ERDAL ALIÇPINAR / KÖLN

Celal Başlangıç, değişik mecralarda sürdürdüğü gazetecilik faaliyetini, Şubat ayının ilk haftasından bu yana Artı Gerçek haber sitesinin genel yayın yönetmeni olarak sürdürüyor. Elektronik gazete ve televizyon hedefi için de çalışmalarını sürdüren Başlangıç, AKP iktidarıyla birlikte Türkiye’de “merkez medyanın” çöktüğünü belirtti ve ekledi: “Çabamız, gelecekteki Türkiye’nin merkez medyasını oluşturma çabasıdır.”

Başlangıç ile Almanya’nın Köln kentinde bulunan Artı Gerçek bürosunda görüştük.

 

Artı Gerçek yaklaşık bir ay önce yayın hayatına başladı. Böyle bir yayına neden ihtiyaç duydunuz?

Amacımız Türkiye’de büyük bir şemsiye açmak. Bu şemsiyenin altında antikapitalist Müslümanlar da, muhafazakar demokratlar, sosyal demokratlar da, liberaller de olacak. Sosyalistler, Kürtler, Lazlar, Çerkesler olacak; kadınlar, gençler de olacak. Sesi çıkmayanların sesi olacak. Tek ortak paydası demokrasi ve barış. Farklı görüşler, farklı mezhep ve etnik kimlikler kendine yer bulacak. Bu şemsiyenin altında demokrasiden yana olmayanların, savaşın diliyle konuşanların, ayrımcılık yapanların ise yeri olmayacak. 

Şimdi böyle ortak paydayla demokrasi ve barış deyince birileri dışarıda kalıyor. Görüyoruz ki Recep Tayyip Erdoğan ve yanındakiler dışarıda kalıyor. O zaman da bizim yayın politikasının anti-Erdoğan bir politika olduğu sanılıyor. Halbuki hiç de öyle değil. Demokrasiden ve barıştan yana olanlar için açılmış bir şemsiye. Erdoğan olsa da olmasa da Türkiye’nin böyle bir şemsiyeye ihtiyacı var. 


Hangi iddialarla yola çıktınız?

Birincisi insanlara gerçek haberi, doğru yorum ve analizi ulaştırma derdimiz var. İkincisi bütün farklılıklar ile birlikte barıştan ve demokrasiden yana olan güçlerin yan yana geldiği, birbirini görebildiği, birbiriyle tartışabildiği alan yaratmaya ihtiyacımız var. Üçüncü iddiamız da şu: Türkiye’de AKP iktidarı ile merkez medya çöktü. Bu çabamız, gelecekteki Türkiye’nin merkez medyasını oluşturma çabasıdır. 


Haber sitesi ardından internet gazetesi ve televizyon projeniz var. Hangi aşamada çalışmalar? 

İlk adım olarak internet sitesiyle yayına başladık. Ancak bu elektronik yayıncılıktaki hedeflerimizden biri de bir gazete çıkarmak. Bu gazetenin temel özelliği, bir abone sistemine dayalı olması olacak. Her gün abone olan okurların eline bir gazete formatında sayfaları çevrilerek okunacak şekilde ulaştırılacak. Bu, özellikle erişimin engellenmesine karşı geliştirilen bir tedbir olarak düşünülüyor. Türkiye’nin daha karanlık ve daha kötü günlere gitmesi, daha çok yasağın gündeme gelmesi durumunda ülkede internetin şalteri indirilmedikçe okurla kesinlikle iletişim kurmayı amaçlıyoruz. 

Diğer yandan tabii ki ekonomik destek oluşturmayı amaçlıyor. Biz aynı zamanda elektronik gazeteyle “Abonemiz ol, okurumuz ol, ortağımız ol, hatta muhabirimiz ol” diyeceğiz. Cüzi bir miktar karşılığında bir abonelik kampanyası yürütmeyi hedefliyoruz. Ama bu referandum sonrasına kalacak gibi duruyor. Çünkü Türkiye’nin ihtiyaçlarından dolayı internet sitesinden sonra elektronik gazetenin önüne kaçınılmaz olarak bir televizyon geçti. 


Televizyon çalışması hakkında biraz daha ayrıntı verebilir misiniz?

Televizyonun adı “Artı TV” olacak. “artigercek.com” adresinde tutturduğumuz yayın çizgisini, yani büyük şemsiye açmayı internet sayfalarında değil ekranda yapacağız. Türkiye’nin çok farklı kesimlerinin temsilcilerinin kendilerini bulabileceği, etnik, siyasal, sosyal olarak çok farklı yapıların bir araya gelebileceği bir ekran hedefliyoruz. Bir anlamda biz bunu “merkez medya” diye tanımlıyoruz. Gelecekteki Türkiye’nin merkez medyası. Çünkü şu anda Türkiye’nin var olan merkez medyası, AKP iktidarının baskıları nedeniyle çökmüş durumdadır. 

