
Kürt kadın aktivisti Zelal Amed, 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti'nde diktatörlüğe karşı büyük direniş sergileyen Mirabel kızkardeşlerin yanısıra, onların takipçisi olarak değerlendirdiği 9 Ocak 2013 tarihinde Paris’te vahşice katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'i 25 Kasım vesilesiyle andı.
Amed, geçen bir yıllık süreçte hem Avrupa'daki Kürt kadınların hem de Rojava başta olmak üzere Kürdistan'ın dört parçasındaki Kürt kadınların, 25 Kasım gününe anlam veren duruşun nasıl olması gerektiğini önemli pratiklerle ortaya koyduğunu söyledi.
Çözümü bizzat ürettiler
Kürt kadınlar olarak kadına yönelik şiddeti sadece 25 Kasım'la ele almadıklarını belirten Zelal Amed, kadınların 9 Ocak vesilesiyle de olsa kadın kırımına, kadına yönelik şiddete, kadının fiziki, ruhi, bedensel, maddi ve manevi, kadına yönelik şiddete karşı protestolarını, duruşun nasıl olması gerektiğini eylemleriyle ortaya koyduklarını ifade etti.
Başta Ortadoğu'da olmak üzere tüm kadınların geçen bir yıllık süreçte düşünsel, fiziki, ekonomik, yasal her boyutta erkek egemenliğinin gerici politikalarına, şiddet uygulamalarına şahit olduklarını belirten Amed, bu yılın kadınlar açısından farkını şu sözlerle ortaya koydu: "Geçen süreçte kadınlar sadece ‘şiddet var, şiddet görüyoruz, erkek egemenliği kadına yöneliyor' demekten bir adım daha öteye geçti. Özelde de Kürt kadınlar bunun öncülüğünü yaptı. Nasıl? Sadece sistemi tahlil etmediler. Sadece "acı çekiyoruz, şiddet görüyoruz” demediler. Aynı zamanda bu şiddet sarmalına karşı, erkek egemenlik kültürüne karşı, tecavüz kültürüne karşı, kadın kırımına karşı nasıl bir duruş sergilenmesi gerektiğini de eylemleriyle, örgütlenmeleriyle dile getirdiler. 9 Ocak Katliamı’na karşı tutum koyarken, aynı zamanda şunu da tartıştılar: “Evet, ortada erkek egemenlikli sistem var, o zaman buna karşı nasıl yaşamalıyız, nasıl çalışmalıyız, nasıl örgütlenmeliyiz?' Ve buna göre örgütlenmelerini, eylemlerini geliştirmeyi esas aldılar. Bu çok önemlidir. Çünkü sadece muhalif olmak yetmez, aynı zamanda egemenden, devletten, erkekten beklemeden, çözümü kendisi üretmelidir. Geçen bir yıllık süreç bunun mücadelesiyle geçti."
Her alanda örgütlenme hedefi
Zelal Amed, Avrupa'da yaşayan Kürt kadınların birçok AB ülkesinde toplumsal örgütlenmelerini kadın meclisleşmesi üzerinden geliştirdiğini belirterek, "Son birkaç yıldır Kürt kadınlar, meclisleşmeler temelinde bir araya gelme, örgütlenme çalışmalarını yürütüyorlar. Örneğin; bir şehirdeki Kürt kadınlar ve kadın özgürlüğünden yana olan farklı kimlikli kadınlar bir araya gelip, sorunlarını, ihtiyaçlarını tartışıyorlar. Son bir yıldır Kürt kadınlar, hem meclislerini önemli oranda arttırdılar, aynı zamanda kadın dernekleşmelerini, kadın danışmanlık merkezlerini kurmayı hedefliyorlar. “Kadının ekonomik alandaki sömürüsüne engel olmak için gücümüzü nasıl birleştirebiliriz?” diye tartışmaya başladılar. Kürt kadınların gündeminde kadın kooperatifleri tartışmaları var. Bunun eğitimlerini kendi aralarında geliştiriyorlar. Birçok kadın merkezi bünyesinde kadına yönelik hukuki, psikolojik, çocuk eğitimi, kadın sağlığı, hakları gibi konularda danışmanlık hizmetleri veriliyor" diye konuştu.
