Barış sürecini rafa kaldıran Türk devletinin PKK'ye yönelik kara operasyonu hazırlığında olduğuna dair emareler güçlendi. Türk devleti, yüzlerce asker ile 25 tankı DAİŞ kontrolündeki Musul’un sadece 13 kilometre uzağında bulunan Başika kasabasına gönderdi. Cumartesi günü tamamlanan iki günlük sevkiyatla Başika'ya gönderilen asker sayısına ilişkin Türk medyası önce 'bir tabur' (yaklaşık 1200 asker) ifadesini kullandı kısa bir süre sonra ise bu 'bir bölük' (yaklaşık 130 asker) olarak değiştirildi. Hürriyet’te dün yer alan haberde ise Başika’ya gönderilen asker sayısı 600 olarak verildi. Başika'da kampındaki askeri varlığın 90 komandodan bir anda 400’ü komando 600 askere çıkarılması ise bölgedeki TSK varlığının ciddi biçimde arttığını ortaya koydu. 


Hedef 2 bin asker!

Başika'ya yapılan yeni sevkiyatla birlikte TSK'nin Irak’taki asker sayısı ise toplamda 1600’e ulaştı ve Türkiye, ABD ve İran’dan sonra Irak’ta en fazla asker bulunduran üçüncü ülke durumuna geldi. Dahası 400 asker daha gönderilmesi planlanıyor. Yani Türk devletinin hedefi toplamda 2 bin askeri bölgede konuşlandırmak. 


Karar Sinirlioğlu-Barzani görüşmesinde alındı

Görünen o ki Başika’daki Türk askeri gücü de Bamernê kentindeki Türk üssü gibi kalıcı yapılmaya çalışılıyor. Bölgedeki yerel kaynaklarımıza göre bu karara geçici hükümet döneminde Türk Dışişleri Bakanı olan Feridun Sinirlioğlu’nun 4 Kasım’da Hewlêr'e yaptığı ziyaret sırasında Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ile görüşmesinde varıldı.


'DAİŞ'e karşı eğitim yapılıyor' izahatı inandırıcı bulunmadı

Ankara ve Hewlêr'e göre son sevkiyat ‘rutin faaliyet' ve 'Türk askeri Başika'da DAİŞ'e karşı peşmergeye eğitim vermek için bulunuyor.' Ancak bölgedeki yerel kaynaklarımıza göre durum başka. 


Hedef DAİŞ değil PKK 

ABD ile Bağdat'ın Musul'u DAİŞ'ten geri alma operasyonunu önümüzdeki aylara ertelediğini hatırlatan yerel kaynaklarımız, Türk devletinin de kirli ilişkileri nedeniyle DAİŞ'e karşı bir operasyon içerisinde olmayacağının altını çizerek "Tek seçenek kalıyor o da PKK'ye yönelik askeri operasyon" diyor. 


AKP ve KDP operasyon hazırlığında

Bölgede şu anda Türk askerinin gözle görülür büyük bir hareketlilik içinde olduğuna işaret eden kaynaklarımız, TSK ile KDP'nin ortaklaşa bir şekilde PKK'ye yönelik kara harekatı hazırlığında olabileceğini belirtiyor. 


Barzani harekat için Ankara'ya gidecek

Şengal'de PKK'nin, Rojava'da ise YPG'nin güçlenmesinden rahatsız olan KDP'nin son dönemdeki tutumu bu seçeneğin hiç de uzak bir ihtimal olmadığını gösteriyor. Hatta Mesud Barzani'nin önümüzdeki günlerde Ankara'yı ziyaret edeceği ve olası harekatı AKP Hükümeti'yle detaylı bir şekilde masaya yatıracağı da kayddediliyor. 


KNK’den çağrı

Kimi temaslarda bulunmak için bulunduğu Hewlêr'de ANF'ye konuşan Kürt Ulusal Kongresi (KNK) Eşbaşkanı Nilüfer Koç'un "Türk devleti PKK ile savaşmak için Güney Kürdistan’a asker gönderdi" sözleri de yerel kaynaklarımızı doğruladı. 

Kürt yönetimine seslenen Koç, "Başur, sömürgeci güçlerle olan politikalarını acilen gözden geçirmeli ve ülkemizin bu parçasını sömürgecilerin arka bahçesi yapmamalıdır" dedi. 


Türk devleti işgal için 

heveslendiriliyor

Kandil’in bombalanmasına karşı sessizliği de eleştiren Koç, "Bu tutum Türk devletini saldırılar ve işgal girişimleri konusunda hem cesaretlendiriyor hem de heveslendiriyor. Türk devleti şimdi de Başur’a açılmak istiyor" diye konuştu.  