Burada da o çok renkli, çok sesli farklı siyasal yapıların, anlayışların bir araya geleceği o büyük şemsiyenin, o büyük ekranın ortak bir paydası olacak tabii ki. Bu şemsiyenin altında herkese yer var ama demokrasiden ve barıştan yana olan herkese yer var. Ayrımcılık dilini kullanan, ırkçılık yapan, savaş kışkırtıcılığı yapanlar da kaçınılmaz olarak bu ekranlarda yer bulamayacak. 

Televizyon çalışmaları da sürüyor. Niyetimiz referandum öncesine böylesi bir televizyonu yetiştirmek. Yayın olanakları burada daha fazla olduğu Almanya’nın Köln kenti merkezimiz olacak. Ancak Artı Gerçek haber sitesinde olduğu gibi Türkiye’de muhabirlerimiz, editörlerimiz var; İngiltere’de editörlerimiz var, Amerika’da var. Saat farkından yararlanarak onların katkılarıyla sitemizi daha da zenginleştirmeye çalışıyoruz. Bu coğrafi alana yayılmışlık, televizyona da yansıyacak. Amerika’dan da Türkiye’den de programımız olacak. 


Çeşitli muhalif mecralar var; sol, sosyalist yayınlar var; Kürt medyası var. Siz neden yeni bir alternatifle yola koyuldunuz? 

Biz farklı bir alternatif değiliz, yapı olarak farklı bir kesime seslenmeyi hedefliyoruz. Kürtlerin kanalları var. Biz daha farklı bir yerden bakıyoruz. Sadece var olan sorunlardan yola çıkarsak, Kürt kanallarını Kürtler izliyor. Türkiye’nin batısında halen Kürt melesini bilmeyen, görmek istemeyen kitleler var. O kitlelere bu meseleyi anlatmak isteriz. O kitlelerin Ermeni Soykırımı ile yüzleşmesini isteriz. Örneğin Gezi Parkı saldırılarında anladılar. “İstanbul’un ortasında bize bunu yaptılar, merkez medya görmedi. Kim bilir Kürtlere ne yapmışlardır da biz görmemişiz” dediler. Haber, yorum ve tartışmalarda bu sorun yokmuş gibi davranmaktan yana değiliz. Örneğin Türkiye’deki medya ne yapıyor? HDP’yi tartışıyor, HDP’li kimse yok. Cumhuriyet gazetesini konuşuyorlar, gazeteden kimse yok. Biz sorunları muhataplarıyla ve farklı görüşteki insanlarla bir masa etrafında konuşacağız. 


12 EYLÜL REFERANDUMU HATIRASI: Mavi demek de yasak!

82 Anayasası için referandum yapılırken de baskılar mevcuttu. O dönemleri yaşamış biri olarak neler anlatırsınız? 

Ben o zamanlar gazeteciydim. Cumhuriyet için Kenan Evren’i izliyordum. O zaman Hayır propagandası yapmak yasaktı. Şimdi de yasak. Hayır diye konuşan, Facebook’ta Hayır görüntüsü atan 45 kişi gözaltına alındı. Ağır baskı var. CHP’li bir genç bıçaklandı. Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı “Sigaraya hayır” broşürünü toplattılar. 

12 Eylül döneminde Hayır demek yasaktı. O zaman Evet oyu beyazdı, Hayır oyu maviydi. Bir süre sonra mavi demeyi de yasakladılar. 

Hiç unutmam… Kenan Evren, İzmir ve Muğla’da miting yapacaktı. Bir platform kurmuşlardı. Ben de platformun önündeyim. Cumhurbaşkanlığı basın bürosundan biri geldi. O zaman bizde karikatürler şöyle çıkıyordu: “Gök bugün mavi”, “Atatürk’ün gözleri mavi”, “Deniz mavi” gibi cümlelerle...

Görevli şöyle dedi: Paşam sizin gazeteye ve size çok kızmış, biraz kenardan izleyin ki bir tatsızlık olmasın. Sonra Kenan Evren çıktı konuştu. “Bizi aptal mı sanıyorsunuz? Anlamıyor muyum ben? Yok Atatürk’ün gözleri maviymiş, yok deniz maviymiş! Bundan sonra mavi demek de yasak” dedi. 


Bugünle kıyaslayınca nasıl geliyor?

Şimdi daha beter bir durumu yaşıyoruz. Şimdi Hayır diyeni ya içeri alıyorlar ya da hakkında dava açıyorlar. CHP’li Sera Kadıgil örneğin; bir televizyon programında neden Hayır demek gerektiğini çok güzel anlattı. Kendisi hukukçudur. 2011 yılında attığı ‘tweet’lerden dolayı kendisine dava açıldı. Peki bunun zaman aşımı yok mu? Var. Savcı niye zaman aşımını kabul etmiyor? İddianamede şöyle diyor: ‘Tweet’leri 2011 yılında atmıştır ama yakın zamanda TV’ye çıkarak kamuoyunun dikkatini çekmiştir, o yüzden attığı ‘tweet’ler yeniden devreye girmiştir. Sara Kadıgil’e etkili bir biçimde Hayır dediği için dört dava açtılar. 



