Helikoptere sağ salim bindirildiler

- İki köylüyü gözaltına alıp helikopter atmak dahil işkenceden geçirerek hastanenin yoğun bakım ünitesine bırakan devlet güçlerinin bu vahşeti ortaya çıkınca Van Valiliğinin sarıldığı yalan da elinde kaldı.
Van Valiliği tarafından yapılan açıklamada Servet Turgut’un ”‘dur” ihtarına uymayarak kaçmaya çalıştığı esnada kayalık alanda düştüğü ve yaralandığını ileri sürüldü. Halbuki köylüler, Turgut ve Şiban’ın sağlıklı bir şekilde gözaltına alındığını söylüyordu. Olay gününe tanıklık eden Osman Şiban’ın kardeşi Cengiz Şiban da Servet Turgut’un tarlasında saman topladığı sırada askerler tarafından gözaltına alındığını, ağabeyi Osman Şiban’ın ise birlikte çay içtikleri sırada gözaltına alındığını dile getirdi. Valilik açıklamasını yalanlayan Cengiz Şiban, helikopterden atılan iki kişinin de gözaltına alındığı sırada sağlıklarının yerinde olduğunu ve bu şekilde helikoptere bindirildiğini kaydetti. Turgut’un yoğun bakımdaki yaşam mücadelesi devam ediyor. Şiban ise dün ailesi tarafından askeri hastaneden alınarak ambulansla Mersin’e götürüldü.
Van’ın Çatak ilçesinde operasyona çıkan Türk askerleri tarafından 11 Eylül’de Servet Turgut’la birlikte gözaltına alındıktan 2 gün sonra hastanede ortaya çıkan ve helikopterden atıldıkları hastane raporuyla doğrulanan Osman Şiban, önceki gün sabah saatlerinde evi basılarak zorla askeri hastaneye götürülmüştü. Savcının isteği üzerine askeri hastanede yapılan muayene sonucu Şiban’ın ifade verecek durumda olmadığı belirtilmişti.
Gün içerisinde aileye bilgi veren Van Cumhuriyet Başsavcılığı, Şiban’ı Mersin’e götürebileceklerini iletti. Bunun üzerine aile, Şiban’ın askeri hastaneden çıkış işlemlerini gerçekleştirdi. Uzun bir süre hastanede ambulansın gelmesini bekleyen aile, ambulansın gelmesiyle Mersin’e doğru yola çıktı. Ambulansa sadece Şiban’ın bir yakının binmesine izin verildi. Diğer aile bireyleri ise kendi araçlarıyla ambulansa eşlik etti.
Şiban ambulansa bindiği sırada ”nasılsın” diye soran yakınlarına, ”Elhamdülillah, buna şükür” diyebildi.
Gece saatlerinde ambulansla Mersin’e doğru yola çıkarılan Şiban, Akdeniz ilçesinin Güneş Mahallesi’nde bulunan evine getirildi. Şiban’ın kardeşi Mehmet Şiban, ağabeyinin durumunun stabil olduğunu belirterek, “Şu an tek tük anlamsız kelimeler sarf ediyor. Hafızası yerinde değil. Yolda herhangi bir sorun çıkmadı, yer yer dinlendirdik. Doktor birkaç gün evde dinlenmesi gerektiğini söyledi. Ardından hastaneye kontrole götüreceğiz” dedi.
İkisi de sağlıklıydı
Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden 7 çocuk babası Servet Turgut’un (55) ise hayati tehlikesi devam ediyor. Van Valiliği’nin olaydan 11 gün sonra yaptığı açıklamada, Turgut’un ”dur” ihtarına uymayarak kaçmaya çalıştığı esnada kayalık alanda düştüğü ve bundan kaynaklı yaralandığı ileri sürüldü. Olay gününe tanıklık eden Osman Şiban’ın kardeşi Cengiz Şiban, Servet Turgut’un tarlasında saman topladığı sırada askerler tarafından gözaltına alındığını, ağabeyi Osman Şiban’ın ise birlikte çay içtikleri sırada gözaltına alındığını dile getirdi. Valilik açıklamasını yalanlayan Cengiz Şiban, helikopterden atılan iki kişinin de gözaltına alındığı sırada sağlıklarının yerinde olduğunu ve bu şekilde helikoptere bindirildiğini kaydetti.
