YPG’nin Kürdistan’a ve halklarına karşı görev ve sorumluluğunun; kendi varlık sebebinin ve tarihsel misyonunun gereği olarak Hesekê’yi savunduğunu ve savunmaya devam edeceğini belirten YPG Genel Komutanı Sipan Hemo, savaş ganimet peşinde olmadıklarını söyledi. Hesekê‘nin düşmesinin bütün Kürdistan için büyük bir felaket olacağının bilincinde olduklarını; bunun için de şimdiye kadarkinin on katı bir direniş sergileneceğini ve belki bedel öneceğini ifade eden Hemo, rejimle işbirliği, silahlar için hareket geçme gibi karalamalara tepki gösterdi. Sipan Hemo, “YPG, muazam bir direniş tarihinin ve mirasının taşıyıcısıdır; politik perspektifi ve gelecek vizyonu, insan ve onun hür iradesi odaklıdır. YPG’yi barbarlardan, çetelerden, sömürgeci güçler ve uzantılarından ayıran çizgi, kapanamayacak kadar kalındır.”
YPG Genel Komutanı Sipan Hemo, bazı uluslararası güçlerin ve bölge devletlerinin desteklediği Sünni Arap milliyetçilerin denetimindeki çetelerden IŞİD’in 2 Temmuz’da başlayan Kobanê merkezli saldırıları ile Kobanê ve Hesekê‘yi işgal planları; Kürdistan savaşçılarının direnişi ve Kürt halkının seferberliğiyle ilgili sorularımızı yanıtladı.
Başta bu zor ve kritik koşullarda her şeyleriyle Rojava halkının yanında alarak tarihi görevlerini yerine getirmeye çalışan Kuzey halkını selamlayan Sipan Hemo, “Onların tutumu, katılımı, sahiplenmesi tüm saldırganlar ile çetelerin yüreğini çatlattı. Kürt halkının kutsal ve kahramanca direnişi, saldırıları etkisiz kılıyor. Bu tutumlarıyla düşmanların yüz yıllardır süren parçalama, işgal ve sömürü politikaları ile çizdikleri suni sınırları ortadan kaldırdı” dedi.

3 yıldır saldırılar sürüyor

3 yıldır her dönem çeşitli biçimler ve yöntemler alan çok sayıda saldırılar gerçekleştirildiğini hatırlatan Sipan Hemo, bu saldırıların tek amacı ve hedefinin Kürt halkı/Rojava halkları ile Kürtlerin kazanımlarınının gasp edilmesini olduğunu söyledi. Uluslararası güçler ve bölge devletlerinin desteği ve teşvikiyle Suriye sahasına yönlendirilen ‘İslam’ tandanslı grupların, rejimden ziyade devrimci güçlerle çatıştığını kaydeden Hemo, “Çete vasfını sonuna kadar kadar hakeden bu gruplar, öncelikle ÖSO’ya bağlı devrim, demokrasi, özgürlük ve halkların iradesinin içinde yer aldığı birleşik bir Suriye’ye inanç getiren, bunu yapmak isteyen gruplara karşı saldırılar geliştirdi. Birçok grubu da tasfiye ettiler. Bizim açımızdan bu guruplar ilk süreçlerde çok fazla tanınmıyordu” diye konuştu.
 
Sonra Kürtlere yöneldiler

Demokratik Özerk yönetimleriin ilanından sonra ilk defa bu çetelerle zaman zaman bazı yerlerde karşı karşıya geldiklerini; ardından da Kobanê başta olmak üzere Efrîn ve Cizîrê‘de savaşmak zorunda kaldıklarını kaydeden YPG Genel Komutanı Sipan Hemo, “Hedefleri açık ve netti: Kürt halkı ve kazanımlarının tasfiyesiydi” dedi.
Bir yıldan fazla bir zamandır Kobanê‘de direnişin devam ettiğini,  bedel ödenerek, işgal ve talanı hayal barbar çetelere geçit verilmediğini vurgulayan Sipan Hemo, IŞİD denilen hybrid çetenin Musul’u devralmasıyla ilgili kuşkularını tekrarlayarak, şunların altını çizdi: “Bu çete, üç kantonda da yenilmişti. Özellikle geçen sene Kobanê’deki direnişle tamamen kırılmıştı. Artık adım adım gücünü yitirmeye başlamıştı. Ancak onu sahaya süren patronaja göre henüz görevi bitmemişti. Dolayısıyla IŞİD’e moral ve prestij gerekiyordu. Bunun için de Musul’u devralmasının bütün koşulları sunuldu. Musul’u devrederek 24 saat içinde yeniden canlandırıp güçlendirdiler.
Buradan aldığı moral, prestij, güç; özellikle de silah ve cephane ile yeniden Kürt bölgelerinde koçbaşı yaptılar.”

