
Arjin Serhad, Muşlu olup Urfa’da yaşayan bir ailenin kızı olarak büyür. Lise döneminde yaklaşık 3 yıl gençlik çalışmalarında kalır. Daha sonra İstanbul’daki Arel (Vakıf) Üniversitesi'nde okur. Serhad, "Kürt gençlerinin böyle üniversitelerde okuyabilmeleri için belli miktarda maddiyata ihtiyacı var ve bu yüzden bursa bağlı olarak yaşıyorlar. Burslarının kesilmemesi için siyasetten veya kendi kimlik mücadelelerinden uzak duruyorlar. Bu durum çok rahatsız edici bir düzeye ulaşıyor” diye konuştu. Yurtsever gençliğin uyuşturucu, fuhuş, esrar gibi gençliği zehirleyen yöntemlere karşı geliştirdiği mücadelenin sistemi rahatsız ettiğini vurgulayan Amed, sözlerini şöyle sürdürdü: “Esrar, uyuşturucu, eroin, fuhuş vb uygulamalara karşı çadır kurmuştuk. Bu çadır her gün polis baskısıyla karşılaşıyordu. Hatta bazen bu yaşam çarkının dişlisinden çıkmak için çadıra gelen gençlere polisler gizliden gizliye uyuşturucu madde temin ediyordu. Böylesi bir özel savaş politikası hauzuna tahammül etmeyip gerilla saflarına katıldım.”
Sisteme tokat atmak için
Ailesi Hakkari'den İzmir'e göç eden Baz Mordem ise Eskişehir Anadolu Üniversitesi öğrencisiymiş. Kürt öğrencilerin fuhuş, esrar, uyuşturucu madde grdabına alınarak, gerçekliğinden koparıldığını belirten Mordem, "Bu politikalara tepki duydum ve sistemin imhacı yaklaşımına karşı güçlü bir tokat atmak için PKK saflarına katıldım” dedi.
Kürt öğrencilere ev bile verilmiyor
Türkiye kentlerinde okuyan Kürt öğrenciler, ev bulmakta zorluk çekiyor. Devlette özdeşleşen, faşizmi içselleştiren topluluklar, Kürt öğrencilere evlerini kiraya vermiyor. Böyle bir sıkıntıyla karşı karşıya kalan ve daha sonra gerilla saflarına katılma kararı alan Botan Çirûsk, şunları dile getirdi: “2011 yılında Muğla Üniversitesi'ndeydim. Kiralık ev arıyordum ama Kürt olduğum için bana ev vermiyorlardı. Bu durumdan üzüntü duymuştum. Bir Kürt olarak bize yaşam hakkının tanınmaması beni öfkelendiriyordu. Böylesi bir dönemde Şerzan Kurt yoldaşımız Muğla’da şehit düşmüştü. Bu olay da beni çok etkilemişti. Bu olayın üzerine katillerin yargılanmaması beni daha da öfkelendirdi ve bu faşizan uygulamalara karşı mücadelenin ancak PKK saflarında mümkün olacağını görerek katılma kararımı verdim.”
Üniversitelerdeki faşist saldırılar
Türkiye illerinde Kürt öğrencilerine dönük yaşanan faşist saldırı birçok Kürt öğrencinin eğitimini tamamlamadan üniversitelerini bırakmasına ve farklı üniversitelere geçmelerine sebep oluyor. Bu öğrencilerden biri olup daha sonra Kürdistan Özgürlük Mücadelesine katılan Viyan Riha, yaşadığı göç ve maruz kaldığı faşizan saldırıları şöyle anlattı: “Çankaya’daki Karatekin Üniversitesi'nde okurken faşist saldırılara maruz kaldım. Öyle bir hale geldim ki artık orada kalamazdım. Bu yüzden Akdeniz Üniversitesi’ne geçmek zorunda kaldım. Orada da Kürt öğrencilere yaklaşım Çankaya’dakinden farklı değildi. Bir kadın olarak artık tahammül edemiyordum. Polisin, rektörlüğün ve ülkücülerin ortak saldırılarına karşı direnmem gerekiyordu.”
Böylesi bir ortamda gerillanın ilgisini çektiğini belirten Riha, şöyle devam etti: “Artık okulun bir çözüm olmadığını görebildim. Daha önce de gerillaya katılma yönünde yoğunlaşmalarım vardı fakat hep gerillanın yeterli sayıda olduğunu düşünerek böyle bir katılım gerçekleşmedi. Buraya gelince bu yaklaşımın devletin özel savaş politikalarından biri olduğunu, mücadeleyi zayıflatmak için böyle bir algı geliştirdiğini gördüm.”
Toplum içinde kadının da maruz kaldığı duruma değinen Riha, sözlerini şöyle tamamladı: “Toplum içinde sistem kadın ve erkek arasında çeşitli rol ayrımlarına gitmiş ve orada her zaman erkek güç olarak görülüyor. Buna göre toplum parçalanıyor. Fakat buraya gelince bu yaklaşımın tamamen sistemin toplumda geliştirdiği özel savaş algısının bir sonucu olduğunu anladım. PKK içinde kadının çizgisel duruşunun özgürlük konusunda daha ileri bir adım atabileceğini görebildim.”
Irkçılığın saldırganlığına karşı
Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde okuduktan sonra gerilla saflarına katılan Sipan Serhat, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Afyon’da biz Kürt öğrencilerin yaşadığı bir mahalleye ülkücüler gelip, ‘sizleri burada yaşatmayız, sizleri öldüreceğiz’ tarzında tehditler savuruyorlardı. Üniversitede de ülkücüler, polislerle beraber hareket ediyorlardı. Eylem yaptığımız vakit Afyon’daki faşizan kesimler ile ülkücü gençler, bize karşı saldırıya geçiyorlardı. Polis, rektör ve ülkücüler birleşip bize karşı cephe almışlardı. Bu sebeple Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde okuyan birçok Kürt öğrenci okulu bırakarak evlerine döndü. Biz de bunlara karşı örgütlenmeye çalışıyorduk. Nihayetinde özgür alanlara yürüdüm.”
BAHOZ AMED/SERHİLDAN AMED/BEHDİNAN