Toplumsal Dayanışma Ağı Derneği yöneticilerinden Faruk Eroğlu,  yerel seçimlerde batıda HDP'yi, Kürdistan'da ise, BDP'yi destekleyeceklerini belirtiyor.
Eroğlu, "Halkların birbirlerine karşı düşman edilmesine ve ırkçı yaklaşımların önüne geçebilecek en doğru proje HDP ile birlikte olmaktan geçiyor. Ulusal bir sol oluşturulacağına, halkların kardeşliğini ve birlikte mücadelesini yürüten HDP içinde yer alınmasının doğru olacağını ifade ediyoruz" şeklinde düşüncelerini dile getiriyor.
Bir dönem İnsan Hakları Derneği'nde de MYK üyeliği de yapan Faruk Eroğlu ile seçimler, kendi çalışmaları ve Türkiye'deki durum hakkında, ziyaret amaçlı geldiği Hollanda'nın Den Haag kentinde görüştük.

Bu oluşuma neden ihtiyaç duyuldu? Toplumsal Dayanışma Ağı hakkında kısa bilgi verir misiniz?

Toplumsal dayanışmada bir sıkıntı vardı. Bu oluşuma ihtiyaç duyulduğunu hissettik. 1980 darbesi sonrası oluşan kaos ortamı 90'lardaki bir çıkış, arkasından ölüm oruçları ile başlayan bir gerileme durumu vardı. Ekonomik olarak zor durumda olan, birbirlerini geliştiremeyen, bireyci bir sınıf vardı. Bir nebze bir çare olalım dedik. Toplumsal Dayanışma Ağı, 2006 yılında kuruldu. Muhalif, sosyalist çizgileri olan bir derneğiz. Türkiye çapında İstanbul, Aydın, Gebze, Antep'te olmak üzere 4 şubemiz ve Ankara, İzmir, Konya'da da 3 temsilciliğimiz var. Tüzük gereği insanlar arası dayanışmayı sağlayabilmeyi amaçlıyoruz. Türkiye'deki gençliğin profiline baktığımız zaman, apolitik, okumayan araştırmayan, düşünmeyen ve sosyalizmi hiç bilmeyen bir gençlik profili vardı. Bu işin sosyal tarafını görüp sosyalizmin abc'sini öğretmeyi hedefledik. Basardığımızı düşünüyoruz.
 
Kurulduğunuz tarihten bu yana ne gibi etkinlikler düzenlediniz?

Bir çok eylem, etkinlik ve kampanyalarımız oldu. Bunlardan bir kaçını şu şekilde söyleyebiliriz: Sosyal belediyeciliğe ilişkin seminerler düzenledik. Uyuşturucuya karşı ciddi bir kampanya başlattık. Gebze'de bu noktada yaptığımız eylemler sonucunda şube açıldı ve sonuçta dayanışma oluştu. Antep'te de yaptık ve kampanya çerçevesinde uyuşturucuya başlayanlar bize başvurdu. Bir ekip oluşturduk önce ve resmi rakamlara göre uyuşturucu kullananalara ulaştık. Sonra radyo ve televizyonlar  aracılığıyla gayri resmi olan uyuşturucu kullanan sayıya ulaştık. Ailelerin de aracılığı ve yasal bir kampanya ile gönüllü doktorlar psikiyatrist ve psikologlarla 3 kişi tedavi edildi. Tabii konser ve diğer etkinlikleri saymıyorum. Politik etkinliklerimize örnekler vermek gerekirse, 12 Eylül Anayasası'na ilişkin bir referandum yapıldı. O dönemde 'hayırcılar', 'evetçiler' ve 'yetmez ama evetçiler' vardı. Bütün bu kesimleri bir araya getirdik, hepsi konuştu. O, 32 maddeye, kendi maddelerimizi kendi görüşlerimizi ekledik sandığa bunu gönderdik. Diğer yandan Newroz, 1 Mayıs, 8 Mart Kadınlar Günü'nde hem alanlara çıkıyor, hem de platformlarda yer aldık. Dernek, yerelin sorunlarıyla bütünleşip, genelin sorunlarına eğilmektedir. Örneğin, okul servisi ücreti konusunda eylemimiz oldu. Bir hafta bu eylem sürdü. İstanbul Valiliği geri adım attı. Servis ücretleri geri çekildi. Etkinlik İstanbul'da büyük bir yankı buldu. Devlete sosyal sorumluluğunu hatırlatan eylemler yaptık. Çevre eylemleri de yaptık. Biz daha çok 'beraber yapalım' temelinde çalışıyoruz.