ABD: Maksatlarını henüz anlamadık

ABD'den gelen açıklamalar da yerel kaynaklarımızın ve KNK Eşbaşkanı'nın kaygılarını doğrular nitelikte. Zira ABD Savunma Bakanlığı Türk askerlerinin Musul’a kaydırılmasının "DAİŞ karşıtı koalisyon aktivitelerinin bir parçası olmadığını" söyledi. Washington ayrıca bu sevkiyatın herhangi bir şekilde ABD yönetimiyle koordine içinde yapılmadığını de ekledi. Basına konuşan Amerikalı yetkililer "Türkiye’nin esas amacını da henüz anlamadıklarının" altını çizdi. Hatta Amberin Zaman'ın köşe yazısına göre yetkililerden biri Washington’un tepkisini şu sözlerle özetledi: "Maksat eğitim ise tanka topa ne ihtiyaç var anlamadık. Bizim için tam bir muamma." 


 HABER MERKEZİ




Başika: Kirli işbirliğin son meyvesi 


PKK ve YPG karşıtlığında ortaklaşan KDP ile Türk devletinin ilişkileri AKP iktidarı döneminde daha da stratejik hale geldi. Amedîye, Kanîmasî, Delalok, Şeladizê ve Bamernê'nin ardından Başika'da üs kurulması da bu kirli işbirliğinin son meyvesi. Ankara ve Hewlêr arasında yapılan anlaşmaya göre ise Türk askeri 2017'ye kadar Güney'de dolasıyla Irak'ta da kalıcı.

Petrol zengini Musul, 2014 yılının Haziran ayından beri DAİŞ'in kontrolünde. Türkiye'nin Musul yakınlarına üs kurması da tam da bu nedenle dikkat çekici bulunuyor. Zira Türk devleti Esad rejimini devirmek ve Rojava'da Kürt kazanımlarını engellemek için uzun süredir DAİŞ'le işbirliği yapmakla hatta ortalıkla suçlanıyor.


Başika neresi ve önemi nedir?

DAİŞ'in konrolündeki Musul'a sadece 13 km uzaklıkta bulunan Başika ise peşmergelerin denetiminde olmakla birlikte Kürdistan Bölgesi Yönetimi'nin resmi sınırları içerisinde yer almıyor. Başika da tıpkı Kerkük ve Musul gibi merkezi Bağdat hükümeti ile Kürt yönetimi arasında yıllardır paylaşılamayan bölgelerden. Ancak DAİŞ'le savaş başladığından beri Kürt hükümetine bağlı peşmergeler Kerkük ile Başika'da fiili olarak denetimi ele geçirmiş durumda. Bağdat ile Hewlêr arasındaki Kerkük ve Musul'un kontrolü ve petrol gelirlerinin paylaşımı konusundaki "çatışma" DAİŞ tehdidi ve ABD'nin telkiniyle rafa kalkmış gibi görünüyordu. Ancak, şimdiye kadar Güney'de üstlenen Türk askerlerinin DAİŞ kontrolündeki Musul'a doğru yayılmaya başlamasıyla bu gerilim yeniden gün yüzüne çıktı. 


Bağdat neden çok rahatsız?

Bağdat'ta aslında uzun zamandır Türkiye'nin Irak topraklarındaki askeri varlığı konusunda büyük bir rahatsızlık mevcut. Suriye'deki iç savaşla beraber ise bu itiraz ve tepki gittikçe yükseldi. Zira Bağdat ile Türkiye'nin Suriye politikalarında ciddi bir ayrışma mevcut. Bağdat, ABD'nin desteğiyle DAİŞ'e karşı Şii milislerle birlikte mücadele etmeye çalışırken, Türkiye ise sürekli DAİŞ'le verdiği destekle gündeme geliyor. Üstelik Türkiye'nin Kürt yönetimiyle yakın ekonomik ve siyasi ilişkiler içerisinde olması da Bağdat'ın rahatsızlığını ikiye katlıyor. 


Abadi'nin mesajı net:

Askerlerini derhal çekin!

Tüm bunların üstüne bir de Türk askerleri KDP izniyle DAİŞ kontrolündeki Musul yakınlarına üslenince Şii Irak Başbakanı Haydar El Abadi'nin tepkisi çok sert oldu. Abadi, Ankara'ya "Askerlerinizi topraklarımızdan derhal çekin" dedi. Üstelik Irak'ın Kürt Cumhurbaşkanı Fuad Masum'dan da benzer açıklamalar geldi. Hatta Irak Parlamentosu Savunma Komisyonu Başkanı, "Hava kuvvetlerimiz Türk askerlerini vurmaya hazırdır" dedi. Son olarak da önceki gün akşam saatlerinde, Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Faruk Kaymakçı Irak Dışişleri'ne çağrılarak izahat istendi. Görüşmede Kaymakçı’ya Türk askerlerinin geri çekilmesi talebi de bizzat iletildi.


Türk devleti çıkmaya niyetli değil

Ancak Türk devleti, "Bağdat'a rağmen" Irak'taki asker sayısını daha da artırmayı planlıyor. Zira Türk devletine bu güvence KPD tarafından peşmergeye eğitim bahanesiyle sunulmuş durumda. 


Türk askeri 20 yıldır Irak'ta!