Musul sonrasını bekliyorduk

Musul’u devralırsa yeniden toprağımıza, halkımıza ve devrimimize yöneleceğini hesapladıklarını belirten Sipan Hemo, “Beklediğimiz de oldu. Zira IŞİD Musul’un hemen ardından bahşedilen bütün savaş aparatlarını Rojava’ya nakledip Kobanê‘yi işgal için saldırdı. Mumbij’de yapılan toplantıdan işgal simülasyonu yapılmıştı. IŞİD Musul’u işgal edebilir, hatta belki Bağdat’ı da alabilir ama Kobanê‘yi asla alamayacağını anladı. Kobanê‘nin, Bağdat ve Şam’dan çok daha güçlü ve direngen olduğunu anladı. Çünkü Kobanê‘de bilinçli, savaşçılarıyla bütünleşen bir halk gerçeği var” şeklinde konuştu.

Katliam yapacaklardı

Yaklaşık 15 gün çok şiddetli çatışmalar yaşandığını; Kürtleri yeni bir katliamdan geçirerek, telafisi zor bir travma yaşatmak istediklerini ifade eden Sipan Hemo, şöyle devam etti: “Bunun için Irak’taki ve Suriye’deki tüm aktif savaş güçlerini çekerek Kobanê çevresinde topladı. Halep çevresinde ve Deyr Zor’da bazı gruplarla devam eden çatışmaları durdu. Rakka’da ne kadar güçleri varsa onları da taşıdı. Kobanê çevresindeki 80 km’lik alana güçlerini mevzilendirdi. Musul sayesinde askeri donanım ve teçhizat bolluğuyla umutlandı. Belli aralıklarla çok sayıda üst üste saldırılar gerçekleştirdi. Zormixar, Avdiko, Kun Aftar sonlara doğru Cibnê Köyü önündeki saldırılarda YPG tarihi bir direniş gösterdi; kesintisiz saldırılarını kırdı. Saldırıları kırılınca her zaman olduğu gibi kirli oyunlara başvurmaya başladı. Halkı korkutup sindirmek, göçertmek için patlamalara başvurmaya başladı.

Yüzde 80 boşa çıkarıldı

Güney, Kuzey, Doğu ve Rojava’daki Kürt halkı ve diğer halkların kararlı duruşu; özellikle de Kuzey Kürdistanlı gençlerin kendilerini tellere vurarak Kobanê‘ye geçmesi; en üst düzeyde gösterilen kararlı direniş ve sahiplenme, IŞİD çetesini yenilgiye uğrattı.
Mevcut durumda Kobanê‘ye yönelik saldırıları yüzde 80 oranında kırılıp boşa çıkarılmıştır. Yaklaşık bir haftadır savaşçılarımız onlara karşı operasyon yapıyor. IŞİD’in denetimine almak istediği yer ve köyler tek tek güçlerimizin denetimine alınıyor. Kürdistan halkları ve YPG/YPJ savaşçıları Kobanê‘de başarı kazandı. IŞİD ve arkasında yer alan güçlerin planlarını bozdu, dağıttı.”

Yeni senaryo tedavülde
IŞİD’in aldığı yenilgiden dolayı bozguna uğrayıp dağılmaması için Musul benzeri yeni bir senaryo hazırlanarak, oynamasının istendiğini söyleyen YPG Genel Komutanı Sipan Hemo, yeni senaryoyu şöyle izah etti: “Hesekê alanındaki Kewkeb Dağı çevresinde BAAS rejiminin büyük bir karargahı olan 21. Tugay’a saldırı gerçekleştirmekti. Suriye’nin doğusundaki en büyük tugaydır. En fazla askerin bulunduğu tugaydır. Yeniden prestij kazanarak Kürt bölgelerine saldırı yapabilmesi için bu tugaya saldırtıldı. Bu tugayı ele geçirdikten sonra toplayacağı moral ve buradan alacağı silahla yeniden yüklenecekti. Buna müthiş bir propaganda eşlik ediyordu. ‘IŞİD falan yere saldırdı hemen aldı’ korkusu sayesinde daha saldırmadan bazı gruplar silahlarını, yerlerini bırakıp kaçtı. Halep çevresi, Deyr Zor, Bab ve Bokemal’da bunlar yaşandı. Özellikle toplama lejyonerlerin Arap halkında yarattığı bir korku da var. IŞİD’in etkili olmasına neden olan diğer bir faktör de güçten düşürülen ÖSO gerçeğidir. Çünkü ÖSO grupları devrimden ve halklara öncülük yapma görevlerinden tamamen uzaklaşt. Savaşın uzamasıyla da bu durum savaş ağalığına dönüştü. Bu gruplar arasında ciddi çatlaklardan da yine IŞİD gelişti. İşte bu arka plan ve deneyime dayanarak aynı hesaplarla Kürt bölgelerine de yöneldi. Kürt halkının tarihsel devrimci bir hareketin mirasına sahip olduğunu gözardı etti. Böylece Hesekê üzerinde yoğunlaştı.”

