
YPG Genel Komutanı Sîpan Hemo, Kobanê'ye saldırıları boşa çıkardıkları gibi hendeklere karşı direnerek bunu da boşa çıkaracaklarını vurguladı.
YPG Genel Komutanı Sîpan Hemo, ANF'nin sorularını yanıtladı.
Neden Kobanê'ye saldırılıyor?
YPG olarak, kanton sisteminin ilanından sonra saldırıların farklı bir boyut kazanıp artarak devam edeceğini öngörüyorduk. Kürtlerin kendi statülerini belirleyip bir sistem kurmaları başta sömürgeci Türkiye, İran ve Suriye devletleri ile müttefiklerini rahatsız edeceğini biliyorduk. 10 Mart'ta Kobanê'de daha önce diğer bölgelerimize yapılan saldırılara oranla daha büyük bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya kaldık. Kobanê'ye saldırmak için uzun süre hazırlık yaptılar. Kobanê bölgemiz, kuzeyini Türkiye kapatmış ve diğer üç tarafı da – ki bu üç taraf da Baas rejimi tarafından sonradan Arap nüfusun yerleştirildiği bölgelerdir- IŞİD'in kontrolünde olmak üzere ambargoya alınmış bir bölgedir. Böyle bir durumda IŞİD üç koldan saldırıya geçip bölgeyi almak istedi. Temel amaç, Rojava'da Kürtlerin iradesini kırıp Demokratik Özerklik sistemini sonuçsuz bırakmaktı.
Saldırılarda başarı sağladılar mı, şimdi durum nedir?
Saldırılar şuan itibariyle başarısız kalmış durumda. Yapılan plan tutmadı. 10 Mart'ta başlayan saldırılar her gün artarak devam etti. En son Newroz'dan önce 18-19 Mart'ta Kobanê'nin güneyinde, Arap köylerinin olduğu Sırrin bölgesinde diye bilirim ki; Rojava Devrimi sürecinin en yoğun çatışmalarını yaşadık. 9 gün aralıksız savaştık. YPG tarihi bir direniş sergiledi. Burada 12 şehit verdik ama IŞİD yüzlerce kayıp verdi. Cenazeleri de hala elimizdedir. Burada bir ilerleme yapamayacağını gören IŞİD diğer taraflarda da saldırıya geçti. YPG'nin bütün gücünü güney cephesine yığdığını düşündüler ama diğer cephelerde de güneyde olduğu yine muazzam bir direnişle karşılaştılar. Orada ise 9 şehit verdik ama yine onların yüzlerce kaybı oldu, silahları, cenazeleri ve onlarca esiri hala elimizdedir.
Orada da olmayınca en son batı cephesine yöneldiler. En yoğun çatışma burada yaşandı. Aslında IŞİD, ilk üç gün YPG'yi geçemeyeceklerini zaten anlamıştı ama yine çatışmaya devam etti. Çünkü uzun süre ve yoğun hazırlık yapmışlardı bu saldırılar için. Diğer cephelerde olduğu gibi batı cephesinde de yenildiler.
Mart ayı boyunca Kobanê saldırılarında toplamda 24 şehit verdik ama IŞİD büyük gücünü kaybetti orada. Resmen Kobanê, IŞİD'e mezar oldu. Bu yenilginin IŞİD'in tüm Suriye'de yok olmasına yol açtığını ve yakında tamamen fonksiyonlarını kaybedip yok olacağını söyleyebilirim. Planları Kobanê'yi düşürüp Efrîn ve Cizîre bölgelerini anlamsızlaştırmak, Kürt iradesini ve varlığını yerle bir etmekti. IŞİD şahsından Kobanê'ye saldıran güçlerin, devletlerin planı buydu.
Kimlerdi bu güçler, devletler?
Bu planın arkasında başta İran ve Suriye rejimi ile kabul etmezse de Türkiye vardı. Mesela, Tel Abyad'daki IŞİD grupları Akçakale üzerinden girip Kobanê'ye saldırıyordu. Açık açık, Türk karakollarının gözü önünde bunu yapıyorlardı. Tümüyle olmasa da Türkiye de bu anlamda planın içindeydi.