Bir bakmışsın Kıbrıs Fatihi olmuş!

Suriye’de savaşa girmenin iki nedeni var: Birincisi, devletin ve AKP’nin refleksi Kürt düşmanlığıdır. İkincisi de iç kamuoyuna bir kahramanlık destanı yazmak. Musul fatihi olmak istediler, olmadı. Halep fatihliğine niyetlendiler, o da olmadı. Şimdi Cerablus’un kapısında kaldı. Evet çıkarsa bir bakarız Kıbrıs da ilhak edilmiş olabilir! Kıbrıs fatihi olarak Başkan Tayyip denmesi için. Bu hiç sürpriz olmaz. Evet oyları düştükçe çılgınlaşabilirler diye endişe ediyorum. 



16 NİSAN REFERANDUMU 

Evet cephesinde ‘eziklik’ var


Ülkede yaşam alanı bulamayanlar yurtdışına çıkıyor. 80’lerde, 90’larda da benzer durum yaşandı. Bugün ile kıyaslayınca ne fark görebiliyorsunuz?

Çok sayıda insan tutuklandı. Baskılardan ötürü yurt dışına gelişler de çoğaldı. Düşünün 12 Eylül’de yaşayan bir gazetecisiniz. O vakitte Metris ve Diyarbakır cezaevleri biliniyor. Şimdi tüm cezaevlerinin koşullarını da değiştirdiler. 12 Eylül’den beter hale geldi. İnsanlar eskiden “Cezaevine girerim, orada kitap okurum” diyordu. Şimdi kitap da vermiyorlar. Gönderdiğiniz kartları tutuklulara vermiyorlar. Kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma içinde bulunanlara dahi cezalar geliyor. Tüm imkanlar kısıtlanıyor. Kalem, kağıt dahi vermiyorlar. Yani insanı görmedikleri gibi üstüne beton döküyorlar. Yurtdışına çıkışlar da artacak diye düşünüyorum. 


Referandumda nasıl bir sonuç bekliyorsunuz? 

Kendiliğinden ve çok yoğun bir “Hayır Kampanyası” başladı. Bireyler, platformlar, mahalleler, bir takım kadın ve gençlik örgütleri, çok renkli bir Hayır kampanyasına başladı. AKP hükümeti ise devlet olanaklarıyla bir kampanya yapmak istiyor. 

Evet diyen tarafta coşku, heyecan yok. Bir eziklik var. Çünkü niye Evet dediklerini anlatamıyorlar. “Niye Evet diyorsun?” diye sorduklarında şöyle yanıt veriyorlar: “PKK ‘Hayır’ diyor, onun için Evet diyorum.” Bu yanıt yetmiyor. Çünkü sandığı getiren sensin. Niye Evet dediğini açıklamak zorundasın. Yani PKK Evet deseydi AKP Hayır mı diyecekti? 

Hayır cephesi çok geniş. Herkes farklı nedenlerle ‘Hayır’ diyor. Onun için HDK çok güzel bir şey söyledi: Herkesin Hayır’ı kendine. Herkes kendi Hayır’ına sahip çıksın. 


16 Nisan’dan sonra ne olacak? 

Hayır çıkarsa iyi bir şey olma ihtimali var. Ama evet çıkarsa iyi bir şey olma ihtimali tümüyle ortadan kalkıyor. 


Artı Gerçek nedir?


Genel yayın yönetmenliğini Celal Başlangıç, yazı işleri müdürlüğünü Fehim Işık’ın yürüttüğü Artı Gerçek, “Bildiğinizden daha fazlası” sloganıyla yola çıktı. 7 Şubat’ta yayın hayatına başlayan siteye “artigercek.com” adresinden ulaşılabiliyor. Artı Gerçek’in yazarları arasında Baskın Oran, Sezin Öney, Ahmet Nesin, Ragıp Duran, Celal Başlangıç, Fehim Işık, Ömer Faruk Gergerlioğlu, İhsan Eliaçık, Canan Kaftancıoğlu, Eser Karakaş, Ragıp Zarakolu, Yıldırım Türker, Yavuz Baydar, Ergun Babahan, Koray Düzgören, Yurdagül Erkonca, Yavuz Baydar, Orhan Alkaya, Pelin Cengiz gibi isimler bulunuyor. 



Referandum öncesine yetiştirilmesi hedeflenen Artı TV, test yayınıyla yola çıktı. Kanalın frekans bilgileri ise şöyle:

Hotbird 13

11054

27500

Horizontal