Herkes birden Kürtlere hami kesilmeye başladı

Fehim IŞIK yazdı —

10 Ağustos 2020 Pazartesi - 12:00

  • İktidarın hesapları bir yana. Onlar, Kürtleri kullanamayacaklarını görünce düşmanlığa soyundular ve ona uygun da hareket ediyorlar. Erdoğan’ın Kürtlere el atması da yanında duran işbirlikçi kesimin kopuşunu önleme arayışından öte bir şey değil.

AKP’nin koltuk değneği Devlet Bahçeli, Meral Akşener’e ‘eve dön’ çağrısı yaptı. Ondan önce de CHP’nin kulisleri hareketlenmeye başlamıştı.

Kılıçdaroğlu, ‘biz çözeriz’ genellemesini henüz somuta indirgemiş değil. Ancak kulislere CHP’nin yeni bir Kürt raporu hazırladığı bilgisi düştü. Resmi bir açıklama yok. Konuyla ilgili yapılan kulis haberlerde ise neredeyse her şey var.

CHP’yi hareketlendiren bir diğer gelişme de Muharrem İnce’nin durumu. Parti kuracak denildi. O, benden yansımış bir açıklama yok dedi. Ardından Kürtlere mavi boncuk vermeyi unutmayarak, parti kurmuyor bir halk hareketi başlatıyorum falan dedi.

CHP Kurultayından sonra konuşan, çoğunluğu uzun zamandır köşesine çekilmiş eski siyasetçiler de şu veya bu biçimiyle, ülkenin gidişatından rahatsızlık ifade edip Kürt meselesine vurgu yaptılar.

Kulisler daha önce de hareketliydi. Davutoğlu ve Babacan partilerini kuruncaya kadar siyaset günlerce bu ikiliyi ve yanlarına kattıkları Abdullah Gül’ü tartıştı. Bir kesim, Davutoğlu ve Babacan’ın partilerini kurmaları durumunda AKP’nin ayakta duramayacağını, Meclis çoğunluğunu kaybedeceğini yazdı.

Öyle olmadığını hep birlikte gördük.

Davutoğlu ve Babacan’dan yayılan umutlar bir yana, onlar da Kürtlere göz kırptılar. Öyle ki Kürtleri ‘beyaz toros’ ile tehdit eden, insanlar devlet destekli DAİŞ çetelerinin bombalarıyla katledildiğinde ‘oylarımız artıyor’ diyecek kadar alçalan bir dil ile başbakanlığı kovulduğu güne kadar yürüten Davutoğlu bile ‘Biz bu sorunu çözeriz’ demeye, demokrasi havarisi kesilmeye başladı.

Hem iktidar, hem uslu muhalefet cephesinde yaşananları bir iki kelimeyle yorumlarsak, durum şu: Bahçeli iktidarın ayağının kaydığını gördü, ‘yüreğine taş basarak’ Akşener’e seslendi. Kürtlere el atma görevini de Erdoğan üstlenmiş gibi. İktidarda kalmak istiyorlar ve Kürtlerin oyuna da, Akşener’e de ihtiyaçları var.

Bakmayın Akşener’in magazin falan dediğine. Kürtlere düşmanlık konusunda AKP ile MHP’den geri kalmayan Akşener, pazarlıkta uzlaşırsa formülünü bulup evine döner.

Ne mi olur? Bugünlerde Kürt raporu hazırlatmakla meşgul Kılıçdaroğlu düşünsün. HDP’den fellik fellik kaçarken, liderlerinin hapse atılmasına onay verirken Akşener’i Meclis’e taşıyan Kılıçdaroğlu, merkez sağ ittifaka soyundu. Amenna. Faşizm var, merkez sağ ile ittifaka soyunsun. Ancak Kürt düşmanlığının geleceğinin olmadığını görüp sonun nereye varacağını da unutmamalı. Yarın birgün bu kez Akşener onu gördüğü iktidar rüyasından tokatlayarak uyandırır ve Kürt düşmanı cepheyi güçlendirirse şaşırmayız.

İktidarın hesapları bir yana. Onlar, Kürtleri kullanamayacaklarını görünce düşmanlığa soyundular ve ona uygun da hareket ediyorlar. Erdoğan’ın Kürtlere el atması da yanında duran işbirlikçi kesimin kopuşunu önleme arayışından öte bir şey değil.

Peki, bugünlerde Kürtlere bol bol gül dağıtan uslu muhaliflere ne oluyor? Sonda diyeceğimizi başta diyelim, meramımız bilinsin.

‘Biz çözeriz’ diyerek Kürt raporu hazırlayan da, Diyarbakır ile Rize’yi birleştirip çözüm üretme hayali gören de, 2002’de AKP ile başlayan ‘liberal dindar’ dile sığınıp herkese hoş görünerek tarihin tekerrürüne soyunan da bilsin, Kürtlerin özne alınmadığı hiçbir çözüm modeli yaşamda karşılık bulmaz, hamaseti aşmaz, iktidara gelmek için Kürtleri manivela olarak kullanmanın ötesine geçmez…

Kimse onlara şunu yapın, böyle davranın aklını vermiyor…

Ancak onlar da bilsin, bir küçük özgür nefes peşinde koşan Kürtler de, Kürt siyaseti de artık o akıllarında kalan gibi değil. Köprülerin altından çok sular geçti. Herkes hamaset kasarken en ağır bedeli ödeyen, tüm saldırılara rağmen geri adım atmayan Kürtler, rapor değil, kendilerini özgürce yönetebilecekleri, tüm kültürel ve siyasal haklarının yasal ve anayasal güvenceye alındığı, ırkçılığın suç sayılıp hesabının sorulabileceği demokratik ve özgür bir yaşam istiyor.

Yani çözüm isteniyorsa, bunun Türkçesi şu: Demokratik Türkiye, Özgür Kürdistan…

Bunu yapmak yerine, ‘Hele şu HDP’yi bir kez daha baraj altı bırakıp hallettikten sonra Kürtlere kurtarıcınız biziz diyerek yeniden umut verip iktidara gelelim, gerisi kolay’ diye düşünüyorsanız, bilin ki avucunuzu yalarsınız…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.