IŞİD ya da DAİŞ denilen ırkçı Arap çeteliği, Afganistan ve Pakistan’daki El Kaide, bir ara Mısır’da iktidarı ele geçiren TC destekli İhvan’dan destek, devlet düzeyinde de TC, Suudi Arabistan, Katar ve bazı Körfez Emirliklerinden güç alıyordu.
Desteğin omurgası TC’ydi. Çünkü, dünyanın çeşitli yerlerinden kiralanan katil adayları, hava yoluyla taşınıyor, sonra silahlandırılıp cepheye sürülüyor, ihtiyaç halinde uzman, silah ve cephane de tedarik ediyordu.
TC, aynı zamanda NATO’nun üyesiydi. Üyelikten doğan hakla karargahında personel bulunduran ve sırlarına vakıf olan…
NATO ise IŞİD’le savaş halindeydi. Bu haliyle, yer yüzünde, iki yüzlülükte bir ilki temsil ediyordu, TC. NATO masada dost, arazide, arkadan hançerleyen düşman...
Hem NATO üyeliğiyle Batıdan yardım al, hem de yediği kaba pisleyen kedi misali IŞİD müttefikliği üzerine, Batı medyasında "bunları NATO’dan atın hak ettiği yer olan IŞİD’in yanına gitsinler" sesleri yükseliyordu. Almanya’da yayımlanan Die Welt gazetesi, "IŞİD’in Batıya gülümseyen suç ortağı" manşetiyle çıkıyor, bir başka gazete kendini akıllı sanan aptalların ikili oyununu nerede devrileceği belli olmayan raydan çıkmış trene benzetiyordu.
Suudi Arabistan, Katar ve Körfezdeki Arap Emirlikleri bile dünyanın tepkisinden utanıp insan kesen, Allah Allah naralarıyla kadınlara, kız çocuklarına tecavüze eden, talan, hırsızlık yapan çeteden desteklerini çektiklerini açıklamak zorunda kalmıştı. NATO üyesi TC, itibarsızlığıyla, IŞİD saflarında tek yandaş, hırsızlık ve talan mallarının da alıcısıydı.
Batıda, "terörist muamelesiyle" ekonomik ambargo önerileri çoğalmaya başlayınca da, üfürükçü imam kurnazlığı ve dolandıcı Sülün Osman zekası taklitçiliğiyle dünyayı kandırmaya çıkıyor, "yardım ve yataklık etmiyoruz" diyorlardı.
PYD lideri Salih Muslim, anında "daha dün 70 kişilik bir çeteyi Kobanê soktunuz" cevabıyla yalancının yüzüne ayna tutuyor, Kürt medyası da Türk askerleriyle vedalaşıp öteye geçen silahlı çetelerin fotoğrafını yayımlıyordu. Maskesi düşen yalancı, bundan sonra Türk ırkçılığı tellerinden atlayıp, Arap ırkçılığına geçiyor, IŞİD’den başka ciddiye alan varmış gib, Kobanê’yi Arap toprağı yani katillerin hakkı sayıyordu.
Kürt düşmanlığıyla gözüne mil çeklmiş, kör olmuş bunlar. Kürtlerin canını, malını, ırzını, onurunu baştan başa bütün kazanımlarını hedef alan IŞİD denilen ırkçı Arap çeteliğine verdikleri destekten sonra, hızlanan kopuşun çatırdılarını da duymuyorlar.
Oysa, boydan boya bütün Kürdistan’da patlak veren 6-7 Ekim öfke patlaması, bir ihtardı. Ama, sadece terörün diliyle koşunlara gelin de anlatın, analabilirseniz. Onlar, hiç de hayrını görmedikleri ezberleriyle, kitleleri kurşun, tank, zehirli gazla karşıladılar ve olanlar oldu. İki günde 47 ölü…
Sokağa çıkma yasağı ilanı da faydasız kalınca, geçmişte JİTEM’in Hizbullah adıyla örgütlediği kiralık katilleri Kürdistan’da, Türkistan’da da MHP sloganlı ırkçıları, polis ve askere yan destek olarak öne sürdüler.
"Serhad" bölgesinin bir kasabasındaki başkaldırıya (Kürtler buna serhildan diyorlar) tanıklık eden dostum, "manzara, Gorki’nin anlattığı 1917 Rus ayaklanmasını andırıyordu" diye anlatıyor, devam ediyordu: "İki yıl öncesine kadar, dağa gönderdikleri çocuklarının direnişini uzaktan seyreden, cenazeleri geldiğinde yas tutan halk, homurdanarak uyanan deve evrilmişti. Köyler, kollar halinde kasabaya akınca, TC güçleri karakol ve kışlalara sığınıp savunma güdüsüyle ateş ediyorlardı."
Rusya’da, 1905 yılında Çar rejimine karşı başkaldıran siviller taranmış, tarihe "Kanlı Pazar" adıyla tarihe geçen bu olayda, sayısız insan katledilmişti. Ama sonunda kaybeden halk değil, Çarlıktı. Ama, dünyanın seyrettiği üzere, IŞİD kafasıyla bütünleşmiş kafanın insana, insan ölüsüne de saygısı yoktu.
Halkın öfkesinden duracakları yerde, namlu gücüne güvenerek teröre devam ediyorlardı. Nitekim, tam olaylar yatışmışken Dersim halkının katledilmiş çocukları için düzenlediği mezarlığı da yasak çembrine alıyor, yeni bir tepki kasırgasına sebebiyet veriyorlardı.
Ne diyelim, cebir yoluyla payıdar olacağını sanıyor, IŞİD kafası. Oysa zulmün paydarlığı görülmemiştir, yer yüzünde. Kürtler ise korkuyla örülü zulüm çemberlerini çoktan paramparça ettiler. Eski Kürdistan yok artık. Kenetlenmiş halkı ve ordusuyla bir Kürdistan var. Onu esir tutmak, doğanın bir imkansızı olan katırın doğurması kadar imkansız, artık…
IŞİD kafası almaz, ama görülen ve yaşanan gerçek bu…