Seçimlerin üzerinden on gün geçmesine rağmen Türkiye’de belirsizlik hala devam ediyor. Açık söylemek lazım ki; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tehdidi hala devam ediyor.
Tuhaf şeyler oluyor. YSK resmi olarak seçim sonuçlarını açıklamıyor, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümet kurma görevini partilere vermiyor. İşi ağırdan almasının elbette belli başlı sebepleri var. Demek istiyor ki 'siz AKP’yi tek başına iktidar yapmadınız, bakın bunlar başınıza geliyor.’
Oysa seçmen nasıl olması gerektiğini 7 Haziran günü söylemişti. 'Tek parti diktasına son, başkanlık istemiyoruz, uzlaşı, adalet, refah ve demokrasi istiyoruz’ diyerek açık ve net tavrını koydu.
Ancak seçmenin bu kararı Erdoğan’ın çıkarlarına ters düşüyor. Dolayısıyla adeta ülkeyi kilitleyerek, geleceği belirsiz hale getiriyor.
Sadece bu kadar değil, aynı zamanda gerilim, savaş politikalarını sürdürüyor. Hedefe ise HDP’yi koymuş durumda.
On gündür siyasetin ve AKP medyasının tek konusu HDP. Yazılanlara, çizilenlere baktığımızda, HDP’nin bu başarısını bir türlü hazmedemediklerini görüyoruz.
Onların bu moral bozukluğunu bir yere kadar anlamak mümkün. Gerçekten HDP’ye halkın desteği takdire şayandı. HDP kendini halka iyi anlattı ve halk da buna karşılık verdi. Herkesin bu duruma saygı göstermesi gerekirken aksine neden böyle olduğu üzerine haksız yorumlar yapılıyor.
AKP medyası seçim süreci de dahil, HDP’ye saldırı biçimlerini başka bir boyuta taşımaya başladılar. Koalisyon hükümeti kurulmasından veya kurulacağından dolayı rahatsızlıklarını her fırsatta dile getiriyorlar ve erken seçimin olması gerektiğine dair yazılar yazarak, aslında aba altından sopa gösteriyorlar.
Büyük bir gazetecilik başarısı göstermişler gibi, "Efendim biz Diyarbakır’a gittik, oradaki halkla görüştük; halk seçim sonuçlarından kaygılıydı" diye yazılar yazmaya başladılar. Yine, "Diyarbakır halkı HDP’nin barajı geçmesini istemiş ama AKP’nin de tek başına iktidar olmasını istemiş. Erken seçim olursa AKP’ye oy vereceklermiş" diye de savsatalar eklemeyi unutmuyorlar.
Yahu siz şaka mı yapıyorsunuz? Size ne içiriyorlar böyle?
Kürdistan halkı tam da AKP’nin bu tekçi politikalarına karşı çıkarak AKP’yi Kürdistan’dan sildi. Özellikle Erdoğan’a, "Sen bizi yok saydığın sürece, biz de seni yok sayacağız" dediler.
Seçimden birkaç gün önce Diyarbakır’da patlatılan ve 5 kişinin ölümüne, onlarca insanın sakat kalmasına neden olan bombaların arkasından, "ölen de Kürt, öldüren de" açıklamalarına sessiz kalan medya, şimdilerde Diyarbakır’da geziniyor.
Anlaşılan bütün dertleri, Erdoğan’a kaybettiği iktidarı yeniden kazandırmak.
Bunun için de Erdoğan medyası canla başla çalışıyor. Ancak onlar 'iyi bir şey yapalım’ derken hem Erdoğan’ı hem de kendilerini giderek batırıyorlar.
Eskiden kazanmak için memlekette Kürt düşmanlığı yapmak yeterliydi, ancak şimdi öyle değil. HDP’nin gösterdiği başarı, AKP Hükümeti ve Erdoğan’ın savaş üzerinden kazanma planlarını bozdu. Erdoğan ve yandaşları 'Yenilmiş pehlivan güreşe doymaz’ hesabı Kürtlere karşı savaş ilan ederek, kaybettikleri yerden kazanmak istiyor. Bunun için de memleketi ateşe atmaktan geri durmayacakları net.
O zaman AKP ve Erdoğan’ın savaş planlarını bozmak, barışı tahsis etmek bir zorunluluk. HDP seçmeninin işi hala bitmedi. Gerek içeride gerek dışarıda uygulanan savaş politikasını bozmak için aynen sandıkta yapıldığı gibi bir araya gelmek lazım.