İnsanların en temel hakkı yaşama hakkıdır. Yaşama hakkı ancak ve ancak özgürce kullanılabilir. Özgürlükler kısıtlanıyorsa yaşama hakkından söz edilemez. İnsanlar dili, milliyeti, kültürü, inancı, cinselliği, ideolojisi ve düşünceleri ile birlikte bir kimlik sahibidir. Bütün kimlikleriyle özgürce yaşamaları temel haklarıdır. İnsanları fizik olarak öldürmek gerekmez. Özgürlükler kısıtlanıyorsa yaşam hakkı yok demektir. Yaşam hakkı ve güvencesi olmayınca diğer hakların hiç bir anlamı kalmaz. O zaman, yaşama hakkı tanınmayanların zulme karşı özgürlük mücadelesi başlar. Bu meşru savunma hakkıdır.
Dörde bölünmüş ve sömürgeleştirilmiş Kürdistan’da özgürlük mücadelesi uzun yıllardır sürüyor. Bugün Kürdistan halkı bütün parçalarda ayaktadır ve özgür bir yaşam hakkı istemektedir. Artık bunun engellenmesi olanaksızdır. Ama sömürgeciler ve her türlü uşakları, her yolla halkın özgürlük ateşini söndürmeye çalışmaktadır. Gündemdeki hendek kazma girişimi bunun en son ve en insanlık dışı bir örneğidir.
Dörde bölünmüş Kürdistan arasındaki mayın tarlaları, tel örgüler, asker kurşunları, top atışları, sınır boylarında yapılan katliamlar kar etmedi. Şimdi de hendek kazarak halkı bölmeye çalışıyorlar. Sömürgecilerin sınır diye çizdikleri hattı korumaya çalışmaları insanlık dışıdır ama kanlı sömürgeci geleneklerine yakışmaktadır. Fakat, KDP’nin Rojava ile Güney Kürdistan arasına hendek kazmaya kalkışması hem çok acıdır hem de rezalettir. KDP kime karşı, ne sınırı kazıyor? Kime karşı, kimin sınırını koruyor? İşte Kürdistan halkı bu nedenle, sınır diye kalbine inen kazmaları durdurmak için ayağa kalkıyor.
2013 Newroz’undan beri demokratik çözüm süreci gündemde. Bütün bölge halkları bu sürece umutla ve heyecanla destek veriyor. Ama sürecin başarıya ulaşması ancak ve ancak özgür yaşama hakkının tanınmasıyla olur. Gelinen noktada çözüm nasıl olur tartışmaları her yerde sürüyor. Çözümün önünü açmak için şunları iyi bilmek gerekiyor:
Sorun, devletin halk üzerinde sınırsız ve denetimsiz bir baskı gücü olmasıdır. Dolayısıyla devletin büyümesi değil sınırlandırılması ve küçültülmesi şarttır. MİT yasası vb. yeni baskı yasalarıyla çözüm olmaz.
1 Mayıs bütün işçilerin ve halkların “Birlik-Mücadele-Dayanışma” günüdür. Bu hak yasaklandıkça çözüm olmaz.
Hasta tutsaklar bir bir ölüyor. Onlar ölmeye devam ettikçe çözüm olmaz. Zindanlardaki tüm tutsaklar özgür olmalıdır.
Özel savaş çeteleri binlerce insanı kaçırıp katletti. Her hafta Cumartesi Anneleri, kayıp yakınları nöbete devam ediyor. Kayıplar bulunmadıkça, katilleri yargılanmadıkça çözüm olmaz.
Ermeni Soykırımından, Dersim Soykırımından bu yana yapılan Kuşkonar ve nice katliama-cinayete zaman aşımı denerek üstü kapatıldıkça çözüm olmaz. Çünkü insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz.
Roboskî Katliamı 842. gününde. Bu katliam açığa kavuşmadıkça çözüm olmaz.
Gezi Direnişinde gençleri katledenler yargılanmadıkça çözüm olmaz.
1930’da, Ağrı direnişinin bastırılmasından sonra Cumhuriyet gazetesi Ağrı dağının üstüne:
“Muhayyel Kürdistan burada medfundur.”(Hayali Kürdistan burada gömülüdür) yazmıştı.
Bugün gerçek ve özgür Kürdistan’ı kazdıkları hendeklere diri diri gömmek istiyorlar.
Halkın hendeklere karşı ayaklanması çok önemli ve haklıdır.
Çünkü böyle hendeklerle, karakollarla-kalekollarla çözüm olmaz.
Kazılan hendeklere Özgür Kürdistan değil, sömürgecilik ve hendekçi zihniyet gömülecektir.