Yitirdiği oğlunun Cizre'deki mezarını ancak yasağın kalmasının ardından ziyaret edebilen anne Meryem Akalın, bu vahşeti yaşatanlardan hesap soruluncaya kadar davacı olacağını söyledi.

Cizre'de katledilen çocuklardan sadece ikisiydi henüz 12 yaşındaki Yusuf Akalın ile 10 yaşındaki kuzeni Büşra Akalın. Yoğun saldırılar nedeniyle Sur Mahallesi'ndeki evlerinden eşi ve 7 çocuğu ile birlikte ağabeyinin çatışmaların olmadığı Dağkapı Mahallesi'ndeki evine sığınan anne Meryem Akalın'ın en küçük çocuğu olan Yusuf'ın kız kardeşi olan 8 yaşındaki Dilan ise ağır yaralandı. Yaralanması sonrası Mardin Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Dilan, 8 gün boyunca yoğun bakımda yaşam savaşı verdi. 

Hastanedeki tedavisine devam edilen Dilan bugüne kadar 3 ameliyat geçirdi. Yaşamlarını yitiren ağabeyi Yusuf ve Büşra ise kuşatmanın sürdüğü sırada Cizre'de toprağa verildi. 

Hastanede bulunduğu günden bu yana kızı Dilan'a refakat eden anne Meryem Akalın, yitirdiği oğlunun mezarını ancak sokağa çıkma yasağının kalkmasının ardından ziyaret edebildi. 


20 kişiyi katledeceklerdi

Oğlunun mezarının ardından olayın yaşandığı ağabeyinin evine giden anne Akalın, yeniden hastanedeki kızının yanına dönmeden önce o günü şu sözlerle anlattı: "Yasağın 33'üncü gününde devlet güçleri bulunduğumuz eve yönelik top atışları yapmaya başladı. Toplardan biri evimizin kapısına isabet etti. O sırada Yusuf, Dilan ve Büşra evde sıkıldıkları için kapıya çıkmışlardı. Eve top mermisi isabet ettiği esnada biz de evin üst katındaydık. Yükselen sesle birlikte üst kattan aşağıya doğru koştuk ve çocukların toz duman içinde kaldığını gördük. Çocuklarımızı olduğu yerden kaldırmaya çalıştık. Fakat devlet güçleri dakikalarca üzerimize kurşun yağdırdı. Bunun üzerine büyük oğlum dışarı çıktı ve polisler onu tararken, biz de çocuklarımızı vurulduğu yerden kaldırarak evin arka kısmına götürmeyi başardık. Eğer büyük oğlum dışarı çıkmasaydı ve devlet güçlerinin dikkatini üzerine çekmeseydi, devlet güçleri evdeki 20 kişiyi de katledecekti. O esnada oğlumun üzerine onlarca kurşun sıktılar ama Allah oğlumu öldürmedi, bana bağışladı."


Ambulans gelmedi

Defalarca 112 Acil Servisi'ni aradıklarını belirten anne Akalın, ancak evin bulunduğu bölgede herhangi bir çatışma olmamasına rağmen ambulansın gelmediğini ifade etti. Bu yüzden kendi imkânlarıyla çocukları battaniyeler içinde Cizre Devlet Hastanesi'ne kaldırdıklarını dile getiren Akalın, "Yaralı halde üç çocuk olmasına rağmen hastanenin kapısında bize sedye bile getirmediler. Çocuklarımızı battaniyelerin içinde doktorun yanına kadar götürdük" dedi.


Oğlumu başkasına emanet ettim

Burada yapılan ilk müdahalelerin ardından Dilan ve ağabeyi Yusuf'un Nusaybin Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini belirten anne Akalın, sonrasında yaşananları şöyle anlattı: "Nusaybin'e giderken, yolda oğlum ve kızımla konuştum, durumları iyiydi. Yusuf'un durumu Dilan'ın durumuna göre biraz daha iyi olduğu için Yusuf'u kuzenime emanet ettim ve ben de Dilan'ın yanında kaldım. Dilan, Nusaybin Devlet Hastanesi'nde bir ameliyat geçirdi. Daha sonra Mardin Devlet Hastanesi'ne götürdük. Oğlum Yusuf da Nusaybin Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Yusuf'u daha sonra Midyat Devlet Hastanesi'ne sevk etmişler. Ben de kızımı Mardin'de hastanede bırakıp Midyat'a Yusuf'un yanına gitmeye karar verdim." 


Dilan yoğun bakımdaydı Yusuf'un cenazesine gittim

Ancak Midyat'a ulaşana kadar oğlu Yusuf yaşamını yitirir. Oğlunun cenazesini Midyat Devlet Hastanesi'nden teslim alan anne Akalaın, onu kızı Dilan'ın yoğun bakımda yattığı Mardin Devlet Hastanesi'nin morguna getirir. Midyat'ta oğlu Yusuf'un hastane işlemleriyle uğraşırken, Dilan'ı Mardin'de hastanede yalnız bıraktığını anlatan anne Akalın, "Kızım Dilan hastanede bir ameliyat daha geçirmişti ve durumu çok ağırdı. Fakat oğlumun üzüntüsünden kızımın durumunu soramadım bile. Yani hangisine üzüleceğimi bilmiyordum artık" diye konuştu.

Kızı Dilan'ın 2 aydır hastanede tedavi gördüğüne dikkat çeken anne Akalın, her geçen gün durumu iyiye giden kızının vücudunun her yerinde top mermisine ait şarapnel parçalarının olduğunu, dizinden baldırlarına kadar parçalanmış durumda olan ayağına ise platin yerleştirildiğini aktardı. Anne Akalın, bu yüzden de kızının uzun bir süre daha hastanede tedavi göreceğini ifade etti. 

Yaşadığı acı ile "Allah hakkımızı yerde bırakmasın" diye feryat eden anne Akalın, kendilerine bu vahşeti yaşatanlardan hesap soruluncaya kadar mücadele edeceğini ve davacı olacağını söyledi.


 DİHA/ŞIRNAK