Kapılarında „Adalet mülkün temelidir“ yazar ama adalet sadece sarayların ve partilerin tabelalarında kalmıştır.
Mülk, ülke anlamını taşır. Bir ülkenin temeli adalettir. Halkı tatmin eden bir adalet sistemi yoksa o ülkenin temeli de yok demektir. Temelsiz kerpiç ev gibi ülke de sarsıntıdadır. Türkiye’nin durumu tam da budur.
Türkiye’de ne zaman adalet oldu ki, denebilir. Ama artık adaletin iyice dibe vurduğu, mevcut adalet sisteminin zalimi koruyup mazluma vurduğu bir dönemdeyiz. Adaletsizlik zirve yapmış ve tüm zamanların rekorunu kırmaktadır.
Adaletsizliğin birinci göstergesi Kürtlerin durumudur. TEK TEK’çi zihniyetin yok saydığı Kürtlerin hiç bir hakkı-hukuku yoktur. Yaşama hakkı bile yoktur ki diğer haklarını arayıp soralım. Burada adalet olur mu?
Sayın Öcalan için, bütün hukuk ilkeleri çiğnenerek tek kişilik yasa, tek kişilik cezaevi, tek kişilik mahkeme yapıldı. AİHM kararları uygulanmıyor.
Roboskî’li aileler 286 haftadır adalet arayışında. Katilleri ortaya koyamayan adliye, onlarca akrabasını katliamda yitiren Roboskî’li vekil Ferhat Encü’yü zindana koydu.
Kürdistan’daki katliamları yargılamaktan bile korkan adliye, Muş’taki davayı Sinop’a, Diyarbakır’daki bir davayı Tekirdağ’a alarak adaleti baştan buharlaştırıyor. Mahkemeleri de SEBGİS yöntemiyle tiyatroya çeviriyor.
İşçi cinayetlerinden ve katliamlarından mahkum olan patron var mı? Her yıl binlerce işçi iş kazası denilerek katlediliyor. Bunların sorumlusu yok mu?
Sınav sorularını çalan-satan-yandaşlara verenler ne oldu? Sınava geç kaldığı için, kaybettiği için canına kıyan gençlerin hakkını kim nerede arayabilir?
Hırsızlık-yolsuzluk-soygun sanığı olan, ayakkabı kutularına dolar dolduran AKP’liler nerede?
Gezi direnişinde gözümüzün önünde katledilen gençlerin katilleri nerede? Nerede palalı-bıçaklı-silahlı çeteler?
Silopi'de cenazesi ortada kalan Taybet ananın, cenazesi buzdolabında saklanan çocuğun, topla parçalanan kömür gözlü Ceylan’ın, Uğur’un, kuş gibi vurulan Nihat’ın hukukunu kim koruyacak?
Halk bütün bunlara dur dedi ve tek adam-tek parti diktasına 7 Haziran’da oylarıyla HAYIR dedi. Ama Erdoğan çetesi halkın iradesini tanımadı.
16 Nisan referandumunda halk bu gidişata yine HAYIR dedi ama gene halkın iradesini gasp ettiler.
YSK ve adliye AKP-MHP çetesinin bu suçlarına ortak oldu.
AKP-MHP işbirliğiyle OHAL ilan ederek açıkça diktatörlük ilan ettiler. CHP bütün bunları ya destekledi ya da seyretti.
Halkın seçtiği HDP eşbaşkanları, vekiller, belediye eşbaşkanları zindanlara atıldı.
Sıra CHP’li vekillere kadar geldi. Adaletsiz mülkün-ülkenin temelleri sarsılıyor.
Herkesin adalete ihtiyacı var. Herkes kendi açısından ve kendi acısıyla adalet diyor.
Ama kimse „Sadece bana adalet“ diyemez. Zaten sadece bir kesime adalet istemek mevcut adaletsizliğin bir başka biçimde devamı demektir.
Adaletsiz zulüm düzenine karşı adalet isteyenlerin hepsi meydanlarda birleşmelidir. Ancak, adalete acilen ihtiyacı olan tüm toplum kesimleri bu zulüm düzenine son verebilir.
Yoksa temelsiz mülkün-ülkenin ayakta kalması olanaksızdır.
Adalet mülkün temeli ise: Adalet istiyoruz!
Herkese adalet, hemen adalet!
Lice’de dört günde sekiz kişi zırhlı araçların ezmesi sonucu yaşamını yitirdi.
„Seksen yaşındaki Hasret Yaşarer, seksen beş yaşındaki ablasının çevreye dağılmış uzuvlarını topluyor. Kolunu, bacağını, muskasını, sinirlerini, ayakkabısını, tülbentini, gözlerini, saçlarını, seksen beş yılını toplayıp çöp poşetinin içine koyuyor... Aslında Hasret Yaşarer; seni, beni, bizi, hepimizi, herkesi, her şeyi o çöp poşetinin içine koyuyor!“
Onların hukukunu savunamıyorsak, o adaleti de koyun gitsin o çöp poşetinin içine...