En son Suriye devletinin bazı gizli belgeleri açıklandı ki bu belgelere göre bin 200 İranlı, Suriye kimliğiyle IŞİD'e katılmış ve IŞİD'de önemli görevler üstlenmişler. Yine diğer bir bilgiye göre Ebu Lokman adlı eski bir tutuklu, ayaklanmaların başlamasıyla birlikte IŞİD'deki örgütlenmeyi yapması için Suriye rejimi tarafından dışarı bırakılmıştır. Bu şahıs, kanunlara göre şuanda cezaevinde gözüküyor ama gerçekte şuanda Rakka Valisi'dir ki; Rakka şuanda IŞİD'in merkezidir.
Bu bilgiler de gösteriyor ki; IŞİD, İran ve Suriye rejiminin gizli örgütlenmesidir. 'Rojava'da Kürtlerin bu sistemi başarılı olursa diğer parçalara yansıması olacak' düşüncesiyle bu saldırılar gerçekleştirildi. Bu süreçte Türkiye ile İran'ın arasında Rojava ile ilgili gizli görüşmelerin yaptıdığını da biliyoruz. Yine bu dönemde Suriye'nin önemli şahsiyetlerinden Ali Memluk'un Irak'a, İran'a, Hewlêr'e ve en son Rusya'ya gidip bazı görüşmeler yaptığını da biliyoruz. Yani bir konsept, bir planlama vardır ve bu planı Kobanê şahsında uygulamak istediler. Ama başaramadılar.
Kobanê bölgesinde çatışmalar tamamen durdu mu?
Düşman güçleri kımıldayacak durumda bile değil şu anda. Tamamen kırıldı, güçlerinin büyük oranını kaybettiler. Bir karış bile ilerleyemediler. Başaramadılar. Büyük darbe aldılar. Bazı yerlerde bulunuyorlar, o yerler de Arap köyleridir. O köylerden talep gelmesi halinde YPG gidip o köyleri tamamen temizleyebilir o çetelerden.
Bu başarı YPG'nin tarihi direnişi sayesinde olsa da burada ifade etmem gerekir ki; bu başarı tüm Kürt milletinindir. Kuzeyiyle, güneyiyle, doğusuyla, batısıyla, diasporasıyla bütün Kürt milleti Kobanê'de YPG'nin arkasında durdu, destekledi.
Mesela bu süreçte Urfa'dan, Suruç'tan, Kuzey Kurdistan'ın diğer şehirlerinden gençler akın akın gelip YPG saflarına katıldı ve bu direnişte yer aldılar. Kuzey'den gelip bize katılanlardan ilk şehidimiz de Suruç'tan katılan Erdal arkadaşımızdır. Burada kendisini saygı ve minnetle anıyorum. Mesele sadece Kobanê'nin olmadığını, tüm Kürtlerin hedeflendiğini herkes biliyordu.
Kürtlerin bu birliği, duruşu aynı zamanda düşmanlarımız için de yeni durumdur. Gördüler ki Rojava, Kobanê artık yalnız değil, arkasında Kürt milleti vardır ve Kürtleri yenmeleri de artık eskisi kadar kolay değil, hatta artık mümkün değil.
Rojava sınırında hendek kazılma da bahsettiğiniz konsept dahilinde mi?
Kuşkusuz bu hendek kazma da planın devamıdır. Kobanê'de IŞİD'in yenilmesinden sonra biz de rehavete kapılmadan yeni saldırılar bekliyorduk ve tedbirlerimizi almıştık. Yeni saldırıların daha ince, daha sinsi, daha kapsamlı olacağını da hesaplıyorduk. Türkiye ve KDP'nin aynı anda Rojava etrafında hendek kazmaları tesadüfi bir durum değildir. Bu hendekleri kazanların ve arkasındaki güçlerin amacı; bölgeyi ambargoya almak, açlık, sefalet yaşatmak ve yeni saldırı durumunda halkı topraklarından göçertmektir, Demokratik Özerklik sistemini değersiz kılmak, Kürt kazanımlarını yok etmektir. Rojava'da gerçekleştirdiğimiz sistem esasında devletçi zihniyetin kalbine soktuğumuz bir hançer gibidir. Onlar bu hesabı çok iyi yapıyorlar. KDP zihniyetiyle Rojava'da bir sistem kurulursa buna ittiraz etmezler. Onun için Kürt halkının nezdinde Demokratik Özerklik sistemine karşı güvensizlik yaratmak için bölgeyi ambargoyla boğmak istiyorlar.
Ne yapacaksınız?
