Almanya Gündemi


Almanya’da faaliyet yürüten yaklaşık 50 kurum Köln’de bir araya gelerek HDP’yi desteklediklerini açıkladı. Yukarıda fotoğrafını gördüğünüz basın açıklamasını yapan kurumlar arasında başta Kürtler olmak üzere, Êzîdî, Alevi, Müslüman, Çerkez, Laz, Ermeni, Asuri-Süryani halklarını temsil eden, etnik ve inanç bazında örgütlenen kurum ve kuruluşlar yer alıyordu. Destekçiler arasında kadına yönelik faaliyet yürüten, işçi hakları adına örgütlenen kurumlar da vardı. 

Profile baktığımız zaman aslında çok net bir tablo ortaya çıkıyor: Türkiye’de ötekileştirilen hangi etnik, inanç ve sınıf varsa 7 Haziran’da yapılacak seçimlerde HDP adına çalışmalar yürüteceklerini deklere etti. Bu anlamda HDP, kuruluş prensibinden de yola çıkarak Türkiye’de ötekileştirilen halk topluluklarını bir çatı altında toplama hedefiyle seçim programını hazırladı ve Almanya’da da bu doğrultuda tarihin çeşitli zamanlarında zulüm görmüş, horlanmış, dışlanmış, sürgün edilmiş birçok halk topluluğunu temsil eden kurumlar bir araya gelerek seçimdeki adreslerini de resmi olarak açıkladı. Bu aslında Almanya’da ki seçim çalışmalarının da bir startı oldu. 

Haziran seçimleri için Almanya boyutuyla hedeflenen kitle 300 bin dolayında, ve Almanya’da 800 bin civarı Kürt, 650 bin civarında Alevi (istatistik veriler tahmin edilen ortalama rakamlardır) nüfusunun olduğunu hesaplarsak (seçmen kitlesinin önemli bir kısmının hala nüfus cüzdanı yok, bu da önemli  bir sorun) bu hedeflenen rakama ulaşılması için oldukça disiplinli bir çalışma yapılması gerekiyor, ki HDP her ne kadar, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendini anlatma fırsatı bulmuş olsa da, önünde hala meşakkatli bir yol bulunuyor. 

Kısa bir hatırlatma yapacak olursak Almanya’da 8 Mayıs-31 Mayıs tarihleri arasında oy kullanılacak. Dolayısıyla 8 Nisan tarihine kadar seçmen kütüklerine yazılmak gerekiyor. Bu anlamda Avrupa’dan da giden oyların seçimi etkileyeceği gerçeğini unutmamak gerekiyor. Şimdi gelelim önümüzdeki seçimlerin neden önem arz ettiğine...

Bu seçimleri başta biz Kürtler olmak üzere, Türk, Ermeni, Asuri-Süryani, Laz, Çerkez, Êzîdî, Alevi, Sünni, ve adını daha sayamadığımız birçok halk topluluğu oldukça ciddiye almalıdır. Çünkü; sürdürdüğü azınlık politikası ile Türk -İslam çemberi dışındaki diğer halkları yok sayan, Kürt sorununu çözmeye çalışmak yerine, her defasında oyalama yöntemi benimseyen, ana okullarından başlayarak çocuklara din dersi verip, bunu da ahlak ile bağlanlamdıran, yaşam standartlarını kendi zihniyetine göre elini masaya vurarak topluma dayatan, öksürdüğünde bile insanların karşısında sus-pus olmasını bekleyen, her ağzını açtığında nefret ve öfke patlaması ile kendinden geçen, kadınları sadece ‘evinin kadını’ rolüyle benimseyen, feministe laf sokuşturup, kadına yönelik şiddeti meşru gören, artık hayretler içinde bile izlemeye mecalimiz kalmayan 13 yıllık bin, ’tek adam’ iktidarına karşı artık güçlü bir 'ses’in muhalefet etmesi gerekiyor. Yine bu seçimler biz kadınlar açısından da oldukça önemli. 

Zira hiç gerilere gitmeyelim. Daha birkaç gün önce yaşanan üniversite öğrencisi Özgecan’ın katli, devlet erkinin toplumu dizayn etme politikalarından bağımsız düşünülemez. Koyduğu yasaları uygulamayan, kadınlara yönelik yaptığı her çalışmada, aslında ’kadın’ı dışlayan bir zihniyet, kadın cinayetlerini önlemiyor, bilakis önünü açıyor. Özgecan Dersimli bir ailenin kızı, failler ise Amed’de ‘Diyarbakır’ tabelasının altında ülkücü işareti yapan, boş zamanlarında ‘Fatmagül’ün suçu ne’ dizisinden esinlenerek fantezi üreten, 3 birey. (Diziden sonra Fatmagül’ün şişme bebekleri satışa sunulmuştu.) 

Şimdi sormak gerekiyor: Acaba bıçak darbelerinin ardından, hala yaşayan Özgecan’ın ellerini kesip delilleri yok etmek isterken, akıllarına ‘Münevver’in katilleri mi geldi? Acaba barış gelini Pippa Bacca  örneği mi, yoksa fotoğraf çekmek için İstanbul’a gelen Sarai Sierra mı akıllarına gelen? Acaba kravat takıp iyi hal indirimi alacaklarını mı hesap ettiler, yoksa tahrik indiriminden mi nemalanmak istediler. Öyle ya, daha önce mahkemeler kadınların ruj renklerini, etek boylarını, mesajlaşmalarını, gülümsemelerini tahrik olarak kabul etmemiş miydi? Bu kadar rahat cinayet işlenmesinin elbette ki bu örneklerle ilgisi var. Birçok kentte kadınlar ayağa kalktı, fakat bu hareketlilik seçim sandıklarına yansımadığı sürece sadece anlık bir tepki olarak kalacaktır. İşte bu nedenlerden dolayı tüm öteki sayılanların adresi bellidir. Gerek Avrupa’da, gerek Türkiye’de, gerekse Kürdistan’da seçimlere bu ciddiyetle hazırlanmak gerekiyor.