Murat Yılmaz, Köln’de Mala Kurda’da dışilişkiler çalışmasının ardından Kürt ve Alevi kimliği ile şimdi de Avrupa Parlamentosu’nda siyaset yürütmek istiyor. Yılmaz “Hepiniz için Avrupa Parlamentosu’nda olmak istiyorum” diyor.

EGÎD EREN

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde Almanya Sol Parti (Die Linke) 10.sıra adayı olan Murat Yılmaz (43), Kürdistan’daki katliam ve baskılara karşı her zaman barışın yanında olduğunu vurguladı. 23-26 Mayıs tarihleri arasında yapılacak seçimde Avrupa Parlamentosu’na gitmesi durumunda “Sayın Öcalan ve Almanya’daki siyasi tutsaklar için elimden geleni yapacağım” dedi. 1970’lerde Avrupa’ya göç eden Kürt Alevi bir işçi ailesine mensup olan Yılmaz, bilgisayar ve makine mühendisliği bölümnde eğitim görmüş.

Murat Yılmaz Erzincan Tercanlı (Dersim göçmeni). Yılmaz ile yaklaşan seçimleri ve seçim çalışmalarını konuştuk.

Sol Parti’nin AP’de kaç vekili var ve şu anda kaç vekili parlementoya göndermeyi hedefliyor? 

Şu an 7 milletvekili Parlamentoda var. Sol Parti benim de içinde bulunduğum 10 kişiyi göndermeyi amaçlıyor. Umarım tüm yoldaşlar Parlamentoya gider.

Seçilmeniz halinde seçmenlerinize neler vadediyorsunuz?

Avrupa’da faşizmin yükseldiğini görüyoruz. Ahlaksız ve insani değerlere yakışmayan mülteci anlaşmaları imzalanıyor. Bu kirli siyaseti deşifre etmek için elimden geleni yapacağım. Tabii ki Avrupa değerlerini de korumak isterim.

Bunu Avrupa Konseyi’nde yapabilirim. Çoğu ülkelerde faşist kesimler parlamentoları işgal etmiş durumda. Ortaya çıkan bu zihniyete müdahale etmek istiyorum. Mağdur edilmiş tüm insanların haklarını korumak istiyorum. Bütün ülkelerde giderek büyüyen faşist bloklara karşı direnmek gerekiyor. Özellikle bir İslamofobi var, bu da bir iç sorun. Türbanlı kadınlara yönelik saldırılar var. Böylesi durumların yaşanmaması için kamuoyunu bilinçlendirmek gerekiyor. “Demokrasi” teriminin yerine getirilmesinden yanayım.

Yine işçilerin haklarının yok sayılmasına göz yumamayız. Sosyal haklar için bir fon oluşması gerekiyor. Şu an var ama bütçesi yeterli değil. En büyük sorun da Avrupa Birliği Komisyonu ulus devletlerin bütçesinde, sosyal yatırımları kısıtlıyor ve bu Almanya’nın ve tüm Avrupa ülkelerinde sosyal hakların kesintiye uğradığını görüyoruz. Bu durumda sağ popülizm ve faşizm için gün doğuyor. Çünkü insanlar gelen mültecilere düşmanca bakmaya başlıyor. Akdeniz şu an en büyük mezarlık haline geldi. Yine bu insanlara yardım edenler kriminalize ediliyor. Elbette Ortadoğu’ya silah ticaretinin ve serbest pazar anlaşmalarının son bulması gerekiyor. Seçmenlerimize diyoruz ki bizler doğayı ve biyo çeşitliliği korumak için adayız. Biz başka partiler gibi bankaların ve holdinglerin adayı olmayacağız. Sol Parti olarak zaten onlardan bağış da kabul etmiyoruz.

Avrupa’daki belediyeler AP’dan mülteciler için fonlar alıyor. Bu fonların adil dağıtılıp dağıtılması hususunda nasıl bir yol izlenmesini öneriyorsunuz?

