Gerçekten HDP Türkiye'de neyi değiştirmek istiyor? Taraflar için değişimin anlamı nedir? HDP'nin parti olarak seçime girme kararından bu yana, bunca kızılca kıyamet tartışmaya sebep olan nedir? AKP ve MHP; HDP'yi neden engel olarak görüyor? CHP'nin ısrarla mesafe koyduğu HDP, nasıl bir çizgiye sahip?

Ağrı provokasyonundan sonra bu soruların cevabı daha da anlam kazandı. Bir partiyi geriletmek ve seçim dışı, parlamento dışı bırakma gibi bir gözükaralık dikkate alındığında HDP'nin Türkiye'de büyük değişimlere öncülük edeceğini düşünmek akla yatkın duruyor. Nitekim listeler açıklandığında partilerdeki kadın aday sayılarının HDP'nin kadın özgürlük stratejisinin ne denli etkili olduğunu gördük. Değişimin esasını kadın politikaları oluşturuyor ve oluşturacak. Yani kadınların emeği üzerindeki sömürü ve kadın katliamına dur denilecek. Kadının işine, aşına, eşine ve karnındaki bebeğe kimse karışamayacak. Kadınlar binbir kaygı ile sokağa çıkmak zorunda kalmayacak. Sokaklar daha güvenilir olacak. Kim kaybedecek? Erkek aklı, kültürü ve zihniyeti kaybedecek. Emek sömürüsüne dayalı yaşayan kesimler kaybedecek. Kadın bedeni üzerinden 'erkek'lik taslayan zihniyet kaybedecek. Tabii bu egemenler için ciddi kayıp.

Öte yandan Türkiye'nin 90 yıllık tarihinde ötelenmiş kimlikler, halklar ve inançlar var. Çünkü TC teklik üzerine kuruludur. Ve bu teklik kimilerinin varlığı haline gelmiş. Yaşamları bu teklik siyasetine bağlı. Ancak HDP'nin halkları kucaklayan perspektifi diğer partiler üzerinde de etkide bulunmuş. AKP ve CHP'den Ermeni adayların oluşu bu etkiyi göstermektedir. Ancak bu adaylar kendi ulusal ve kurumsal kimlikleri üzerinden mi katılıyor? Öyle veya böyle yine de HDP rüzgarından etkilendikleri kesin.

Bütün halkların temsillerinin TBMM'de olduğunu düşünün. Yani çokluk, çoğulcu bir parlamento hayal edin. Tekliğin ve inkarın panzehiri bu çoğulculuk değil midir? Demokrasinin esasını da bu tablo oluşturmuyor mu? AKP, MHP ve CHP demokratik ortamda kendini nasıl var edecek, nasıl ayakta tutacak? Varlığını ötekilerinin yokluğu üzerine kurmuş bir devlet yapısı ve aynı zihniyetten beslenen partiler hangi argümanlar üzerinden kendini var edecek? Meclis'te kendini ifade gücüne kavuşturmuş olan halklar, haklarını, ortak geleceklerini birlikte belirleyeceğine göre Türkiye'de ötekiler olmayacak ve her kesim asli üye olacak bu ülkede. Ancak işte tam da bunun için HDP'ye bu kadar saldırı var.  

Yine inanç kimlikleri Türkiye ve bölge halkları açısından oldukça hassas bir konu. Neredeyse yüzyıllardır bölge savaşlarının temel konusu haline getirilmiş. HDP, böyle bir konuyu inançların birbirine hoşgörüsü üzerinden çözmüşe benziyor. Aday listesinden de bunu görmek mümkün. 

Ekonomiyi de geçmemek gerekiyor. Çünkü toplumun en önemli ihtiyacı ve yaşamı bunun üzerine kurulu. HDP'nin ekonomik politikaları henüz çok belirginleşmemesine rağmen, programında sömürü ve rantçılığa karşı olduğunu görüyoruz. Yine komün ekonomisine atıfta bulunuyor. Belki seçim kampanyasında daha da somutluk kazanacak. Emeğin sömürüsüne ve kapitalist ekonomiye karşı perspektifi önemli ama daha belirgin hale gelmesi gerekiyor. Tabii ekoloji, kültür, sanat edebiyat gibi konuların da daha belirginleşmesi gerekiyor.

Ancak bir ülkenin temel kriterlerini oluşturan konulara baktığımızda, HDP Türkiye'de köklü bir demokratik değişimi öngörüyor. Bunca saldırı, baskılamanın esas sebebi bu. Demokratik, şeffaf, adil, eşit bir sistemde ötekiler olmayacak. Kadınlar yaşamın her alanında hak ettikleri eşitliğe ve özgürlüğe kavuşacak. En önemlisi toplumu birbirine yabancılaştırarak, sürekli savaş gerekçesi üreten siyasal, ekonomik rantçılara dur denilecek. Yani gerçek barış iklimi toplum içerisinde yaşanacak. 

Bu demokratik düzey Türkiye'ye fazla mı gelir acaba? Kanımca bu veriler toplumun özlemi. Ancak partiler ve iktidar için bunu söylemek zor. Bu, çoğulculuk-teklik üzerine varlık sürdüren partilerin yokluğu anlamına geldiğinden HDP'ye saldırılar dinmiyor.