ALİ ÖZŞERİK/ZÜRİH
Korona virüsü nedeniyle İsviçre’de insanlar evlerine kapanırken, aile içi şiddet de artıyor. Kadınların şiddete maruz kalma oranının yüzde 13 olduğu ülkede sığınmaevleri kapasitesinden fazla doluluğa sahip ve yeni taleplere yetersiz. Koruma isteyen kadınlar sıklıkla reddediliyor. İsviçre Kürt Kadınlar Birliği (YJK-S) temsilcilerinden Özen Aytaç ile pandemi döneminde nasıl örgütlendiklerini, çalışmalarını, yeni dönemde kadına yönelik artan şiddete karşı aldıkları önlemleri ve girişimlerini konuştuk.
Pandemi döneminde öncelikleriniz neler oldu?
Tüm dünyada olduğu gibi bizim de tartışmalarımızın temelini Covid-19 oluşturdu. Hareket olarak karantina dönemlerinde aile içi şiddetin artacağını öngördüğümüzden, bunun önlenmesine dair tartışmalar yürüttük ve kararlar aldık.
Temel hakları ihlal edilen ya da şiddet gören bütün kadınlarla ilgiliyiz. Koronavirüse karşı mücadele kapsamında devletler nezdinde genel önlemler alınırken, biz kenarda bırakılan, unutulan, görmezden gelinen gruplara ulaşmayı esas aldık. Çözüm önerilerimizi güçlendirmek ve hayata geçirmek için kurduğumuz kriz komiteleri ile kadınlara ulaştık, ev içi aile yaşantılarını, durumlarını ve sorunlarını sorduk. Elde ettiğimiz sonuçları değerlendirerek, çalışma tarzımızı şekillendirdik. Kadına yönelik şiddet konusunda uzmanlara ulaştık, danışmanlar, psikologlar ve pedagoglara görüştük, tespitlerimizi ve hareket tarzımızı tartıştık ve önemli sonuçlara ulaştık.
Pandemi döneminde kadına yönelik artan şiddete dair elinizde veriler var mı?
Bir ayı bulan karantina sürecine dair istatistikler, basında çıkan haberler öngörülerimizde haklı olduğumuzu ortaya çıkardı. Avrupalılar arasında kadına yönelik artan şiddetin sürgün toplumlarında kat ve kat artacağı bekleniyordu. İsviçre de bu konuda ciddi önlemler almaya başlamıştı. Tespit ettiğimiz, yapılan başvurulardan çıkardığımız sonuçlar dışında, kadına yönelik şiddeti "aile utancı" ya da “aile onuru" olarak adlandırıp da susan kadın ve çocukların sayısının küçümsenmeyecek boyutta olduğunu biliyoruz. Ya da "eline bakıyorum, bana kim bakar" deyip şiddete kendini teslim eden, çaresiz kalan kadınların varlığını da biliyoruz. Bunlar dışında şiddete uğrayıp, bunu dışa vurma olanaklarını ve yollarını bilmeyen kadınları da unutmamak gerekir. Bu gerçeğin yakıcılığından haberdarız.

İsviçre örneğinde aile içi şiddetin sürekli gündemde olduğu ve tekrarlandığı biliniyor. Bu sayılar istatistik olarak da var, fakat gerçek rakamlar ve şiddetin gerçek döngüsü maalesef bilgimiz dışındadır, tahminlerle hareket ediyoruz.
İsviçre hükümeti ve hareketiniz bu süreçte ne tür önlemler aldı?
Karantina süreci bize devletlerin acil durumlara hazır olmadığını gösterdi. İsviçre için de geçerlidir bu. Bazı kantonlarda kadın evleri ve yardım kurumları pandemiden dolayı kapanmak zorunda olduklarını dile getirdiler. Basel-Stadt kantonunda yardım kurumu olan "Opferhile”, bir alternatif getirmeden bir süreliğine kapandı. Yani şiddet kurbanları ne olacak, nasıl yardım alacaklar gibi sorular ortada kaldı.
Aslında bu sistemin ve kadın evleri konseptlerinin tekrar gözden geçirilmesi gerektiği ortaya çıktı. Yanlış bir sistemin kurbanları olmamamız gerekiyordu. Dolayısıyla biz bu eksikliği doldurmaya hazır olduğumuzu göstermeliydik.
Biz YJK-S olarak sadece sorunları tespit edip kenara çekilen bir hareket değiliz. Çözüm getirip, bu konuda çalışma yürütmek istediğimizi, aynı zamanda çözümlerin hayat bulması için her türlü destek, fedakarlık ve çalışma tarzında hazır olduğumuzu, gerek hükümet, gerekse siyasi partiler ve ilgili kadın kurum ve kuruluşlara ilettik. Acil bir şekilde kadın ve çocukların korunabilecekleri ortamların yaratılması için talepte bulunurken, o yolu birlikte yürümek istedik. Var olan sistem içinde geçici çözümler varken, biz uzun vadede destek sunulmasını talep ediyoruz. Kadın hareketi kendisine yapılan başvurularda şiddete uğrayan kadınlar için girişimlerini ve önlemlerini almayı sürdürüyor.
Alınması gereken önlemlere veya başka hususlara ilişkin dikkat ekmek istediğiniz bir şey var mı?
Şiddet gören kadınlar için alınacak önlemler arasında, Fransa örneğinde olduğu gibi bir kod talep ediyoruz. Bu kodun eczane, kreş, yardım kuruluşları, doktorlar tarafından bilinmesi, bu kodla yardım çağırılması gerekiyor. Karantina sürecinden sonra da uygulamanın devam etmesi gerekiyor. Kampanyalarımızda belirttiğimiz üzere aile içi şiddet kurbanları virüsten ölen insan sayısından daha yüksek.
Karantina süresince kadın ve çocukları otellere yerleştirmek önemli. Bazı kantonların bu durum için otel kiraladığını biliyoruz.
Fakat aile içi şiddet konusunda sadece bu olağanüstü durumdan dolayı destek sunan bir hareket değiliz. Bu her zaman temel çalışmalarımızdan biriydi. Tartışmalara da dahil olarak, birlikte daha iyi çözüm yolları bulabiliriz. Bildiğimiz buz dağının ucundan ziyade onun temeline inmek istiyoruz. Bu çözümler için de federal hükümet, kantonlar ve belediyelerle çalışma talebinde bulunduk.
Talebimizin sonucunu henüz bilmiyoruz fakat takipçisi olacağız, her zaman destek ve çözümlerimizi sunmak için var olacağız.
AİLE İÇİ ŞİDDETE UĞRUYORSANIZ
Aile içi şiddet durumunda şu bilgilerden faydalanılabilir:
www.polizei.ch, Telefon 117
www.erstehilfe.ch, Telefon 144
Danışmanlık hizmetleri ve adreslerle ilgili bilgiler almak için:
www.opferhilfe-schweiz.ch
Korunma yerleri için adresler:
https://opferhilfe-schweiz.ch/de/was-ist-opferhilfe/schutz/
www.frauenhaus-schweiz.ch
Rosara Kadın Vakfı’na erişim bilgileri:
E-mail: rosara.frauen@gmail.com
Telefon: +41 79 120 09 10