Yazar Alp İbrahim’in yeni kitabı ‘Gecenin Öpülesi Yerleri Var’ Belge Yayınları’ndan çıktı. Kürt edebiyatı içinde yeni bir dil yaratmak istediğini belirten İbrahim, Kürt coğrafyasında sözcüklerin içinde belirli bir acının saklı olduğunu söylüyor.
Yeni bir yazım dilini ortaya çıkarmak isteyen Alp İbrahim’in yeni kitabı ‘Gecenin Öpülesi Yerleri Var’, kitapçılardaki raflarda yerini aldı. Bu yeni türü “Deneysel Metinler” olarak tanımlayan İbrahim, ortaya çıkan yazım dilini öykünün ve şiirin ortak bir potada erimesi olarak görüyor. Böyle bir dilin ortaya çıkma koşullarını da ülkede var olan konjonktürle ilişkilendirerek bu yargısını şu şekilde açıklıyor:
“Şiirde ikinci yeni 80 döneminin ağır atmosferinden kaynaklı kendine özgü bir dil yarattı. İnsanlar var olan baskı ortamından kaynaklı kendilerini rahatça ifade edemedikleri için anlatmak istediklerini imgeler ve metaforlar aracılığıyla anlamlandırdılar. Bu durumu dünyanın diğer baskıcı yönetimlerinde de görüyoruz. Mesela İran sinemasında da bu gerçeği görebiliriz. İran sinemasında farklı siyasal düşünceleri aktarmak, saçının açık olması, öpüşmek vb. yasak. Ama buna rağmen İran sineması imgelerle öylesine bir dil yaratmıştır ki bugün dünya İran sinemasını konuşuyor.”
Bugün Kürt coğrafyasında benzer baskıcı bir ortamın bulunduğuna da değinen Alp İbrahim, bu yeni dili oluşturma çabasını mevcut baskıları boşa çıkarmak niyetiyle gerçekleştirmek istediğini belirtiyor.

Yaşananla imgelerle zenginleştirdim

Kürt coğrafyasında sözcüklerin her birinin içinde belirli bir acıyı barındırdığını acılarla birlikte sözcüklerde de o acıların yaşandığı hikayelerin mevcut olduğunu söylüyor. Bu anlamıyla dili biraz cimri kullanmak gerektiğine dikkatleri çeken İbrahim, “Kelimeleri ne kadar çok kullanırsanız o kadar çok zarar verirsiniz. Onun anlamını biraz daha boğarsınız. On yılık bir yazım geçmişim var. Bir sözcüğü bile yıllarca düşünüp onun hesabını vermek zorunda olan bir edebiyat geleneğinden geliyorum” diyor.
Yazdıkları bütün metinlerin yaşanmış hikayelerden yola çıktığını, “Deneysel metinler”inde kurgusal gerçekliği kullanmadığını kaydeden Alp İbrahim, imgelerle hikayeleri zenginleştirerek, hikaye içinde gizlenmiş hikayeler oluşturmaya çalıştığını vurguluyor.
“Yazdıklarım eğer kendine ait bir şey yaratmıyorsa yazmanın bir anlamı olmayacağı fikrini savunuyorum” diyen yazar, yazmanın aslında söylenmemiş olanı söylemenin bir aracı olduğunu da vurguluyor. Bu eksende yazdıklarının çoğunun geçmişle yüzleşmek anlamına geldiğini ve yenilmişliğin acısı üzerine oluşturulmuş birçok hesaplaşmayı tarihsel perspektiften kopmadan aktardığını belirtiyor.

Kürtçe kalbim ve ruhumun bir parçası

Kürt edebiyatının mitolojiden hatırı sayılır bir beslenmeye ve zengin bir imgelem gücüne sahip olduğunu, mühim olanın ise bu gücün en etkin bir şekilde kullanılması gerçeğine dikkat çekiyor. Bölgede uygulanan asimilasyonun devletin en temel ideolojik aygıtlarından eğitim aygıtıyla yapıldığına vurgu yapan İbrahim, 12 yaşında yatılı okullar aracılığıyla kendisininde asimilasyona maruz kaldığını vurguluyor.
Asimilasyon politikalarıyla anadilinin kısmi olarak unutturulduğunu ama Kürt olmayı kaybetmediğini belirten İbrahim, Kürtçenin kalbinin ve ruhunun bir parçası olduğunu zamanla kendi anadiliyle de yazmayı düşündüğünü belirtti.


ÖNDER ELALDI