Bilinçlenme çalışması önemli bir yer tuttu
Kürt kadınların bilinçlenme çalışmalarının geçen dönem açısından önemli bir gündemi teşkil ettiğini dile getiren Amed, kadın tarihini, sistemleri tanıma, egemenlikli sistemin yürüttüğü politikaları deşifre etme, örgütlenme çalışmalarını geliştirme, kadını farklı yeteneklerde geliştirme çalışmalarının yürütüldüğünü kaydetti. Amed, bunu sırf kendileriyle sınırlı tutmadıklarını, farklı halklardan kadınlarla buluşmak için de çeşitli girişimlerin, konferansların, toplantıların organize edildiğini dile getirdi.
Tarih adına hesap sorulacak
Avrupa’daki Kürt kadınların, her Çarşamba günü Paris’te katledilen 3 kadın devrimci için devlet şiddetini deşifre etmeye dönük eylemlilikler içinde olduğunu da belirten Amed, devamla şöyle dedi: "Bu önemliydi. Paris Katliamı nezdinde aslında kadına yönelik her gün yapılan kıyıma karşı bir duruştu. Bu açıdan Çarşamba eylemlilikleri önümüzdeki dönemde de sonuç alınıncaya kadar devam edecek. Fransa başta olmak üzere katliamı aydınlatmaktan sorumlu bütün güçleri sorumluluğa davet etmek, yerine getirilmeyen görevler karşısında da ortaklıklarını deşifre etmek, Kürt kadınların hedefi olacak. Kürt Kadın Hareketi’nin şöyle bir kararlaşması da var: Paris Katliamı mutlaka aydınlatılacak, bunu yapanlardan tarih adına mutlaka hesap sorulacaktır!"
'11 Ocak'ta Paris'te olacağız'
Gelecek dönemde de Kürt kadınlar olarak eylem ve etkinliklerle her zaman sokaklarda olacaklarının altını çizen Amed, özellikle 11 Ocak 2014 tarihinde Paris’te sisteme karşı duruşlarını, öfkelerini, kararlılıklarını büyük bir yürüyüşle göstereceklerini söyledi. Kürt kadınların gelecekte daha da aktif olacakları mesajını veren Amed, "Yeni dönemde kadınlar siyasal alanda düşünce ve taleplerini yansıtacak. Yani kadınlar asla sistemin istediği gibi evde köle, fabrikada köle, okulda köle olmayacak. Ama bunun da yöntemini, araçlarını tabii ki meclisleşme tarzında gerçekleştirecek. Kadının bulunduğu her yerde örgütsüz kadının kalmaması, bilinçsiz kadının bilinçlenmesi, mutlaka kendini eğitmesi ve siyasette, ekonomide, düşünsel alanda toplum içinde daha da aktifleşmesi hedefi; kadın meclisi, kadın akademisi, kadın derneği, kadın kooperatifleşmesi araçlarını devreye koyma hedefi bulunmaktadır. Başta Mirabel kızkardeşler olmak üzere Paris’te şehit düşen üç kadın devrimciye verilecek en doğru cevap da; kadın özgürleşmesiyle birlikte kadın kurumlaşması ve pratikleşmesidir" dedi.
Geçen dönem Kürt kadınların, önderleri Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için de çok önemli çalışmalar yaptığını dile getiren Amed, "Çünkü erkek egemenlikli sistem ve zihniyetle en çok kavgasını yürüten; sayın Öcalan’dır. Dolayısıyla Kürt kadınlar da hem Öcalan’ın özgürlüğü hem kendi özgürlükleri için bu döneme çok güçlü yükleneceklerdir. Bunu yapmak için de kendilerini her alanda kişisel ve toplumsal olarak, öz savunma temelinde alternatif sistemlerini inşa ederek kendilerini koruyacaklar" diye konuştu.
Şiddeti ve sahiplerini mahkum edelim!
Gün vesilesiyle yarın Avrupa'daki Kürt kadınların her türden şiddete karşı güçlü bir duruş sergileyeceğini ve hesap soracağını kaydeden Amed, temel sloganın; "Örgütlenelim, yeni dönem görevlerimizi en üst düzeyde yerine getirerek şiddeti ve şiddetin sahiplerini mahkum edelim!" olduğunu söyledi.