Bu fonların çok azı dağıtılıyor. Avrupa Konseyi, bankaların yaratmış olduğu krizlere karşı halkın vermiş olduğu vergilerle bu fonları dağıtıyor. 2009’da “kararlılık” ya da Avrupa Konseyi’nde, sağlam ayaklar üzerinde tutmak istedikleri bir anlaşma var. Avrupa Komisyonu Başkanı, bütün ulus devletlerin bütçe giderlerine bakabilir. Konsey Başkanı, sosyal fonları bütçelerine göre dağıtıyor, hatta gerektiğine harcamalara göre indirime de gitmektedirler.

Biz ilk olarak Dublin Anlaşması’na son verilmesini istiyoruz. Çünkü bu anlaşma ile Doğu ve Kuzey Avrupa ülkeleri mülteciler konusunda yalnız bırakılmış durumda. Yunanistan ve İtalya tek başlarına bu sorunla baş edemez, aynı zamanda ekonomik olarak çok zorluk çekiyorlar. Bizim talebimiz, Avrupa ülkelerinin nüfusuna ve ekonomik gücüne göre mültecilerin dağıtılmasıdır. Kim daha fazla mülteci alıyorsa o ülkeye daha fazla bütçe ayrılması gerekiyor. Bir ülke hiç mülteci almak istemiyorsa, misal Macaristan ve Polonya, onlara bütçeden tek bir kuruş ayrılmayacak. Bize güvenli yollar lazım, bu insanlar buraya geliyorsa, sebebi Almanya ve Avrupa ülkeleridir. Biz bu kirli siyaseti gündeme taşıyacağız. Aynı zamanda yeni insani ve sosyal anlaşmaları hedefliyoruz.

Sol Parti’nin, Avrupa Parlamentosu’na ve seçimlerine yaklaşımı nasıl?

Avrupa Parlamentosu’nu sorguluyoruz. Eğer biz ileri demokrasi diyorsak, Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar dünyanın her yerini görmemiz gerekiyor. Tek taraflı olarak sadece Batı sermayesi kazanıyorsa bu bir sorundur. Biz bu ahlaksız anlaşmaları durdurmak istiyoruz. Mülteci sorunu da esasta buradan kaynaklanıyor çünkü farklı yerlerdeki insanların hayat koşullarını ellerinden alıyoruz. Aynı zamanda sınırlara dayandıklarında yüzlerine kapıları kapatıyoruz. Silah ticaretini tartışmasız bitirmek istiyoruz. En büyük sorunlardan biri savaştır. Kürdistan’a bakarsak bunu çok açıkça görürüz.  Biz bunun dışında Alman veya Avrupa vatandaşı olmayana seçme hakkı talep ediyoruz. Yıllardır burada yaşayan insanlara seçme hakkı verilmiyorsa bu bir sorun, hatta ırkçılıktır.

Mülteci ve işçi haklarına ilişkin Avrupa Parlamentosu’nda nasıl bir mücadeleyi öngörüyorsunuz?

Tabii ki. Bunu yerine getirmemiz için birkaç işlemin yapılması gerekiyor, entegrasyonun sağlanması. Özellikle Avrupa’ya göç edenlerin çoğu savaştan kaçanlardır. Burada manevi, eğitimsel ve tıbbi desteğe ihtiyacımız var. Bakın, Akdeniz kocaman bir mezarlık olmuş. Bu manzara 21.yy’da Avrupa’nın utanç resmidir. İnsanlar nasıl böylesine boğdurulur? Ya da Libya veya Türkiye’de katillerle nasıl işbirliği yapılır? Bakınız, Erdoğan’la yapılan işbirliği bunun örneğidir. Bunu insanlığın ve demokrasinin neresine sığdıracağız? Mülteciler konusunda onlara eğitim ve dil dışında da yardımcı olmamız gerekiyor. Bu insanların asgari ücretin altında çalıştırmamak gerekiyor. Büyük sermayeler kesimleri bu mağduriyeti kullanıyor. Bu ucuz işçiliği kabul etmiyoruz. Mülteci ya da işçi olsun herkes eşit olacak. AP’de neo liberal ya da kapitalist düzen üzerinden bir siyaset yürütülüyor. Büyük anlaşmaların çoğu 21.yy’da imzalandı. Büyük kazançları Avrupa sermayesi alıyor.

