AKP-MHP iktidarının talimatıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptal edilmesine tepki gösteren HDP, yenilenecek seçimdeki tavrının da 31 Mart’tan farklı olmayacağını söyledi.

HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adı altındaki bu otoriter rejimin kendisine plebisit aradığını; 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin de aradığı plebisit olduğunu belirterek,”Bugünden yarına tüm demokrasi güçlerinin bu otoriter rejim karşısında ortaklaşması, çok büyük bir önem taşımaktadır. Bu bir demokrasi ittifakı çağrısıdır. Demokrasi ittifakında Kürtler, Türkler, Aleviler tüm ezilenler bir an önce buluşmalıdır” diye seslendi.

Temelli, partisinin Grup toplantısında konuştu. HDP’nin grubuna KHK’li oldukları gerekçesiyle mazbataları verilmeyen seçilmiş belediye başkanları ile birçok ilçe belediye eşbaşkanı katıldı.

Yüksek Sahtekarlık Kurulu

On binlerce insanın KHK ile ihraç edilerek mağdur edildiğini belirten Temelli, “24 Haziran seçimlerinde YSK’ye KHK ile ihraç edilenlerin durumu soruldu. ‘Hiçbir mahsur yoktur’ denildi ve seçime girildi. Bugün Meclis’te 10 tane KHK ile ihraç edilmiş milletvekili var. 31 Mart seçimlerine giderken belediye eşbaşkanlıkları, meclis üyelikleri için yine KHK ile ilgili bir sıkıntının olup olmayacağı bizzat YSK’ye soruldu. YSK tuzak kurdu. Yüksek Seçim Kurulu değildir, Yüksek Sahtekarlık Kurulu’dur artık onun adı” diye konuştu.

YSK meşruiyetini yitirmiştir 

YSK’nin İstanbul seçimleriyle ilgili kararına dikkat çeken Temelli, şöyle devam etti: “YSK İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçinin yenilenmesine karar verdi. Yani seçimin içinden bir kısmı ayrılarak yenilenmesine karar verdi. YSK bütün meşruiyetini yitirmiştir. Perşembenin gelişi çarşambadan beliydi. Türkiye halkları dönüp de Muş’a, Malazgirt’e bakmalıdır, dönüp de HDP’ye dönük karşı yapılan seçim hukuksuzluğuna bakmalıdır. Çünkü YSK marifeti ile yapılan şeyin nelere yol açacağı daha seçime gidilmeden belliydi. Hatta 16 Nisan referandumundan, 24 Haziran seçimlerinden belliydi.

Kıyameti koparacağız 

Sessiz kaldılar şimdi kıyamet kopuyor. Tabii ki kopacak, biz de koparacağız ama bunun böyle olacağı belliydi. Çünkü iktidar, bu şaibelerin üzerinde kendi iktidarını var ediyor. Hatırlayın 7 Haziran seçimlerinden sonra ‘istikşafi görüşmeler’ diye bir şey uydurdular. Sonra Suruç, Ankara Gar Katliamı’nı yaşattılar. Bunları unuttuk mu, asla unutmadık, bizde fil hafızası var. Asla unutmayız. YSK de bugün 36 gün boyunca bu halkı oyaladı ve sonunda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenileme kararını verdi. AKP-MHP blokunun noterine dönmüş, iktidardan ne talimat gelirse onu yerine getiren bir YSK var.

HDP’siz gelecek olmaz

23 Haziran’a kadar bir seçim atmosferinde olacağız. Kamuoyunun ‘HDP ne yapacak’ la meşgul olmasına gerek yok. Nerede bir haksızlık hukuksuzluk var HDP orada olacak. Unutmayın; HDP’siz 31 Mart olmazdı, HDP’siz gelecek de olmaz. Bizim ne yapacağımızla vakit harcamayın, esas siz ne yapacaksınız? Muş seçimleri çalınırken, Malazgirt çalınırken, Şırnak’ta garnizon sandığa giderken ne yaptınız? Demokrasi mücadelesi bazı hukuksuzluklara sırt çevirerek, bazı hukuksuzluklara karşı çıkarak olmaz. Demokrasi mücadelesi tutarlılık ve kararlılık ister. Bütünlüklü bir mücadeleye ihtiyaç duyar. Bu kadar adaletsizlik, 4 yıldır bu ülkede uygulanan mutlak tecride sessiz kalmanın bir bedelidir. 4 yıldır üst üste koyarak geldiğiniz bu adaletsizliklerin herhangi birine karşı çıkmakla olmaz. Tüm adaletsizliklere karşı yan yana omuz omuza vererek karşı çıkabiliriz. Ancak o zaman faşizmi durdurabiliriz, ancak o zaman faşizmi yıkabiliriz.

 Siz ne yapacaksınız? Leyla Güven, 181 gündür bu adaletsizliğe, hukuksuzluğa karşı haykırıyor. Herkesi bu adalet ve hukuk mücadelesine çağırıyor. Parlamento’nun üç vekili Dersim Dağ 65 gündür, Tayip Temel, Murat Sarısaç 60 gündür haykırıyor. Cezaevlerinde 144 gündür yüzlerce mahkum direniyor, adaletsizliğe, hukuksuzluğa ve tecride karşı sesleri duyulsun istiyor.

Bu vebali kimse taşıyamaz 

Duymuyorsunuz. Duyun artık bu sesleri. Açlık grevlerinin sonlanması ve bu gidişatın durdurulması için bu tecrit, bu OHAL düzenine, bu kayyumcu zihniyete karşı artık siz de sesinizi çıkarın, gelin omuz omuza verelim, bu faşizmi geriletelim. Eğer bu sessizliğe devam ederseniz, bugün açlık grevinde olan birçok arkadaşımız yitirebiliriz, birçok tutsağı yitirebiliriz. Bu vebali hiç kimse taşıyamaz.

