Henüz yapılmış bir şey yok

Akın Birdal
- İHD Onursal Başkanı Akın Birdal, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın birinci yılının bittiğini belirterek, "Çağrının muhataplarından biri olan PKK bu çağrıya cevap verdi, adımlar attı. Peki, bunun karşılığı ne oldu? Hep 'yapılacak, olacak' denildi ama henüz yapılmış bir şey yok" dedi.
Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın 1. yıl dönümüne girerken MA'ya konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Onursal Başkanı Akın Birdal, mevcut yasal ve anayasal düzenle barışın gelmeyeceğini, Kürt sorunun demokratik barışçıl bir çözüme ulaşmayacağını, eşitlik ve özgürlük temelinde demokratik bir toplum inşa edilmeyeceğini belirtti. Birdal, şunları söyledi: "Bu sürecin giderek hayal edilen Türkiye'nin taşlarını döşediğini düşünüyorduk. 100 yıldır çözümsüz bırakılan karanlıktaki sorunun demokratik barışçıl çözümünü yaratılmış yeni bir şans olarak algıladık. Hak savunucuları olarak da bu sürecin diğer süreçler gibi kesintiye uğramaması için çaba gösterdik. Sürecin başından şu ana kadar yaşanan gelişmeler ezber bozan gelişmelerdi. Sorunun konuşulması için zeminin oluşması kuşkusuz önemli. İki gün sonra Kürt lideri Abdullah Öcalan'ın yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın birinci yılı. Bu çağrının muhatapları vardı. Çağrının muhataplarından biri olan PKK bu çağrıya cevap verdi, adımlar attı. Peki, bunun karşılığı ne oldu? Hep 'yapılacak, olacak' denildi. Ama henüz yapılmış bir şey yok. Emin olun toplumun güven sabrını da sınıyorlar. Biz, olsun istiyoruz; çünkü herkesin geleceği sorunun çözülmesinde, silahların susmasında, demokratik bir toplum inşa edilmesinde. Bu, sadece Kürtlerin ve DEM Parti'nin sorunu olmaktan çıkarılıp bütün toplumun sorununa dönüştürülmeli. Barış herkesin sorunu. Ancak bunu anlatacak bir medya dahi oluşturulmadı. Toplumun haber alma kanalları tıkalı, özellikle Özgür Basın'ın kanalları sürekli gözaltılara, tutuklamalarla, baskılarla kapatılıyor ve daraltılıyor."
Düğme yanlış iliklendi
İktidarın süreci "Terörsüz Türkiye" olarak tanımlamasını, "Düğme yanlış iliklendi" diye nitelendiren Birdal, bu tür isimlendirmelerin sürecin önünde engel teşkil edeceğine dikkat çekti. Öte yandan söylenenlerle yapılanların da çelişki halinde olduğunu vurgulayan Birdal, şöyle devam etti: "Örneğin Feti Yıldız'ın söylemleri var. Bir yandan partinin genel başkanı 'umut hakkının' olması gerektiğini söylüyor, 'PKK'nin kurucu önderliği' diyor. Sonra bakıyoruz 'umut hakkı' gündeme gelince tam tersi oluyor. Evet, artık Öcalan'ın muhataplığı kabul edilmiş durumda, ancak bunun yol alabilmesi için de Öcalan'ın gazetecilerle, siyasetçilerle, toplumsal muhalefet temsilcileriyle yani istediği kişilerle görüşebileceği ortam yaratılmalı. Bence iyi niyeti kötüye kullanma var. 'Umut hakkı' konusuna Mandela'dan da başlayan örnekler var ve bu çatışmalı süreçlerin demokratik ve barışçıl sürece gidişin örnekleri var. Bunları bizim bildiğimiz gibi iktidar da biliyor. Artık yapılmayanların yapılması gerekiyor. 'Umut hakkı' sadece Abdullah Öcalan'ın sorunu değil. Bu hak, aynı davadan hüküm giymiş bini aşkın kişi için de söz konusu. Eğer 'umut hakkı'nı seslendirmekten bu kadar mahcubiyet duyuyorlarsa ve 'Anayasa ve AHİM kararları çerçevesinde çözülür' diyorlarsa o zaman derhal serbest bırakın."
Çözümsüzlük zorlaştırır
Komisyon'un açıkladığı raporun 6 ve 7. maddelerinin derhal hayata geçirilmesi ve bunun ertelenmemesi gerektiğini ifade eden Birdal, bunun hukuki ve demokratik zemininin hemen oluşturulması gerektiğini kaydetti. Süreci takip edecek üçüncü gözün oluşturulmasına da yol verilmesini savunan Birdal, şöyle konuştu: "Biz insan hakları kuruluşları böylesi bir üçüncü gözün rol almasının kaçınılmaz olduğunu düşünüyoruz. Bu maddelerin hayata geçirilmesinin gerekliliklerinden birisidir. Bir yıldır kendiliğinden yürüyen süreç bir yere varamadı. Öcalan'ın Ortadoğu'daki rolünü de bildikleri için İmralı'ya ziyaretler yapıyorlar. Tecridin kapısı aralandı, ancak tecridin bir insan hakkı ihlali olduğunu biliyor olsalardı bunları sağlarlar. Yani Meclis üzerine düşen tarihsel rolü yerine getirmeli, aksi takdirde bu sorun çözümsüz bırakılırsa yarın çok daha zor ve güç olur."
Tespit ve teyit şartı da keyfidir
Raporda silah bırakmanın "devletin güvenlik birimlerince" tespit ve teyit edilmesi gerektiği ifadelerine de değinen Birdal, şunları ekledi: "Şu ana kadar tespit ve teyit edilmiş olanlara karşılık ne yapılmıştır? Bu keyfi bir şey, bunun hukuki dayanağı yok. Yarın öbür gün 'tespit edilmemiştir, silah bırakılmamıştır', bunun bahanesi olur. O nedenle silahların ne şekilde, nereye devredileceğinin deneyimleri belli. Örgütün aldığı kararları övücü ve cesaretlendirici adımlar atılmalı. Bugüne değin PKK'nin yaptığı tek yanlı adımları kolaylaştırıcı cesaretlendirici ve ilerletici hiçbir adım atılmadı. Eğer demokratik bir toplum inşa edeceksen orada mutlaka af olmalı. Yoksa o cezaevlerinden halen kan sızıyorsa orada barış, eşitlik ve kardeşlik olmaz. Bunun yanı sıra bu süreçte dahi halen infazların yakılması bile kabul edilebilir bir durum değil. Bu infazların yakılmasının bir an önce durdurulması lazım." İZMİR