Yarın: RJAK Koordinasyon Üyesi Şilan Şakir ile Güney Kürdistan'da kadının yaşadığı şiddete ilişkin söyleşi...
KADIN HABERLERİ SERVİSİ
Göçmen kadınlar şiddeti kırım düzeyinde yaşıyor
Kürt Kadın Aktivisti Zelal Amed, Avrupa neoliberal sisteminin kadına yönelik politikalarına ilişkin de önemli tespitlerde bulundu. Amed, Avrupa'nın kadın hakları konusunda geriye doğru düşüşü yaşadığını belirtti.
Kapitalist sömürü sisteminin ve devlet işleyişinin çok ince, sinsi yöntemlerle en çok kadın üzerinden politikalarını sürdürdüğünü ifade eden Amed, daha önceki süreçlerde kadının yasal, sosyal, siyasal olarak desteklenmesi noktasında Avrupa'nın proje ve çalışmaları olduğunu, ancak gelinen noktada yasalarda cinsiyetçi politikaların biraz daha öne çıktığını, iş alanındaki sömürüsünün gözle görülür şekilde arttığını, daha önce kazanılmış sosyal haklar konusunda geriye doğru bir gidiş olduğunu söyledi. Amed, gerekçe olarak da ekonomik kriz veya sistemin içinde bulunduğu farklı krizler olarak lanse edildiğini ifade etti.
Üstünü örtmeye çalışıyorlar
Avrupa'da yaşanan şiddetin kamuoyuna fazla yansıtılmadığını ifade eden Amed devamla; "Mesela İsviçre’de sadece kadın değil, toplum olarak da intihar oranları önemli bir düzeyde. Yine bireyselleştirme üzerinden kadına dayatılan politikalar, kadını birçok noktada yalnız bırakıyor. Bu da toplumsal bunalımı artırıyor ama devletler, politikalarının sonuçları olarak kadına yönelik manevi ya da fiziki şiddeti basına yansıtmıyorlar. Farklı boyutlarda çözmeye çalışıyorlar veya üstünü örtmeye çalışıyorlar" dedi.
Örgütlenmede de gerileme var
Kadının Avrupa'da yaşadığı mağduriyetlere örnekler veren Amed, Almanya'da ‘1 Euroluk iş projesi'nin en büyük mağdurunun kadındır. Yine erkeğe göre düşük ücretler veriliyor, kadın anne olmaktan kaynaklı yeterli hakkı alamıyor. Diğer yandan Yunanistan’da yaşanan ekonomik krizde en çok işini kaybeden, işine el konulan; başta işçi ve memur kadınlardır. Siyaset alanında da kadın mücadelesi hep geri planda tutulmaya, üstü örtülmeye çalışılıyor. Öğrenci hakları, genç kadınlarn öğrenim hakları noktasında da ekonomik gerekçelerle birçok öğrencinin öğrenim hakları da geri alındığında, bu en çok genç kadını etkiliyor" diyerek, buna paralel kadının bir araya gelmesi, örgütlenmesi, sesini yükseltmesi noktasında da Avrupa’da geriye doğru bir gidişin sözkonusu olduğunu dile getirdi.
Şiddet kırım düzeyinde
Kadın Aktivisti Amed, göçmen kadınların Avrupa zemininde kırım denebilecek düzeyde şiddet gördüğünü savunarak şöyle dedi: "Özelde Kürt kadınları ele alırsak; Kürt kadınlar hala ülkelerinde yaşanan anti demokratik uygulamalar, savaş dayatmaları dolayısıyla göç etmek zorunda kalıyorlar. Siyaset alanında kendini ifade etme, örgütlenmede bu sahada da oldukça sıkıntı yaşıyorlar. Toplumsal bunalımı göçmen toplumlar daha çok yaşıyor. Dolayısıyla toplumsal sorunlarda daha bir derinleşme daha fazla oluyor. İçe kapanma, psikolojik, fiziki olarak yaşadıkları hastalıklar daha fazla olabiliyor. Dolayısıyla demokratik bir yaşam olanağı aramak için zorla Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmış kadınlar, daha fazla şiddet mağduru oluyor." Amed bu şiddetin de toplumda; aile içi şiddet, gençlerin Avrupa sistemi karşısında bocalamalar yaşaması, içki, uyuşturucu madde bağımlılığına bulaşması, ailelerin parçalanması, boşanmaların artması olarak yansıdığına işaret ederek, sistemin çözüm bulma yerine, kadının hareket sahasının altını boşalttığını kaydetti.
