Sağcı, ırkçı, milliyetçi yükselişe karşı Arjantinli kadınların son yıllarda ortaya çıkardığı en büyük cephe oldu bu buluşma. Hükümetin tüm ‘içererek yok etme’ çabalarına karşı dimdik durdular. 60 binden fazla kadının “herşeye rağmen” gerçekleştirdiği buluşma, adeta devrimci muhalif kanadın yeniden örülmesinin öncülüğünü gerçekleştirdi.

 

DİLAN BOZGAN / BUENOS AIRES

Arjantin’de kadınlar, devam eden kadın kırımı, kürtaj hakkı ve kendilerini etkileyen diğer konularda seslerini duyurmak üzere 13 Ekim’de dev bir yürüyüş gerçekleştirdi.

Buenos Aires’ten Patagonya’ya, yani kuzeyden güneye doğru Atlantik kıyıları boyunca Arjantin’in uçsuz bucaksız düzlüklerini katettik. Yaklaşık 24 saatlik otobüs yolculuğumuzun sonunda Chubut eyaletinin Trelew şehrinde 33. Ulusal Kadın Buluşması’nı gerçekleştirmek üzere buluştuk. Geçtiğimiz her bir terminali,  yolları, bir bütün şehri kadın kahkahalarıyla doldurduk.

 

Kahkahaların yerini tedirginlik alsın diye uğraştılar

Tedirginlik de bir yandan yolculuğumuza eşlik etmekteydi. Zira sosyal medyada ve Whatsapp’da havaalanındaki sıkı güvenlik önlemlerine dair haberler yayılmaktaydı. Söylenene göre polis, ‘Güvenlik Bakanlığı‘ndan gelen bir emir’le göçmenlik alanında Trelew’e, yani Ulusal Kadın Buluşması’na gidenler için ayrı bir sıra yapıyordu. Bu kişilerin kimlik numaralarından oluşan bir “Yıkıcılar Listesi” hazırlanmıştı. Nitekim Chubut eyaleti sınırına varır varmaz otobüsümüz durduruldu. Gayri ciddi de olsa bir arama yapılıyormuş numarası yapıldı; “Trelew’e gidenler kimler, ellerini kaldırsınlar!” diye soruldu ve kahkahalarımızın yerini tedirginlik alsın diye uğraşıldı. Ama yılmadan yolumuza devam ettik.

 

‘Kadınlar bebekleri yemeğe geliyor!’

Kadınların bazıları Trelew’e 60 km uzaklıktaki Puerto Madryn’de indi, geriye kalanımız yola devam etti. Terminalden çıkar çıkmaz gözümüze choriso/hamburger satıcısında (bir nevi  sokak köftecisi) “Ni Una Menos” (Bir kişi daha eksilmeyeceğiz) yazılı bir pankart çarptı. Bunun üzerine öğlen yemeğimizi burada yemeye karar verip kalacağımız eve doğru yol aldık. Bu 100 bin kişilik şehir, biz daha varmadan dedikodularla çalkalanmaya başlamıştı. Kilisede, hükümet ve belediye binalarında, Ana Çocuk Sağlığı binasında sıkı güvenlik önlemleri alınmış, etrafı tellerle çevrilmişti. En komiği ise Ana Çocuk Sağlığı binasında aldıkları önlemler. Arjantin politikasına bu yıl damgasını vuran “Aborto Legal” yani “Yasal Kürtaj” kampanyasının en tuhaf yorumunu böylece ev sahibemizden dinledik: “Kadınlar bebekleri yemeğe ya da öldürmeye geliyor.”

   

Buluşmaların 33’üncüsü

1986’dan bu yana; yani 1976’da başlayan ve 1983’de ‘Demokrasinin Yeniden Tahsisi!’ ile sonuçlanan askeri rejimin aşağı yukarı sona ermesinden bu yana Güney’de gerçekleştirilen 33. kadın buluşması oluyor bu.

