Sürüklenen adalet: Birlik davasında AYM'den ihlal kararı

Dosya Haberleri —

Hacı Lokman Birlik

Hacı Lokman Birlik

  • Şırnak'ta 2015 tarihinde bedeni zırhlı araca bağlanıp sürüklenmesiyle hafızalara kazınan Hacı Lokman Birlik davasında yeni bir gelişme yaşandı. Anayasa Mahkemesi, 3 başlıkta ihlal kararı verdi. Kararı abisi Hüseyin Birlik ve Avukat Ramazan Demir ile konuştuk.

GÜLCAN DERELİ

Şırnak'ın Dicle Mahallesi'nde, 3 Ekim 2015 tarihinde sağ yakalanıp infaz edildiği belirtilen ve bedeni zırhlı araca bağlanıp sürüklenen Hacı Lokman Birlik'in (24) dava süreciyle ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Kamuoyunun hafızasına kazınan görüntüler, 90'lı yılların kirli savaş uygulamalarını hatırlatırken, büyük tepkilere yol açmıştı. Hacı Lokman Birlik ile ilgili yaklaşık 11 yıldır devam eden yargı süreci, "etkisiz soruşturma" ve "cezasızlık" eleştirilerinin odağında yer aldı. Resmi makamlar, 6 polisin fail olduğu suçtan 2 polisin görevden alındığını duyurmuştu. Ancak iki polisin, "cinayet" veya "işkence" suçlamasından değil, operasyonun meşruiyetine zarar verdikleri gerekçesiyle açığa alındığı açıklanmıştı. Resmi makamların açığa alındığını belirttiği iki polisin farklı bölgelerde görevlerine devam ettiği de ortaya çıkmıştı. Yıllarca sürüncemede kalan savcılık soruşturması ise sadece "kişinin hatırasına hakaret" suçu üzerinden yürütüldü. Bu konuda Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru sonucunda 3 maddeden ihlal kararı verildi. Konuya ilişkin Hacı Lokman Birlik'in abisi Hüseyin Birlik ve dava avukatlarından Ramazan Demir ile konuştuk.

3 maddeden ihlal

Anayasa Mahkemesi kararında şu ifadelere yer verdi:

“1- Anayasa’nın 17.maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının İHLAL Edilmediğine,

2- Anayasa’nın 17.maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

3- Anayasa’nın 17. Maddesinde güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

4- Anayasa’nın 17. Maddesinde güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE…”

Peşini bırakmayacağız

Adalet mücadelesinin uzun bir süredir devam ettiğini belirten Hüseyin Birlik, "10 yılın üzerinde süren bir dava sürüncemede bırakıldı. 3 noktada ihlal kararı vermişler" dedi. Bu maddelerin ve kararın tam olarak ne ifade ettiğini bilmediklerini dile getiren Hüseyin Birlik, gerekçeli kararın açıklanmasıyla ihlalin çerçevesinin daha net anlaşılacağını vurguladı. Hüseyin Birlik, "Anayasa Mahkemesi'ne kadar gidildi ama işte en son ihlal kararı verildi. Bu neye evrilir bilmiyorum ancak bu işin hukuki sürecini takip etmeye devam edeceğiz. Sonuna kadar takip edecek irademiz de var. Peşini bırakmayacağız. Hem ailesi, hem buradaki yoldaşları, hem avukatları, kısaca herkes bu davanın takipçisi. Kamuya mal olan, bütün dünyaya mal olan bir meseledir. Aydınlatılması ve bundan sorumlu olan kişilerin gerekli cezaları alması için mücadelemiz sürecek" dedi.