Yarın alanlardayız!
Kürt Kadın Aktivisti Deniz Ömürcan ise, 25 Kasım Uluslar arası Şiddetle Mücadele Günü'nün mücadele edenlerin, direnenlerin ve ataerkil sistemi reddedenlerin buluştuğu, direniş cephesini genişlettiği ve birlikte mücadele ettikleri bir gün olarak, son yıllarda daha fazla anlam ve önem kazandığını ifade etti.
Ömürcan, Bilinçlenen kadının gün geçtikçe farkındalık yaşadığını, red ve kabul ölçülerinde son derece kendine güvenli bir duruş sergilediğini, buna mukabil erkeklerin gerginleştiği, öfkelendiği ve pervasız saldırılara giriştiğini söyledi. Erkeklerin ideal anne, kız kardeş, sevgili ve eş figürlerinin kutsanmasından yana oldukları için bunu sarsan kadınlara karşı cephe açtığını belirten Ömürcan, bunun için erkek aklı ile hileler yapmaya ve kurnazlıklarla var olan egemenlikçi statüsüne halel getirmeme kaygısı ve dürtüsü ile hareket ettiğini, dolayısıyla her 25 Kasım'ın daha radikal geçtiğini dile getirdi.
Avrupa Kürt Kadın Hareketi olarak yarın birçok Avrupa Birliği kentlerinde kitlesel biçimde alanlarda olacaklarını kaydeden Ömürcan, "Kadın örgütü olarak elimiz, ayağımız, yüreğimiz ve zihnimizin sağlam kalması için hiç kuşku yok ki, her gün her gün bilinç yükseltme ve kadınlara ulaşma ve örgütleme dışında bir seçenek kalmamaktadır. ’Paris Katliamı Kadın Kırımıdır, Kadına Yönelik Her Türlü Şiddete Hayır’ temelinde belirlediğimiz slogan temelinde yarından itibaren Paris cinayetinin aydınlatılması temelinde ciddi bir planlama ve çalışma içerisine girdik. Mirabel Kardeşlerden 3 yiğit Kürt kadın devrimciye kadar karşı karşıya kaldığımız zihniyet ve düşman gerçekliği değişmemiştir. Ve aynı zalimler hala zulmetmektedir. Bu nedenle 25 Kasım’ı bir eylem ve bilinçlenme günü olarak ele alıyor ve bunun için alanları,meydanları ve sokakları doldurmak istiyoruz" dedi.
Deniz Ömürcan, yarın Kürt kadınları öncülüğünde Frankfurt, Darmstadt, Giessen, Mannheim, Saarbrücken, Nürnberg kadın meclis ve komisyonlarının organizesiyle Frankfurt’ta, “Kadına Karşı Şiddetin Farklı Yüzleri Varsa, Direnişin de Var!“ sloganı altında farklı kadın grupları ile beraber Bodenzee, Freiburg, Heilbron, Münih, Ulm gibi çevre illerin de katılımıyla Stuttgart’ta, Koln, Duisburg, Bonn, Dortmund, Essen ve Bielefeld gibi çevre illerin katılımıyla Düsseldorf’ta, Basel-Claramatte Park’ta ve Paris’te farklı kadın organizasyonlarının da katılacağı yürüyüş ve mitinglerin yapılacağını hatırlatarak, bütün Kürt kadınlarını ve kadın hak ve özgürlüğünden yana tüm kadın ları aktif katılmaya çağırdı. Ömürcan, 23 Kasım’dan itibaren Aralık ayının ilk haftasına kadar farklı kentlerde de yürüyüş, miting, seminer ve panellerin yapılacağını belirterek, “Zulme, tecavüze, kadın kırımına karşı dur diyelim” dedi.