Sesinizi yükseltmelisiniz 

Bakın açlık grevindeki sessizlik nedeniyle 15 tutsak 30 Nisan’dan bugüne, yani tam sekiz gündür ölüm orucunda. Önümüzde çok az bir zaman kaldı, bu insanlarımızı yitirmek istemiyorsak şimdi ölüm orucunda olanların sesine ses katmalıyız. Anneler, tülbentleriyle cezaevlerinin önünde evlatları ölmesin diye, bu ülkenin çocukları, Kürt çocukları, Türk çocukları ölmesin diye onurlu bir barış mücadelesi veriyorlar. İşte bu sese kulak vermelisiniz, o annelere saldıranlara, kendisine güvenlik gücü, polis diyen ama bu rezilliği yaşatanlara karşı sesinizi yükseltmelisiniz.

Dün ne yaptıysak yarın da onu 

Uzun zamandır toplumsal muhalefete, tüm sivil toplum örgütlerine, sendikalara, dinamiklere bu çağrıyı yapıyoruz. Mesele sadece sandık ve sanık sonuçları değildir. Mesele bir demokrasi mücadelesidir. Bu mücadele olmadıktan sonra o sandıktan ha Ali çıkmış ha Veli çıkmış? Gelin demokrasi mücadelesinde bulaşalım ki sandıklardan demokrasi, barış çıksın, Türkiye’nin önü açılsın. O yüzden de diyoruz tecrit son bulmalı. HDP ne yapacak? HDP’nin ne yaptığı beli. HDP’nin yaptıkları üzerinden bu ülkede manipülasyonlara gerek yok. HDP tecridi sonlandırmak, savaşı sonlandırmak, demokrasiyi ve barışı inşa etmek için mücadelesine dün olduğu gibi bugün de devam ediyor. 31 Mart’ta bir strateji ortaya koyup siyasetin kulvarını değiştirdik. 3 tane belediye başkanlığı için yapmadık bunu. Tam tersine Türkiye özlemini duyduğu barışın önünü açmak için mücadele ettik. Dün ne yaptıysak yarın da onu yapmaya devam edeceğiz.

23 Haziran için ortaklaşma 

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, bu otoriter rejim kendisine plebisit arıyor. 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri bu otoriter sistemin kendisine aradığı plebisittir. Bugünden yarına tüm demokrasi güçlerinin bu otoriter rejim karşısında ortaklaşması, çok büyük bir önem taşımaktadır. Bu bir demokrasi ittifakı çağrısıdır. Demokrasi ittifakında Kürtler, Türkler, Aleviler tüm ezilenler bir an önce buluşmalıdır.

Seni mutlaka susturacağız 

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile bu ülkeyi sürekli bir gerginlik atmosferinde tutanlara kaşı Türkiye demokrasisini mutlaka bulacaktır. Demokrasi güçleri bu ittifaktan aldığı güçle önünde sonunda bu ceberut iktidardan mutlaka kurtulacaktır. Geçenlerde diyor ki; bugüne kadar konuşmadım hep sustum. Sen hep sus. Seni mutlaka susturacağız. HDP, 31 Mart seçim sonuçlarını belirleyen çok güçlü bir siyasal toplumsal harekettir. Demokrasi mutlaka HDP ile gelecektir.”

 

ANKARA

 
 

İptal kararı gayri meşru

 

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, ortak açıklama ile İBB seçimlerinin iptaline tepki gösterdi.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) yaptıkları ortak yazılı açıklama ile İstanbul seçimlerinin iptaline tepki gösterdi. “Demokrasilerde halkın iradesine saygı duymayanlara yer yoktur” başlığıyla yapılan açıklamada, seçimin tekrarı hukuksuz ve gayri meşru olarak değerlendirildi.

“Türkiye demokrasi tarihine, halkın iradesinin gasp edildiği yeni bir tarih daha eklenmiştir” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, “KHK ile hukuksuzca ihraç edilmesi gerekçe gösterilerek seçilmiş belediye başkanlarına mazbata verilmemesi utancına YSK’nin İstanbul kararı eklenmiştir. 6 Mayıs 2019 tarihli YSK kararıyla ülkemizde demokrasiden geriye kalan son haklardan birine, seçme ve seçilme hakkına da el uzatılmıştır” denildi.

YSK’nin hukuka ve kendi içtihatlarına göre değil de talimatlara göre karar verdiği belirtilen açıklamada, kararının gayri meşru olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Tüm devlet olanaklarını kullanmalarına rağmen seçimlerde oyların çalındığı, sahte seçmen/kısıtlı seçmenlerin oy kullandığı iddialarını temellendiremeyenlerin imdadına YSK yetişmiştir. YSK, kendi belirlediği sandık kurullarının kanunsuz olduğunu iddia ederek halkın iradesine karşı büyük bir saygısızlık yapmıştır” diye belirtildi.

İptal kararını sadece İmamoğlu ve ona oy verenlere yönelik bir saygısızlık olarak görmedikleri belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Bu aynı zamanda İstanbul’a ve hatta 82 milyon yurttaşa karşı bir saygısızlıktır. YSK bu kararıyla, sandık kurullarının benzer biçimde teşekkül ettiği 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de ‘tam kanunsuzluk’ hali doğurmuştur. Halkın seçme ve seçilme hakkını cebren ve hile ile ortadan kaldıracak kadar hukuktan uzaklaşanların demokrasilerde yeri olmayacağı, halka hesap vermesi gerektiği açıktır.”