Türk ordusunun Güney Kürdistan'daki askeri varlığı çok eskiye dayanıyor. PKK’nin 15 Ağustos 1984 atılımı ile silahlı mücadeleyi başlatmasından iki yıl sonra Türk devleti askerlerini Güney Kürdistan'da konuşlandırmaya başladı. Kürtlerin Kuzey Kürdistan'da direşinin yükseldiği 1990'lı yıllarda ise Ankara ile Hewlêr PKK karşıtlığında ortaklaştı ve güçlerini birleştirdi. Türk ordusu, 1995 Mart'ında KDP'nin de onayıyla 15 bin askerle PKK'ye karşı büyük bir operasyona girişti. Aslında bu bir işgal hareketiydi. Güney'e nihai şekil verme, KDP'yi kontrol altında tutma, PKK'yi 'temizleme' amacı taşıyordu. Ağustos 1995'te Dublin'de yapılan zirvede ise Türkiye'nin gözetiminde Güney Kürdistan'a yeni bir biçim verildi. 


TSK'yi Barzani Güney'e davet etti

Dublin toplantısından sonra Mesud Barzani, Türk ordusunu resmen Güney'e davet etti. Ankara ile Hewlêr arasında PKK'ye karşı stratejik ortaklığın temelleri de böylece atıldı. Aradan 20 yıl geçti… Türk askerleri hala Güney Kürdistan'da. 100'ü aşkın tank, 3 ila 5 bin arasında değişen asker Güney'de konuşlanmış durumda. Türk askeri varlığı, Başika'nın yanısıra Amedîye, Kanîmasî, Delalok, Şeladizê ve Bamernê'de Saddam Hüseyin döneminden kalma eski havaalanı ile Uludere'nin 60 kilometre güneyindeki şehir merkezinde bulunuyor. Bu askeri karakolların yanı sıra Batufa ve Amedîye'de de MİT temsilcilikleri faaliyetlerini sürdürüyor. Zaxo'dan Batufa ve Kanîmasî'yi askeri anlamda kontrol altında tutan Türk ordusu yerelde de "ajan-muhbir" örgütlemesi oluşturmuş durumda. 


Parlamento kararı hiçe sayılıyor

TSK'nin Güney'deki varlığı Bağdat kadar Hewlêr'de de tepki çekiyor. Hatta 2008 yılında Kürdistan Parlamentosu hiçbir hukuki dayanağı olmayan Türk üslerini boşaltma kararı almıştı. En son geçen yıl DAİŞ Hewlêr'in kapısına kadar dayandığında toplanan Kürdistan Parlamentosu'ndan çok sayıda milletvekili de "Türkiye'nin DAİŞ'i desteklediği için askeri varlığını" çekmesini istedi. Ancak Kürt hükümeti, parlamentonun kararını yok saymaya devam ediyor.


YNK ile Goran da çıksın istiyor 

Kürt partileri YNK ile Goran hareketi de Türkiye'nin Güney Kürdistan'daki askeri varlığını tümden çekmesini ve üslerini boşaltmasını talep ediyor ancak Barzani liderliğindeki KDP hükümeti bu çağrılara kulak asmıyor.  


KDP çağrılara kulak asmıyor

Tepkilere rağmen AKP iktidarıyla ilişkilerini zaman içinde gittikçe geliştiren Mesud Barzani YPG'nin kurulduğu 2011 yılında Ankara'ya yaptığı ziyarette ise "Türkiye ile Kürdistan'ın güvenliği birbirine bağlı" dedi ve Türk birliklerinin süresinin 6 yıl daha uzatıldığını açıkladı. Anlaşmaya göre Türk askeri 2017'ye kadar Güney'de kalacak.


Davutoğlu ile Barzani anlaştı

Geçen yıl Ekim ayında Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Hewlêr ziyaretinde de üslerin geleceği detaylı bir biçimde ele alındı. Davutoğlu ile Mesud Barzani arasında yapılan görüşmede üslerin modernize edilmesi ve peşmergenin burada Türk ordusu tarafından eğitilmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Hatta peşmergenin Türk ordusu tarafından eğitilmesi önerisinin Hewlêr yönetiminden geldiği ortaya çıktı. Zaten Hewlêr dönüşü yaptığı açıklamada Davutoğlu da askeri üslerin kalıcı olacağı mesajını vererek, "Irak ve Suriye'de bölgeye ve Türkiye'ye dönük tehdit ortadan kalkana kadar Türkiye bu çalışmalarını sürdürecek" demişti. 


PKK ile YPG'nin güçlenmesinden rahatsızlar

Ankara ile Hewlêr'in 'tehdit' olarak lanse ettiği şey ise DAİŞ'e karşı etkili mücadelenin ve öz yönetim sisteminin de etkisiyle PKK ile YPG'nin Ortadoğu'da güçlü bir konuma gelerek Kürtler başta olmak üzere bölge haklarına umut yaratması.  


  HABER MERKEZİ