Yürütülen tartışmalarda daha çok HDP’ye inançsızlık öne çıkarılıyor. Bu bilerek yapılıyor. İnanılan şey için çalışılır, inanılan şeyin etrafında toplanılır, inanılan şeyden moral, coşku ve heyecan alınır ve onun uğruna her şey yapılır. HDP’nin inanılacak, coşku veren yeni bir güce dönüşeceğinden korkulmaktadır.
Çünkü HDP, sıradan bir parti değildir. Demokratik halklar zamanının partisidir. İçinden geçtiğimiz zaman, artık eski tarz sömürücü sistemlerin kendisini topluma farz kılmasına imkan tanımayacak gibi görünüyor. Kadınlar kendi doğasına uyanıyor. Emekçiler satılmış emeğine uyanıyor. Ezilmişler kendi kimliklerine, kendi varlıklarına uyanıyor. İnanmışlar kendi öz inançlarına, kültürel inançlarına uyanıyor. İnsan, doğaya muhtaciyetine uyanıyor. Kısacası toplum, kendi doğasına yeniden uyanıyor. Bu uyanışları buluşturmak ve kaynaştırmak gerekiyor.
HDP, bu uyanışların buluşma ve kaynaşma ortamı olmaya aday olan tek partidir. Halkların, kültürlerin, inançların, kadınların, ekolojik duyarlılıkların taşıdığı enerjiyi ortak bir sinerjiye dönüştürme potansiyeli taşıyan tek partidir. Türkiye’nin temel sorunlarını çözecek yeni bir düşünce ve programa sahip bir partidir. Zamanın ruhunu en iyi okuyan partidir. Birilerinin çokça söylediği gibi projesiz değildir. Son yıllarda Türkiye’de ortaya çıkmış en değerli siyasi projelerin sahibidir. Toplumun müthiş ihtiyaç duyduğu bir demokratik gelecek projesine sahiptir.
Cumhuriyet tarihinin belli bir döneminden sonra, Türkiye’de açılan derin toplumsal yarılmalar hala varlığını sürdürmektedir ve bir an önce giderilmeyi beklemektedir. Cumhuriyet’in bünyesine, ulus devletin tekçi zihniyetinin oturması; Kürtlerin ve diğer azınlık halklarının, sol sosyalistlerin, değişik kültürel inançların inkarı üzerinden sağlanmıştır. Bu demektir ki, ulus devletin tekçi zihniyeti ile toplumun kendi iç doğası, kendi içindeki doğal demokratik itifakı birbirine zıttır. Merkezi ulus devletin tekçi otoriter yapısı ile HDP’nin çoğulcu demokratik özgürlükçü zihniyeti de aynı oranda birbirine zıttır. HDP kendisini, tam da merkezi ulus devletin inkar ettiği bu toplumsal doğalara, yeniden özgürlük tanıma iddiası ile ortaya çıkmıştır.
Dolayısıyla HDP projesi, Türkiye’de oldukça devletçi olmuş hakim siyasi ortamda, sivil toplumsal kesimlerin, demokratik özgürlükçü kesimlerin sesini yükseltmek istemektedir. Bu anlamda toplum dışı ve merkezi ulus devlet yanlısı hakim siyasi ortama, demokratik güçler adına bir müdahale iddiasıdır. Güç kaybetmiş olan demokratik toplum kesimlerinin kendisini gerçek radikal bir parti etrafında örgütleme arayışıdır.
Son yerel seçimlerde "HDP tutmadı" deniyor. Bu tespiti yapanlara çok yazık. Düşünce fakiri denilebilir. HDP’nin son yerel seçimlerde Türkiye’de hiç belediye kazanamamış olmasına bakarak bu tespite gitmek çok yanlış. Bu bilerek yapılan bir propagandadır. Çünkü HDP Türkiye’deki demokratik çevrelerde önemli bir beklenti oluşturdu gerçekten. Bu boş bir beklenti değildi. Ancak bu beklenti karşılığını bulacak bir olanak yakalayamadı. HDP’nin nasıl bir ortamda seçimlere gittiğini tüm siyasal çevreler bilmektedir. Elini vicdanına koyarak değerlendirmek gerekir. Tüm koşulların aleyhine işlediği bir siyasi ortamda HDP seçimlere girdi. Günlük olarak uğradığı saldırılar altında kendini tanıtma ve anlatma olanağı bile bulamadı. Örgütlenme ve propaganda çalışması yaptırılmadı. Adeta "Türkiye’de sana yer yok" denerek yıldırılmak istendi. Saldıran çevreler HDP’nin radikal demokrasi projesini kendi varlıkları açısından tehlikeli bulan, merkezi ulus devleti derinden koruyan odaklardı. Temel amaçları da HDP projesini daha doğmadan boğmak ve yarattığı toplumsal umutları katletmekti.
Ama tüm bunlara rağmen HDP, Türkiye’nin demokratik geleceğidir. Hakkında çok olumsuz konuşanlar bile bunu çok iyi biliyor ve zaten bu yüzden çekiştirip duruyorlar. Türkiye’nin demokratik toplumsal kesimleri, umutlarını coşkuyla büyütmeye devam etmelidirler, karalamalara karşı dik durarak kendinden emin cevap vermelidirler. Çünkü zaman onlardan yanadır. Bunu kimse değiştiremez.
HDP Türkiye’nin demokratik geleceğidir
HDP kurulduğundan beri tartışılıyor. Hala da tartışılacağa benziyor.