Hedef açık, tanık gizli

2 Ağustos 2022 Salı - 18:30

  •  Tanık koruma yasasıyla birlikte devreye giren “gizli tanıklar” birçok dava dosyasındaki cezaların temel dayanağını oluşturmaya devam ediyor. Büyük bölümünün varlığı ise meçhul.

 

Onlarca skandala neden olmasına rağmen halen gizli tanık ifadeleri üzerinden mahkemeler yargılama yapmaya devam ediyor. 

“Gizli tanık” meselesi, 2008'de çıkarılan tanık koruma yasasıyla birlikte Türkiye’nin gündemine girdi. Yasanın yürürlüğe girdiği günden şimdiye kadar yüzlerce skandala imza atıldı. Buna rağmen halen iktidar yargısının en çok bel bağladığı zemin olmaya devam ediyor.  Gizli tanık yasası, en çok Fethullah Gülen Grubu tarafından kullandı. Emniyet-Savcılık-Özel Yetkili Mahkemeler iş birliği halinde istedikleri davayı açıyorlar, istedikleri gibi dosyaya yön verebiliyorlardı. AKP de bu duruma her türlü desteği verdi. 17-25 Aralık operasyonlarıyla durum tamamen değişti. 2016'daki devlet içi çatışmanın  ardından Fethullah Gülen Grubu"nun tasfiyesiyle MHP ve Ergenekon'u yanına alarak hukuk darbelerine kaldığı yerden devam etti. Gizli tanıklar, maymuncuk misali her türlü sorunun polis-yargı kıskacıyla ‘çözülmesinde’ anahtar olarak kullanılıyor.

Devlette tam iş birliği

 Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı 7 bin 578 sayfalık ve 190 sanıklı dosya, 8 gizli tanığın ifadeleri üzerinden oluşturuldu. “Günışığı, Papatya, Mercek, X, Gülşah, Toros, Kar ve Padişah” adlı gizli tanıkların ifadeleri üzerinden yargılananlara onlarca yıl ceza verildi. Aralarında gazeteci, milletvekili, siyasi parti yöneticisi, akademisyen, sanatçı, belediye başkanlarının da bulunduğu yüzlerce kişi gizli tanıkların beyanlarıyla ceza aldı. Yöntem basit; devlet yasa dışı olarak topladığı bilgi ve belgeleri gizli tanıkların ağzından mahkemede ifadeye dönüştürerek hukuki zemine taşıyor. Mahkeme de bu beyanlara dayanarak sanıklara ceza yağdırıyor. Özel Yetkili Mahkeme ve savcılıklar, Emniyet ile iş birliği halinde insanları nasıl cezalandıracakları konusunda uzmanlaştı. Delillerin doğru veya yanlışlığına, hukuki veya hukuk dışılığına bakılmaksızın o mahkemelere düşen herkes muhakkak ceza alıyor. 

Kayyuma dayanak oluşturuldu

 Aradan yıllar geçti, defalarca yargı reformları yapıldı. Mahkemelerin işleyiş ve esasları değişti, görev ve isimleri değişti, ancak gizli ve açık tanık beyanlarına göre yargılama usulü değişmedi. HDP’yi kapatma davasına dönüşen Kobanê Davası da yine gizli ve açık tanık beyanlarına dayandırılarak sürdürülüyor. 'Hukukun gereği' açık ve gizli tanıkların beyanları üzerinden iktidarın tam da istediği bir biçimde yerine getiriliyor. Öyle ki belediye başkanlarının görevden alınması ve yerine kayyum atılması da yine gizli tanıklar üzerinden yapıldı. Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’nın görevden alınması, yerine kayyum atanması ve cezalandırılması da ‘Bermal’ adlı gizli tanığın ifadeleri üzerinden oldu. Onlarca belediye başkanı gizli tanıkların ifadeleri üzerine görevden alındı. 

Bulunamayanlar 

HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş hakkında açılan ve 142 yıl hapsi istenen dosyanın da başkahramanı bir gizli tanık. “Mercek” isimli gizli tanık aynı zamanda KCK ana davasının dosyasında yer alıyor. Bu gizli tanığın ifadeleri, birçok siyasetçiye verilen cezaların gerekçesi yapıldı. Sonradan ortaya çıktı ki; böyle bir kişi yok. Yani olmayan bir kişi üzerinden sahte gizli tanıklar yaratarak soruşturma dosyaları oluşturulduğu anlaşıldı, ancak ceza da dosya da düşmedi. 

Tanık yok

Gizli tanık ifadeleri üzerinden hakkında soruşturma açılan ve yüzlerce yıl hapis cezası istenen diğer bir kişi de BDP yöneticisi Yaşar Karakuş. Yargılama sürecinde Karakuş'un avukatları gizli tanığa soru sorma istemlerini mahkemeye iletti. Bunun üzerine mahkeme önce Ağrı sonra Erzurum Emniyeti Tanık Koruma Bürosu'na gizli tanığın duruşmada hazır edilmesini talep etti. Gelen cevaplarda böyle bir tanığın olmadığı belirtildi. 

 Benzer durumlar başka dosyalarda da vardı. 2019 yerel seçimler sonrası Mardin’de Kürt siyasetçilere dönük yürütülen soruşturmada da birçok gizli tanık ifadelerine yer verildi. Duruşmalar görülmeye başlayınca birçok tanığın ya hayal ürünü ya da sonradan ‘bulunamadığı’ ortaya çıktı. Dosya kapsamında tutuklu yargılanan TJA aktivisti Sevil Rojbin Çetin'in gizli tanıkların duruşmada hazır bulundurulmasına dönük talebi her celsede yanıtsız kaldı. Rakam ve harflerle kodlanan fakat daha sonra isimleri ifşa olan “Malazgirt, Çanakkale, Plevne, Fetih, Ankara, Esirzaparan, Topkapı, Boldpilot, Boksör’ adlı gizli tanıklar ‘bulunmamaya’ devam ediyor.

Gazetecilerin rehin alınması

Amed merkezli özgür basın kurum ve çalışanlarına yönelik geçen ay gerçekleştirilen operasyonda onlarca gazeteci gözaltına alındı. 8 günlük gözaltı sürecinin sonunda adliyeye çıkarılan gazetecilerden 16’sı tutuklandı. Tutuklanma müzekkereleri incelendiğinde görüldü ki dosya gizli ve açık tanık beyanlarıyla dolu. Gözaltına alınanların hiçbiri hakkında ifadeleri bulunmamasına rağmen sırf haklarında tutuklama kararı çıkartmak ve hukuki kılıfa büründürmek için dosya tanık beyanlarına boğduruldu. Dosyada ismi geçen “Ezel” ve “Firar” adlı gizli tanıklar, son dört yıldır açılan hemen hemen tüm dosyalarda yer aldı. 

Amed merkezli 2018'de yapılan soykırım operasyonlarının başkahramanları da bu iki gizli tanıktı. Aralarında gazeteci, siyasetçi, emek örgütleri yöneticileri, kadın aktivistleri, belediye eş başkanlarının da bulunduğu 150’den fazla kişi gizli tanık beyanlarıyla gözaltına alındı. Bu tanıkların ifadeleri doğrultusunda birçok kişi ceza alırken birçok kişi de halen yargılanmaya devam ediyor.   MA/AMED

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.