İnfaz planlanmıştı

Hüseyin Birlik, Hacı Lokman Birlik'in bilinçli olarak infaz edildiğine ve ibret olsun diye sürüklendiğine işaret etti. Hüseyin Birlik, "Devlet kim olduğunu biliyordu, nasıl yaklaşacaklarını planlamışlardı. Aileyi biliyorlar, kendisinin de orada olduğunu biliyorlardı. Ve onun için de aslında Hacı Lokman'a o muamele yapıldı. İbretlik bir hale getirmek için, gençliğe bir mesaj vermek için, bu halka bir mesaj vermek için Hacı Lokman’a öyle yaptılar. Birlik ailesi bu alanda mücadele yürüten bir aile. Hacı da gençlik arasında çok etkili bir insandı. Çok bilinen, çok sevilen biriydi. Bilinçli bir şekilde katlettiler. Aileye aslında katmerli bir cezalandırma yöntemi olarak da düşünerek o muameleyi yaptılar" dedi.

Sürüklenme değil görüntü soruşturuldu

Dava sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Avukat Ramazan Demir de soruşturmanın etkin yürütülmediğine vurgu yaptı. Demir, yargı, kolluk ve diğer resmi kurumların görüntülerde yer alan sürüklenme ve infaz iddiası ile değil görüntüleri kimin yayınladığıyla ilgilendiğine dikkat çekerek, "Hacı Lokman’a ve bedenine yapılanlarla ilgili ilk günden beri herhangi bir araştırma ve soruşturma işlemi yürütülmedi. Savcılığın ilk günden beri peşinde olduğu şey kamuoyuna yansıyan görüntülerin polislerin WhatsApp grubuna kimin attığı. Başbakanlık Teftiş Kurulu da keza bu amaçla inceleme başlatmıştı. Bunun dışında ne savcılık ne de o günün başbakanlık yetkilileri, Hacı’nın bedenine yapılanlarla ilgilenmedi" ifadelerini kullandı.

Dosyayı 11-12 savcı gördü

AYM’ye giden süreçte yaşananları da özetleyen Avukat Demir, "Tüm taleplerimize rağmen savcılık ve kolluk makamı, ısrarla görüntülerin sadece başkalarıyla paylaşılması ve o görüntülerin yayılmasıyla ilgili soruşturma yürüttü. Yaklaşık 11-12 savcı dosyayı gördü. Ancak her gelen savcı ısrarla bu talepleri görmezden geldi. O delillerin toplanması ve o operasyonda yer alan kolluk kuvvetlerinin ifadelerinin bu yönden alınması ile ilgili hiçbir işlem yapılmadı. Bedeninin kendisine yapılanın ailesi ve yakınları açısından doğurduğu eziyet halinin kasıtla yapıldığı, özellikle bu amaçla hareket edildiğini düşündürüyor. Bu yöndeki talep ve tespitlerimizi savcılığın dikkatine sunduk ancak herhangi bir cevap alamadık" dedi.

AYM'den beklentiler

AYM'ye 5 yıl önce başvurduklarını kaydeden Demir, gerekçeli karardaki tespitleri beklediklerini ifade etti: "Sürekli talep etmemize rağmen bu yönde herhangi bir adli, hukuki bir adım atılmayınca 5 yıl önce AYM’ye başvurduk. AYM’nin Hacı şahsında, cenazelere yapılan işkence ve saygısızlıkları örnek bir kararla ele alma şansı var. Hem Hacı’nın sağ yakalandıktan sonra infaz edildiği iddiası, hem de sonrasında bedenine yapılanlarla ilgili aile bireylerinin çektiği manevi ızdırabın büyüklüğünü inceleme imkanı olan AYM, umuyoruz ki bu konuda çok önemli tespitlerle kendi üzerine düşeni yapacaktır."

 

***

Ne olmuştu?