Arjantin’in kuzey-güney ekseni Türkiye’nin batı-doğu eksenine benziyor. Bu konuya daha sonra tekrar döneceğim. Ancak burada belirteyim; devlet bu buluşmayı hiç mi hiç istemiyordu. Bu nedenledir ki absurd söylemler, biz şehre daha varmadan her yanı kaplamıştı. Köfteci Luisana’nın dediği gibi “Trelew’in bir daha eskisi gibi olmayacağını”, bugüne kadar yalnızlıkla sürdürdüğü direnişin ve zorlukların kadınların omuzunda başka bir anlam kazanacağını biliyorlardı. Zira sanki ağız birliği yapmışcasına eşinden şiddet gören ama karşılık verdiği için 8 yıl boyunca yargılanan ve en sonunda davası düşen Luisana gibi, açılış konuşmasında buluşmanın organizasyonu da aynı şeyi söylüyordu: “Çoğul farklılıklarımızla kolektif inşayı kadınların gönüllü katılımı ve çabasıyla gerçekleştireceğiz. O yüzden artık Trelew’de ne inkar, ne imha ne de üstünü kapatmaya yer olmayacak. Patagonya bundan böyle yalnız kalmayacak.” Daha sonra yürüyüşte de Trelew sokaklarını dolduran sloganın dediği gibi “Nasıl bir an ama, nasıl bir an ama, herşeye rağmen yaptık buluşmayı”.

 

İki sembolik anlamı var

33 yıldır kadınların yılmadan ördüğü bu sürecin, yapıldığı yer ve zaman açısından iki önemli sembolik anlamı var. Bu iki anlamı ayrı ayrı daha detaylı olarak yazacağım. Burada sadece kısaca belirteyim.

Zaman açısından önemi şu, ‘Ni Una Menos’ ile başlayan kadın eylemleri ve kampanyaları sonucu, Temmuz ve Ağustos 2018’de, kürtajın yasallaşması için sunulan yasa önergesi ve önergenin Kongre’de kabul edilmesi takip etti. Ancak, Kongre’de onaylanan yasa önergesi Parlamento’da kabul edilmedi. Yine de bu süreçte “Aborto Legal” kampanyası oldukça güçlendi ve kürtaj tartışmaları uzunca süre Arjantin’in bir numaralı siyasal gündemlerinden birisi oldu, olmaya da devam ediyor. Papa Francisco’nun memleketi olan Arjantin’de çoğunluğun Katolik olduğunu, Katoliklerin kürtaja karşı olduğunu ve çoğu Latin Amerika ülkesinde kürtajın yasak, üstelik kadının hayatını tehlikeye düşürse bile yasak olduğunu da ekleyeyim. Sadece tartışma aşamasında kalsa da bu gelişmeler, kadın hareketinin şimdiye kadar kürtaj meselesi ile ilgili en büyük kazanımı elde ettiği bir süreci ördü. Bugün sokaklarda kürtaj hakkını sembolize eden yeşil başörtüsü (pañuelo verde) takarak kampanyaya desteğini veren kadın sayısı inanılmaz derecede fazla. Dolayısıyla tüm bu hareketliliklerden bu yana gerçekleşen ilk kadın buluşması olmasıyla önemliydi bu buluşma.

 

Devrimci kanat yeniden örüldü

Mekan açısından önemi ise Arjantin’in son bir yıldır süregelen diğer en büyük siyasal gündemini oluşturuyor. Patagonya, Mapuche’lerin çoğunlukla yaşadığı bir bölge. Bölgeye baskı, sağcı hükümet başa geldiğinden bu yana oldukça artmış durumdaydı. 1 Ağustos 2017’de Jandarma tarafından göz altına alındıktan sonra kaybedilen ve en son 17 Ekim 2017’de Chubut Nehrinde cesedi bulunan Santiago Maldonado vakasından ve Patagonya’da yer alan bir diğer eyalet olan Río Negro’da 23-25 Kasım 2017’de Lafken Winkul Mapu topluluğunda gerçekleşen eylemlerin Mapuche bir genç olan Rafael Nahuel’in öldürülmesiyle sonuçlanmasından bu yana da yapılan ilk kadın buluşması oldu 33. buluşma. Yani devletin baskıcı Yerli Halk politikalarına bir cevap olarak örgütlenmiş olması nedeniyle de oldukça önemliydi. Ve sokaklar ‘ulusal’ yerine aynı topraklarda birçok farklı ulusun yaşadığını ifade eden ‘plurinasyonal’ diye yankılandı.

Son olarak; kadınların sağcı, ırkçı, milliyetçi yükselişe karşı son yıllarda ortaya çıkan en büyük cephe olduğunu söyleyerek yetineyim. Hükümetin tüm “içererek yok etme” çabalarına karşı dimdik durdu kadınlar. 60 binden fazla kadının “herşeye rağmen” gerçekleştirdiği buluşma, adeta devrimci muhalif kanadın yeniden örülmesinin öncülüğünü gerçekleştirdi.