Sinan YEKBÛN

Türkiye’de önemli değişikliklerin yaşandığı ve yeni arayışların ortaya çıktığı bir ortamda HDP genel kongre yapmaya hazırlanıyor. Bir süredir ilçe ve il kongrelerini yapıyordu. Şimdi kadın ve gençlik konferansları ardından, genel kongre hazırlıklarını daha da somutlaştıracak olan konferansını yapıyor. Bir ay sonra da genel kongresini yapacak ve her bakımdan kendini yenileyecek.

Eğer bir engel çıkmazsa, söz konusu kongre tarihi 23 Şubat olarak belirlenmiş durumda. Umuyoruz engel çıkmaz ve HDP de Türkiye’deki mevcut durumu doğru değerlendirerek başarılı bir kongre yapar. Türkiye’de yaşayan halkların ve toplumsal kesimlerin ihtiyacına cevap verir. Çünkü herkesin buna ciddi biçimde ihtiyacı var. Hatta AKP ve MHP yönetimlerinin bile buna ihtiyacı var. Bu temelde biz de şimdiden başarılar diliyoruz.

Burada şu soru açık bir biçimde gündeme geliyor: Peki HDP 23 Şubat kongresinden nasıl başarılı çıkar? Ya da başka bir deyişle başarının ölçütü ne olacaktır?

Kuşkusuz bu soruya verilecek en net ve kısa cevap, mevcut AKP-MHP iktidarına alternatif olan ve bunu kısa bir sürede pratikte gerçekleştiren bir HDP’yi her bakımdan ortaya çıkartmak olacaktır. Çünkü hem Türkiye’nin buna en az ekmek-su kadar ihtiyacı var ve hem de bunun önü tümüyle açıktır. O halde böyle bir sonucu yaratmak HDP kadrolarının becerisine kalmıştır.

Yeni süreçte Türkiye’nin bir HDP iktidarına ekmek-su kadar ihtiyacı vardır; çünkü AKP-MHP faşizminin baskı, sömürü ve çözümsüzlüğü ortamında Türkiye tam bir tıkanma ve çürüme sürecine girmiştir ve bu durumdan da ancak HDP gibi bir radikal demokratik çizgi Türkiye’yi çıkartabilir. Bu gerçeği tüm yönleriyle ve net bir biçimde görmek gerekir.

Evet, iktidarının ömrünü uzatabilmek için AKP-MHP faşizmi her yönteme baş vurmakta ve tüm imkanlarını kullanmaktadır. Yine alternatif iktidar olabilmek için CHP-İyi Parti ittifakının da belli bir çabası vardır. Ayrıca iç ve dış sömürü çevrelerinin bir bölümü, AKP-MHP faşist iktidarına alternatif olarak AKP içinden bazı yeni parti oluşumları yaratma çabası içindedir. Fakat dikkat edilirse, artık tüm bu çabaların sonuç verme imkanları en alt sınıra inmiştir.

Örneğin faşist Tayyip Erdoğan Yönetimi artık sıfırı tüketme noktasına gelmiş durumdadır. İçte uyguladığı faşist baskı, terör ve sömürü çok değişik halk kesimlerinin AKP-MHP iktidarından umudunu kesmesi sonucunu doğururken, dışta da özellikle Suriye ve Libya politikaları temelinde tam bir yenilgiyi yaşar hale gelmiştir. Hem söylem ve yarattığı hava bakımından ve hem de izlediği politikalar çerçevesinde başlangıçtaki AKP’den neredeyse ciddi bir iz bile kalmamıştır. Bir süredir dayandığı MHP ise, adeta boynuna asılmış bir değirmen taşı gibidir. Tayyip Erdoğan Yönetiminin artık ömrünü daha fazla uzatmasının imkanı kalmamıştır. Muhalefeti bastırma ve engelleme temelinde yürüttüğü politikalar da kendini kurtarmaya yetmeyecektir.

CHP-İyi Parti ittifakına ve AKP içinden çıkmakta olan yeni partilere gelince, bir kere bunların mevcut Tayyip Erdoğan politikalarını ciddi biçimde aşacak ve Türkiye’yi aradığı demokratik değişim ve dönüşüme götürecek bir demokratik zihniyet ve politikaları mevcut değildir. Dolayısıyla değişim ve demokratikleşme isteyen kitlelere cevap olma imkanları azdır. Neredeyse yirmi yıla yaklaşan AKP iktidarı ardından Türkiye’nin yeni benzer bir iktidarı kaldırması zordur. Bu nedenle, söz konusu partilerin de şansı azdır, radikal demokratik dönüşüm partisi olarak HDP’nin önü açıktır.

Bir kere, mevcut yönetimi ile CHP’nin iktidar olması imkansız gibidir. Çünkü yönetimin kendisi iktidar olacak kabiliyette değildir. İktidar olma perspektifi ve havası ile ortaya çıkamamaktadır. Bir yerde Tayyip Erdoğan iktidarının muhalefeti olarak görevlendirilmiş gibidir. Diğer yandan, İyi Parti ile AKP içinden çıkmakta olan yeni partilerin de AKP’yi pek fazla aşan ve değiştiren politik duruşları yoktur. Ancak çok cüzi bir değişiklik vadedebilmektedirler ki, Türkiye’nin mevcut ihtiyaçları bundan çok fazlasını gerektirmektedir.