Şuanda devrim sürecinin en önemli noktasındayız. Bölgeyi savaşarak kurtarmak, can vererek savunmak yetmez artık. Kurtardığınız ülkenizde gelecekte var olup olmamanız nasıl bir sistem uygulamanıza bağlı. Halk sizin eğitim, sağlık, ekonomi alanındaki sorunların çözümüne bakacak. Ferah bir toplum yaratmak, kısaca nasıl bir sistemle bunu yapacağınıza bakacak. Şuanda kurulan Demokratik Özerklik sistemi için zaman lazım. İşte bu güçler tam da bu zamanda ambargoyla sistemimizi boşa çıkarmayı hedefliyorlar. Türkiye ve KDP'nin hendek kazmasının amacı da budur. Hendeklerle etrafı sarılmış, güney tarafından da çetelerin saldırılarının altındaki Rojava halkı ne kadar dayanabilir ki diye düşünüyorlar. Halk bir süre sonra ya göç edip boşaltacak Rojava'yı ya da Demokratik Özerklik sistemine karşı ayaklanacak diye hesaplıyorlar. Şimdiye kadar boşa çıktıkları gibi şimdi de boşa çıkacaklar ve başaramayacaklar. Özellikle KDP yönetimi o çukurları kazarak kendi gerçeğini Kürt halkı ve dünya kamuoyu nezdinde ortaya koymuştur. Rojava Devrimi'ne karşı KDP'nin işbirlikçi konumuna düşebileceğini kimse tahmin etmiyordu. Kendine ulusalcı diyen ve Kürt değerleri üzerine siyaset yürüttüğünü söyleyenlerin bu devrim sürecinde gerçek yüzleri ortaya çıktı. 'Rojava'da devrim falan yok' demelerinden sonra bu hendekleri kazarak zaten paramparça olan Kurdistan'ı daha da parçalamak istiyorlar. Sömürgecilerin yapamadığını şimdi KDP yapıyor. Hendekten önce de Sémalka kapısını kapatmıştı.
Hendek planı amacına ulaşacak mı, ne yapmayı düşünüyoruz?
Biz buna karşı hazırlıklıyız. KDP'nin arkasındaki düşmanlarımız iyi bilsinler ki; değil hendek kazmak, ne yaparlarsa yapsınlar yine de başaramayacaklar! Rojava halkı artık özgürlüğün tadını aldı. Çare nedir peki? Herkes Kürtlerin varlığına, sistemlerine, yönetimlerine saygı duyacak ve ona göre hareket edecek. Bu olduğu zaman Suriye'de ve Ortadoğu'da sorunlar çözülür. Komplocular, sömürgeciler ne plan yaparsa yapsın sonuçta bu halkın dediği olacak ve başka bir yol da yoktur.
Geçen günlerde Rojava'daki 4 parti (El Parti, Yekiti, Azadi-Mustafa Oso, Azadi- Mustaf Cuma) birleşerek PDK-S'yi kurduklarını açıkladılar. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?
Bence onların böyle bir zamanda böyle bir girişimde bulunması da tesadüfi değildir. Birilerinin Dêrik'te hendek kazması, bazılarının da Hewlêr'de toplanıp kongre yapmaları tesadüfi olabilir mi? Ama yine de buna karşı tavrımız, yaklaşımımız şudur: Rojava'da siyasi oluşumların, partilerin farklı düşüncede siyaset yürütmesinin önü sonuna kadar açıktır. Rojava'nın 3 kantonunda da meclis kararları vardır. Parti kurma yasaları mevcuttur. Bu yasalar çerçevesinde her düşünce faaliyet yürütebilir, her parti siyaset yapabilir. Bunun önünde herhangi bir engel yoktur. Nihayetinde Rojava'da tek parti ya da sadece PYD yoktur, değişik düşüncede partiler vardır ve her parti de yönetimde yer alabilir. Mevcut yönetim de böyledir zaten. Biz YPG olarak her düşünceye, her partiye saygı duyarız, eşit mesafedeyiz ve meclis yönetimlerinin kararları doğultusunda faaliyet yürüten Rojava'nın ulusal gücüyüz. Çok da iç siyasetle ilgili değerlendirmede bulunmak istemiyorum ama kurulmuşsa eğer PDK-S de yasalara uyarak örgütlenme ve siyasi faaliyetlerde bulunabilir. Mevcut yasalara uygun olmayanlar otomatik olarak yasadışı olur.
BAHOZ DENİZ / ANF/EFRÎN