Kürtler açısında bir diğer önemli nokta da PKK yasağıdır. Kürtlerin özellikle Almanya’da kriminalize edilmesi ve PKK yasağına karşı AP’de nasıl bir çalışma yapmayı planlıyorsunuz? Bir Kürt’ün seçilmesi bu açıdan önemli çünkü.

Sadece Avrupa Parlamentosu’nda değil, yerel, eyalet, federal parlamentolarda da olmalıyız. Almanya ve Avrupa’nın ahlaki olmayan mülteci anlaşması yoluyla, kendi değerleri ayaklar altına alarak Erdoğan ile bir anlaşmaya girdiğini görüyoruz. Kürtlerin korkunç bir asimetrik savaşa maruz kaldığı Türkiye’ye silah ihracı var. Kürtler, ahlaksız bir mülteci anlaşması ve Alman Federal Hükümeti ile Avrupa Birliği’nin ekonomik ve jeopolitik çıkarlarının kurbanları.

Nüfusu ve ekonomik gücü ile Almanya’nın Avrupa Birliği’nin motoru olduğunu unutmamalıyız. Aynı zamanda Almanya ve Fransa, Avrupa Birliği’ni yönetiyor. Ondan dolayı hele bu ülkelerde ve Avrupa Konseyi’nde siyasete atılmamız çok önemlidir. Onların ikiyüzlü politikalarını açığa çıkartıp, deşifre etmek bizim için en önemli konudur. Almanya ve bazı Avrupa ülkeleri Kürtleri kriminalize ederek ve baskıyla susturmak istiyor. Bu nedenle, bu insanlık dışı ve anti demokratik uygulamalara karşı her yerde savaşmalıyız. Hristiyan Demokratlar (CDU/CSU) ile Sosyal Demokratlar’ın (SPD), I.Dünya Savaşı’nda Başbakanı Bethmann Hollweg’in ayak izinden yürüdüklerini görüyoruz. Ne demişti B. Hollweg: “Bizim tek amacımız savaşın sonuna kadar Türkiye’yi yanımızda tutmaktır. Ermenilerin yok olup olmaması önemsizdir.”

Bugün, I.Dünya Savaşı sürecinde olduğu gibi, Kürtlerin yok olup olmaması Almanya Federal Hükümeti ve Avrupa Birliği nezdinde bir önem taşımıyor. Ben Sayın Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride karşı barış sürecini desteklemek için elimden geleni yapacağım. Açlık grevi eylemcilerinin talepleri için mücadele edeceğim.

Son olarak seçmenlere bir çağrınız var mı?

Benim için Demokratik Kürt Toplum Merkezleri’nin kongrelerinde çağrılar yapıldı. Kürt halkı başta olmak üzere tüm halklardan destek bekliyorum. Umarım ben de hepimiz için Parlamento’da olurum.

Birçok kesim tarafından destekleniyorum. Alevi Gençlik ve Alevi kurumları, Ermeni, Süryani, Pontus-Yunan diasporasın daki arkadaşlarım ve yoldaşlarım beni destekliyor. Destek çağrılarının artması da beni sevindiriyor. Seçmenlerin mutlaka sandığa gitmesi gerektiğine inanıyorum.  Bir oyunuz var ve onu Sol Parti’ye vermenizi rica ediyorum. Dernek ve arkadaş sohbetlerinde Sol Parti adayları için oy isteyin. Sosyal medyada bu paylaşımların artmasına da ihtiyaç var. Böyle destek sunabilirsiniz.

 
 

Kobanê’yle aktif siyasete girdi

   

Sol Parti AP adayı olan Murat Yılmaz (43), Almanya’da doğdu. Kobanê savaşının yaşandığı 2014 yılında aktif olarak siyaset içerisinde yer alan Yılmaz, Köln’de Mala Kurda Dış İlişkiler Komisyonu’nda görev aldı. HDK Avrupa’nın kuruluş çalışmalarında da yer alan Yılmaz bir yandan da Sol Parti içinde çalışma yürüttü.