Bu etkinliklerinizin yanı sıra Kürt halkının var olma mücadelesine karşı sorumluluklarınız ve seçimler konusundaki tavrınız nedir?

Bakış açımız çok net. Halkların kendi kaderini tayin hakkı var. Kürt Ulusal Kurtuluş Hareketi'nin kararlarını kendi vermesi açısından bakıyoruz. Bu bakış açısıyla beraber onların çalışmalarına katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Bulunduğumuz yerlerde dahil olmaya çalışıp, etkinlikler planlıyoruz. Bir radyomuz var. Radyoda mutlaka bu konular da gündem oluyor.
Türkiye'de her türlü hak ihlali karşısında müdahaleci olma gibi bir derdimiz var. Kürt Ulusal Hareketi olsun, ya da başka bir şey olsun bir ayrım yapmıyoruz. Seçimler için politik ve muhalif bir dernek olarak tavrımız net. HDK partileşti, HDP oldu. Biz dernek olarak bileşenlerden biri değiliz, ancak olmamamız onlarla çalışmayacağımız anlamına gelmiyor. HDP ile seçime ilişkin bir çalışma içindeyiz. Bulunduğumuz her ilde seçim çalışmalarına HDP ile katılıyoruz. Bu bizim dernek olarak kararımızdır. HDP'nin mantığını doğru bulduk ve destekliyoruz. HDP çatısı altında Gebze'de eşbaşkan, bazı bölgelerde de meclis üyeliği ve muhtar adaylarımız var. Doğu'da BDP'yi, batıda HDP'yi destekliyoruz. Gebze'de kentsel dönüşüme karşı 7 mahalleyi biraraya getirip platform kurduk. Eylemlerimiz devam ediyor.

AKP istenmiyor

Faruk Eroğlu Türkiye'deki son siyasal süreci ve yaklaşımlarını şu şekilde özetliyor;
Gelinen nokta itibariyle AKP ve Cemaat arasında ticari anlaşmazlık sonucunda birbirini tavsiye etme çalışması var. Bundan da öte, bu ülkede AKP'nin politikaları, Türkiye'de artık istenmiyor.
Burada asıl aktör gündemi belirlemesi gereken HDP'dir. Çünkü 40 tane oluşumun bir araya geldiği HDP, ülkede çok ciddi bir güç olması gerekir. Bizim yapmamız gereken insanları kitlesel olarak sokağa çıkarmak tepkilerini ortaya çıkarmak. CHP tarihsel rolünü oynamaya devam ediyor. Kemalist ya da ulusalcı politikasını gütmek gibi.

HDP'ye iş düşüyor
Haziran İsyanı çok önemliydi. Gezi İsyanı, büyük dalgalarla devam etseydi emperyalistler daha büyük sıkıntı çekecekti. Yine Rojava Devrimi dengeleri sarstı. Beklenmiyordu. Türkiye oradaki devrime saldırdı. Barış sürecine ilişkin ise, AKP'nin iktidarda kalmak amacıyla uyguladığı yöntemlerden bir tanesi olduğunu belirtmek lazım.
Gezi sürecinde bulundum. Ki biz ona 'Haziran isyanı' diyoruz. Gezi'de özgürlüklerini arayan tüm kesimler sokağa çıktı. 'Gezi ruhu', devam ediyor diye düşünüyorum. Tam bu noktada HDP'ye iş düşüyor. Esasında sınıf örgütlerine çok iş düşüyor. Son olarak ifade etmek gerekirse; Halkların birbirlerine karşı düşman edilmesine ve ırkçı yaklaşımların önüne geçebilecek en doğru proje HDP ile birlikte olmaktan geçiyor.
 


BİRGÜL ROAVA/DEN HAAG