Askerlerin ilk olarak gözaltına aldıkları Servet Turgut’u köye getirdiklerinde vücudunda hiçbir yaranın olmadığını vurgulayan Şiban, şöyle devam etti: “Silahın namlusunu Servet’in sırtına dayamışlardı. Askerler Servet’i getirdiklerinde vücudunda herhangi bir yara yoktu. Osman’ı da alıp helikoptere bindirip götürdüler. Yani iki kişi de helikoptere kadar sağlam bir şekilde götürüldüler. Benim gördüklerim bunlar ve ben bunları gözlerimle gördüm. Abimi aldıklarında ben oradaydım. Üç gün sonra akrabalarımıza ulaştığımızda yoğun bakımda olduklarını öğrendik.”
Vahşete ‘dur’ denilmeli
Köylülerin gözaltına alınması ve hastane raporuyla helikopterden atılmalarına tepki gösteren insan hakları savunucuları, “vahşet” olarak tanımladıkları bu olaya “dur” diyebilecek demokratik bir iradeye ihtiyaç olduğunun altını çizdi. İnsan Hakları Derneği (İHD) Onursal Başkanı Akın Birdal, insanlığa karşı suç işlendiğini söyledi. Köylülerin helikopterden atıldıklarının hastane raporuyla kanıtlandığına dikkat çeken Birdal, Van Valiliği’nin yaptığı açıklamanın bir karşılığının olmadığını ifade etti. Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun acilen Van’a giderek gerekli incelemeleri yapması gerektiğinin altını çizen Birdal, devlet kurumlarının yanı sıra uluslararası insan hakları kuruluşlarının bölgeye heyet göndermesi, incelemelerde bulunması ve sonuçları kamuoyuyla paylaşması gerektiğini kaydetti. Yaşam hakkı başta olmak üzere temel insan hakkı ve özgürlüklerin ayaklar altına alındığını vurgulayan Birdal, “Buna dur diyecek demokratik bir muhalefetin çığlığını yükseltmek gerekiyor” dedi.
Kürt olunca görmezden geliniyor
İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri, yaşanan olayın 1990’lı yılların uygulamalarını hatırlattığını belirterek, tüm toplumsal kesimlerin hassasiyetle yaklaşması gerektiğini dile getirdi. Uzun yıllardır ciddi insan hakkı ihlalleri yaşandığına dikkat çeken Yoleri, “Mesele Kürt olunca yaşananlar çok çabuk görmezden geliniyor” diye konuştu. Takipçisi olunmaması durumunda benzer olayların hayatın her alanında yaşanacağı uyarısında bulunan Yoleri, şöyle devam etti: “Belki herkesi helikopterden atmayacaklar ama hepimizin hayatında şiddet içeren travmatik birçok olay yansıyacak. İnsan hakları örgütleri, hukuk kurumları ve tüm toplumsal dinamiklerin bu olayı yakında takip etmesi gerekiyor.”
Örgüt üyesi de olsa
Yaşam hakkının herkes için kutsal olduğunu vurgulayan Yoleri, şunların altını çizdi: “Kişi örgüt üyesi olabilir, köylü olabilir, fark etmiyor. Yaşam hakkının bu şekilde ihlal edilmesi kabul edilemez. Savaş ya da çatışma ortamlarında özellikle sivillerin zarar görmemesi adına Türkiye’nin imzaladığı bir takım uluslararası sözleşmeler var. Dolayısıyla sivillerin burada açıktan zarar görüyor olması, imzalanan uluslararası sözleşmelerin ihlal edildiği anlamına gelir. Toplumsal bir duyarlılığa ihtiyacımız var. İnsan hakları örgütleri, hukuk kurumları, siyasetçiler, sendikaların bu tür olayların engellenmesi için ortak bir mücadeleyi büyütmeleri gerekiyor.”
Hukuk devleti yok
Cezasızlık politikasının işkencenin artmasına neden olduğuna işaret eden Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Eşbaşkanı Ayşe Acinikli, failler yargılanmadığı için işkence dozajının da artığını kaydetti. Bir hukuk sistemi değil, şiddet sistemi oluştuğunu ifade eden Acinikli, şunları söyledi: “Artık bir hukuk devletinden bahsetmemiz imkansız. Türkiye’de hukukun ve demokrasinin olduğu bir sistem işletilmiyor. Polisin istediğini yapabildiği bir sistem işletiliyor. Van Çatak’ta yaşanan bu olay bunun sonucudur. Bir insanın helikopterden atılmasını tarif edebilecek bir sözcük bulamıyorum. Bir insanı tutup helikopterden atan bir kişiden insan diye bahsedemeyiz. Sorumluların acilen cezalandırılması gerekiyor.” VAN







