
Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Ermeni jenosidinin kabul edilmesini tavsiye eden kararına karşı AKP-CHP-MHP şovenist birlik oluşturdu. Hep birlikte Avrupa Parlamentosu’nu kınadı.
Halklarımız, işçi sınıfı, komünistler ve tutarlı demokratlar için, Ermeni halkımızın jenoside tabi tutulmasına karşı mücadelede 100. yıldönümü önemli bir gün.
Kim, hangi cephede yer alıyor tavırsal saflaşması açısından da önemli bir gün.
Parlamentoda bulunan partilerden yalnızca HDP, soykırımcıların cephesinde yer almayı reddetti. Şimdiye değin HDP ve bileşenleri Ermeni halkımızın soykırıma uğratılmasına karşı tavırlarını açıklayageldiler. 100 yıllık şovenist şartlanmaya karşı durmaktan çekinmediler.
100 yıllık şovenist şartlanma, tutarlı demokratizmin gelişmesini hep boğdu. Türk burjuvazisi ve egemenleri, Ermeni düşmanlığını, ırkçı gericiliği, Türk ve müslüman halk kitleleri içinde sürekli üretmenin ocağı yaptılar.
Dünyada son on yıllarda pek çok burjuva ve emperyalist parlamentonun, şimdi de AP’nin Ermeni halkımıza İttihat Terakki (İT) -Osmanlı iktidarının- uyguladığı soykırımı kabul ederek kınamalarının nedeni ne diye sorulabilir. Açık ki, bu konuda yürütülen tartışma ve mücadele baskısının bir rolü var. Fakat bunun yanısıra, emperyalist çıkarlarına Ermeni halkımızı kurban eden, diplomatik alanda “koruma” laflarına rağmen soykırımı engellemeye çalışmamış olma suçunun mirasına sahipler. Bu kirli mirası halklar nezdinde temize çıkarma ihtiyacının da rolü var.
Fakat parlamentoların bu kabullerini, emperyalist ülkelerin “Türklere karşı haksızlığı” demagojisinin aracı yapan soykırım yanlısı AKP-CHP-MHP ve yedeğindeki Perinçekçiler, şovenist şartlanmayı ısrarla yüksekte tutmaya çalışıyorlar.
Şovenist şartlanmayla ve demagojiyle uzlaşmadan, Ermeni halkımızın soykırıma uğratılmasına karşı kararlı tutum alan HDP bileşenleri ve ittifak güçleri, elbette halklarımızın tutarlı demokrasi bilincinin gelişmesine hizmet ediyor.
“Başka bir ulusu ezen ulusun halkının kendisi de özgür değildir” sözü bu soykırım için de geçerlidir. Ermeni halkımızın soykırımına karşı tavır almayan halklarımız da özgür olamaz. Ancak bu soykırıma karşı tutarlı tavır halklarımızın özgürlük mücadelesinin gelişmesine hizmet edebilir.
Nitekim Ermeni düşmanlığı Kemalist dönemde de, sonraki hükümetler döneminde de, Türk ve müslüman inançtan halklarımızın saflarında gericiliği ayakta tutmanın, bunu diktatörlüklerin toplumsal dayanağı yapmanın önde gelen ideolojik biçimlerinden biri oldu. Tersten, soykırıma tavır almayan halkların özgür olamayacağını kanıtladı.
Ermeni halkımıza uygulanan soykırıma karşı tutarlı tavır almak, halklarımızı yaşanmış bu acı veren gerçekle yüzleştirme bilincidir. Bu bilinci geliştirme çabası elbette tek başına Ermeni düşmanlığı şartlanmasını söküp atmaya yetmez. Milyonlarca, on milyonlarca kitle söz konusu olduğunda, bu şartlanmanın yıkılıp atılması ancak mücadelenin eğiticiliği sayesinde olabilir.
Kürt halkımız 30 yıllık mücadelenin eğiticiliği ve bununla birleşen Kürt Özgürlük Hareketi’nin tutarlı demokratizmi sayesinde bu şartlanmayı yıkabiliyor.
Türk halkımızın geniş kitlelerinde şartlanmanın yıkılıp atılması da mücadelenin eğiticiliğiyle olacaktır.
Sol ve sosyalist saflarda, Ermeni halkımıza uygulanan soykırıma ilişkin suskunluk biçimindeki tavırsızlığın, ancak son yıllarda yıkılması da enternasyonalizm bilincindeki geriliğin ifadesiydi.
HDP ve ittifak içinde olan güçlerin, Ermeni Soykırımı’na ilişkin tutarlı demokratik tavır takınması, solun enternasyonalist bilinci geliştirmesine yardımcı olacaktır.
Burada benzer güncel bir sorunu bu vesileyle vurgulamak yerinde olacaktır. Kürt ulusal özgürlük mücadelesiye kol kola yürümenin değil, uzak durmanın “kazandırıcı” olacağı sosyal şoven tavrı ve yanılgısı çekiciydi. HDP ve ittifak güçlerine “Kürtlere kuyrukçuluk” suçlaması revaçtaydı.
Ancak geçen süreç gösterdi ki şovenizmle uzlaşmak mücadeleyi geliştirmeye hizmet etmiyor. Şovenist şartlanmayla uzlaşmak, bir biçimde Kürtlerle ittifaktan uzak durmak; “Kürt düşmanlığı”nın ayakta kalarak gericilik üreten ocak olmasına yarıyor. Demokratik ve devrimci güçlerin gelişmesini boğuyor.
Halklarımızın demokratik ve özgür birlikteliğinin ifadesi HDP, sosyal şoven tavrın beklentisinin tersine Türk emekçileri arasında da sempati toplayarak, şovenist şartlanmayı yıkma yolunda ilerliyor. Ezilen halkların ve inançların temsilcilerini kapsayarak yüzleşme bilincini yükseltiyor.
HDP Haziran seçiminde demek ki yalnızca basitçe seçim başarısı kazanmayacak. Yüzleşme bilincini geliştiren engelli koşu zaferini de soykırımcı AKP-CHP-MHP ve Perinçekçiler cephesine karşı kazanacaktır.
ulusoyziy@gmail.com