Hacı Lokman Birlik, Şırnak'ta 3 Ekim 2015 tarihinde bedeni zırhlı araca bağlanıp sürüklendi. Birlik'in aile avukatları, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı'na "kasten öldürme", "işkence ve kötü muamele", "kişinin hatırasına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama", "suç işlemeye tahrik", "görevi kötüye kullanma ve suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlamalarıyla şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Birlik’in vurulduğu ve sürüklendiği yere yakın işyerlerinin kamera görüntüleri, sürüklenerek getirildiği karakolun kamera kayıtlarının ve MOBESE kayıtlarının dosya içerisine alınması talep edildi. Ayrıca, zırhlı araç içerisindeki polislerin ve sürükleme esnasında küfür eden polisin kimlik bilgilerinin tespitini ve şüphelilerin tespitinden sonra tutuklama ve kaçak durumda olanlar için yakalama kararı çıkarılması talep edildi. Suç duyurusunu kabul eden savcılık, emniyetten Birlik’i sürükleyenleri, kayda alanları ve internet ortamında kimin paylaştığının tespitini istedi. Ancak, emniyet ve ilgili kurumlar tarafından gönderilen cevaplarda ya kameraların arızalı olduğu ya da olay gününe dair bir kayda rastlanmadığı iddia edildi. Birlik'in aile avukatları, suç duyurusunun yanı sıra bazı görüntülere ulaşarak dosyaya sundu. Görüntülerde 30’a yakın polisin Birlik’in cenazesinin önünde toplu fotoğraf çektiği görülürken, avukatlar, polisler hakkında "kamu görevlisinin suçu bildirmeme" suçlamasıyla suç duyurusunda bulundu.

Men edilmediler

Olayın gerçekleştiği gün iki polisin müşteki sıfatıyla ifadesi alındı. Her iki polis de verdikleri beyanda, "ceset üzerinde bombalı tuzak ihtimali" nedeniyle halat kullandıklarını iddia etti. Yaklaşık bir ay sonra dosyaya giren "görüntü inceleme ve tespit tutanağı"nda karakolun önünde fotoğraf çeken bir polisin kimliği tespit edildi. Yine, aynı tarihte bahsi geçen zırhlı araçta görevli polislerin isimleri dosyaya girdi. Daha sonra İçişleri Bakanlığı'nın talimatı ile Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından idari soruşturma başlatıldı. O dönem açıklama yapan dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, “Tahkikat sonuçlandı. İki polis, bu videoyu çektiği, bu davranışı sergilediği, terör operasyonlarının meşruiyetine gölge düşürdüğü için görevden alındı” dedi. “Görevden men edildi” dediği polislerin farklı Emniyet Müdürlüklerinde görevde olduğu daha sonra ortaya çıktı.

22 Şubat 2016 tarihinde ise savcılık Nusaybin'de görev yapan A.G. ve İ.A. adlı polislerin "kişinin hatırasına hakaret’’ suçlamasıyla ifadelerinin alınmasını istedi. Yine, 10 Şubat 2016 tarihinde O. Ç., E. K., M.K. ve Y.Ö.'nün de benzer suçlamayla ifadeleri alındı. Emniyet tarafından düzenlenen "ses tespit tutanağı"nda ise Birlik'e küfreden polisin İ.A.A. olduğu tespit edildi. 29 Aralık 2016'da Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı, bir kez daha emniyetten telsiz kodlarının hangi personele tahsisli olduğunu ve açık kimlik bilgilerini istedi. 2 Şubat 2017 tarihinde telsiz kodlarının hangi personele ait olduğu dosyaya sunuldu. Bir telsiz kodunun dönemin Özel Harekat Şube Müdürü M.K.’ye, başka bir telsiz kodunun ise dönemin 1'inci Sınıf Emniyet Müdürü E.R.‘ye ait olduğu ortaya çıktı. Kodları tespit edilen amir konumundaki polislerin ise savcılık tarafından ifadelerine başvurulmadı. Dosyada yer alan ifadeler ise idari soruşturma dolayısıyla verilen ifadeler oldu.

 

***

Babaya dava...

Hacı Lokman Birlik’in cenaze töreninde çocuğunun fotoğrafını taşıdığı gerekçesiyle baba Hacı Hasan Birlik ve beraberindeki 9 kişi hakkında "örgüt propagandası" suçlamasıyla dava açıldı. Şırnak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği beraat kararı, 2020 yılında Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) tarafından bozuldu ve yeniden yargılama yolu açıldı. Dava süreci ise hala devam ediyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.