’, ‘Kara Murat benim’, ‘hayır benim’ diye ortaya çıkıyor ya herkes; öyle bir karikatür vardır. Burada da SYRIZA benim, diye sanki bir yarış başladı. Tamam kardeşim, sizseniz sizsiniz. Biz HDP olarak ‘İlle de SYRIZA biziz, en çok biz benziyoruz’ gibi bir yarış içinde değiliz. Biz HDP’yiz. Zaten bu kadar saldırının nedeni de HDP’nin iktidar olma ihtimalinin giderek güçleniyor olmasıdır. Bu düşünce bile bazılarını çok tedirgin ediyor. Dikkat edin, AKP’nin ve CHP çevrelerinin HDP’ye verdiği refleks aynıdır. ‘Olur mu canım öyle şey! SYRIZA’nın Yunanistan’da iktidara gelmesi gibi HDP de gelebilir mi? Hiç benzemiyorlar’ diyor ikisi de…”
Korkunun ecele faydası yok
AKP’lilerin bazılarının da “SYRIZA asıl biziz” dedikleri hatırlatılan Demirtaş, “Tabii canım, hepsi Kara Murat zaten. Rahatsız olmalarını anlıyoruz; çünkü HDP’nin iktidar olmasının düşüncesi bile onları rahatsız ediyor. Ama korkunun ecele faydası yok. HDP de o rotaya girdi ve iktidara gelmek için ciddi bir güce dönüştü artık” dedi.
Türkiye’ye yakışan buydu!
Kobanê zaferi sonrası sınıra dev Türk bayrağının asılmasının kompleksten kaynaklandığını ifade eden Demirtaş, bunun lüzumsuz olduğunu söyledi. Demirtaş, şöyle izah etti: “Kürtler, sembolik olarak, bir zaferin coşkusunu ifade etmek için o bayrağı astı. Türkiye’ye karşı bir gösteri de değildi. Türkiye tarafından milliyetçi bir refleksle cevap verilmesi, doğrusu devlet geleneğine yakışmıştır. Türk devlet geleneği bunu gerektirir. Heralde bu taraftan askerlerin barış güvercinleri uçurmasını beklemiyorduk; kendilerine yakışanı yaptılar… Bu tavır doğru değil. IŞİD siyah bayrağını Miştenûr’a çektiğinde neden Türk bayrağı çekmediler? Asıl tehdit oydu. Türk bayrağını Kürtlere karşı bir psikolojik savaş aracı haline getirmek kimseye yaramaz.”
OSMAN OÐUZ/HABER MERKEZİ