Bütün bunlar açıkça gösteriyor ki, Türkiye’nin ihtiyacı olan gerçek bir demokratikleşmeyi getirebilecek olan HDP’nin önü açıktır. AKP-MHP faşizminin mevcut baskıları ve hatta olası bir kapatma tutumu bile HDP çizgisinin iktidar olmasını engelleyemez. Dahası söz konusu baskı ve sömürü ile HDP’nin bunlara karşı gösterdiği direniş iktidar olma şansını artırmaktadır. Çünkü neredeyse ciddiye alınabilecek tek muhalefet durumundadır. Diğer partiler gibi AKP iktidarının yaptığı pratiğe ilişkin herhangi bir sorumluluğu yoktur. Oysa hem CHP-İyi Parti ittifakının ve hem de Babacan-Davutoğlu hareketlerinin AKP iktidarına ciddi ortak olma sorumlulukları vardır.

Fakat mevcut durum böyledir diye, doğru temellerde ve ciddi bir çalışma yürütmeden de HDP’nin kolayca iktidar alternatifi olması mümkün değildir. Kazandığı yeni belediyelerle ve ortaya çıkardığı yeni kişiliklerle CHP’nin kendini yeni bir çekim merkezi ve iktidar alternatifi haline getirmeye çalıştığı ortadadır. Birçok sol çevre açısından bu durum ve sunulan maddi imkanlar çekim merkezi olabilmektedir. Bir kere bu gerçeği görmek, CHP’nin bu temelde kendini iktidar alternatifi haline getirme çabalarına karşı etkili bir mücadele yürütebilmek gerekir. Yine etkili bir demokratik alternatif oluşmazsa, zorunlu olarak kitleler Babacan-Davutoğlu çıkışlarını AKP’den kurtuluş alternatifi olarak görebilir.

Bütün bunlardan şu sonuçları çıkartabiliriz: Birincisi AKP-MHP iktidarı artık gidicidir, bu tespiti net bir biçimde yapmak ve alternatif iktidar olarak hazırlanmak gerekir. İkincisi, kendine muhalefet denen mevcut güçlerin duruşu zayıftır ve alternatif iktidar haline gelmeleri zordur; ancak bu demek değildir ki hiçbir biçimde bunu yapamazlar, boşluk bulurlarsa yapabilirler; o halde bu durumu da iyi görerek alternatif olmada boşluk bırakmamak ve bunun için söz konusu güçlere karşı doğru ve sonuç alıcı bir politik tutum gösterebilmek gerekir. Bu da hem ilişkiyi ve hem de mücadeleyi içermektedir ki, HDP’nin bunu ustaca yapabilmesi zorunludur.

O halde mevcut kongre süreci ve genel kongre ile kendini demokratik alternatif kılabilmek için HDP neler yapmalıdır?

Birincisi, mevcut AKP-MHP iktidarına ve ona muhalefet ettiğini söyleyen güçlere karşı HDP doğru ve anlaşılır bir politika izlemelidir. Bu da AKP-MHP faşizmine karşı etkili ve sonuç alıcı bir antifaşist direnişi daha örgütlü ve güçlü geliştirmek, faşizme karşı mücadeleden korkmamak ve söz konusu bu mücadelenin kendisini güçlendirdiğini bilmek demektir. Diğer yandan, başta CHP olmak üzere diğer muhalefet partileriyle ilişki-mücadele diyalektiğini iyi işletebilmek ve bu konularda hata yapmamak gerekir ve bu da önemlidir. Hep AKP-MHP dışı güçleri birleştirme yaklaşımı içinde olmak ve ancak bunu kendi inisiyatifinde yapmayı bilmek lazımdır.

İkinci olarak, mevcut kongre sürecini değerlendirerek, bir avuç tekelci dışındaki bütün toplumsal kesimlere ve halklara hitap eden bir yaklaşımı, programı ve söylemi ortaya çıkartmak gerekir. Kuşkusuz öncelikler sıralamasını doğru yapmak, kadınları, gençleri, işçi ve emekçileri, Kürtleri ve Alevileri, kısaca en çok ezilen ve sömürülenleri öne almak lazımdır; ancak bunları aşan ve tekelciler dışında herkesi kucaklayan bir demokratik programı mutlaka geliştirmek şarttır. Kısaca HDP faşizme karşı mücadeleci olduğu gibi, faşizmden zarar gören herkesi kucaklayacak bir açılımcılığa da sahip olmalıdır. Bu noktada AKP-MHP de dahil tüm partilerin tabanına hitap eden ve onları kendine çekmeyi hedefleyen bir program ve üslubu mutlaka ortaya çıkarmalıdır.

Üçüncü ve son olarak da bu genişliği ve demokrasi çizgisini temsil eden nitel ve nicel güçte bir merkezi yönetimi ve örgütsel yapıyı yaratabilmelidir. Yönetimini seçimlerde aday olabilecek kişilerden değil de, propaganda yapıp örgüt kuracak ve faşizme karşı mücadele edecek kişilerden oluşturmalıdır. Ancak böyle dinamik bir yönetim ve örgüt faşizmi yıkabilir ve alternatif demokratik düzeni geliştirebilir.

Kuşkusuz bütün bunların yapılması da zor ve imkansız değildir. Ancak güçlü bir yoğunlaşmayı, çabayı ve mücadeleyi istediği de açıktır. Yoksa hiçbir şey kendiliğinden olmayacaktır. AKP-MHP faşizminin alternatifi olarak HDP iktidar olabilir, ancak bunun için doğru politika ve etkili mücadele gerekir.