Hesekê‘nin Rojava için önemi

Kürdistan halkı ve savaşçıları için Hasekê’nin savunmasının stratejik önemde olduğunu; Rojava Devrimi’nin savunulması ve başarılı olmasının buradan geçtiğini vurgulayan Sipan Hemo, “Çünkü Hesekê, Rojava’nın en büyük kentidir. Rejim orada Kürt nüfusunu özel yöntemlerle azaltmak istedi; mübadele ile diğer halkları getirip yerleştirmek istedi. Yani demografisiyle oynadı. Ancak bu hedefine ulaşamadı. Kürtlerin topraklarına, tarih ve kültürlerine bağlılıkları bunun önünde engel oldu. YPG olarak Hesekê’nin savunulmasının Rojava Devrimi ve halklarının özgürlüğünün garantisi olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Rojava Devrimi’nin statüsünün garantisidir Hasekê” dedi.

Dost da düşman da bilsin

O yüzden şimdi Hesekê‘yi mahalle mahalle, sokak sokak, adım adım savunmak için yüksek alarm modunda olduklarını kaydeden YPG Genel Komutanı Sipan Hemo, şunların altını çizdi: “Devrimin başından beri Cizîrê, Kobanê ve Efrîn’de gösterilen direnişin on kat üstünde bir direnişle Hesekê’yi savunacağımız, dost ve düşman tüm güçler tarafından bilinmelidir. Bedeli ne olursa olsun Hesekê’yi savunacağız. Çünkü dört parça Kürdistan’ın özgürlük ve statüye kavuşmasının finalini biz Hesekê’de verdiğimizi düşünüyoruz. Hesekê üzerinden Kürtlere yönelik oynanan oyunları yine Hesekê’de boşa çıkaracağız.”

Hesekê Kürdistan’dır

Dünyaya bakışları, yönetim modelleri, ortak yaşamı öngören eşitlikçi ve özgürlükçü paradigmalarına bir kez daha dikkat çeken Sipan Hemo, Hesekê ve Rojava’da yaşayan tüm halkların Kürt halkının kardeş halkı olduğunu vurgulayarak, şunları ekledi: “Bu toprakların insanlarıdır. Bu tarih ve kültürün insanlarıdır. Burası bizlerin ortak vatanıdır. Ancak burası Kürdistan’dır ve bütün halkların, inançları, tarihsel miraslarıyla müşterek yurdudur. Hesekê bir halklar mozaiğidir; Kürt, Arap, Asuri, Süryani, Ermeni, Türkmen halkları iç içe kardeşçe yaşıyor. Farklı inançların da yaşam bulduğu bir alandır.”

Eğer Hesekê‘ye girilseydi

Hesekê’yi işgal planının uzun vadeli hesapların ürünü olduğunu dile getiren Sipan Hemo, Hesekê’nin düşmesinin yol açacağı felakete şöyle projeksiyon tuttu: “Oradan Til Temir, Qamişlo’dan başlanarak saldırılar geliştirilecekti. Uzun yıllardır iştah kabartan Cizîrê‘nin yer altı ve yer üstü zenginliklerine kavuşulacaktı. Şimdiye kadar bu konuda yapılan bütün planlar boşa çıkarıldı. Bu planların içinde bazı hain ve işbirlikçi Kürtler de vardı. Şimdi IŞİD eliyle yapmak istiyorlar. Çok yüksek sesle şunu söylüyoruz; bizim için Hesekê’nin savunması Rojava’nın tamamından daha önemlidir. Tüm insanlık, tarihi direniş ve savunmamıza şahit olacak.”

YPG ganimet peşinde değil

IŞİD’in ilk günden 21. Tugay’a saldırdığını; kent içinde de bir karışıklık yaratmak istediğini; rejimin bazı güçlerinin varlığından dolayı Kürdistan güçlerinin müdahele edemeyeceğini umduğunu belirten Sipan Hemo, şöyle konuştu: “Fakat kim olursa olsun Hesekê’yi savunacağımızı bilmeleri gerekir. Dikkat ediniz; IŞİD ilk gün BAAS’ın merkezinde gerçekleştirdiği bir patlamadan sonra bayrağını dikti. Bununla işte ‘biz Hesekê’yi aldık’ mesajını vermek istedi. Hesekê’yi diğer yerler gibi sandılar. Hayır, Hesekê Rojava’dır/Kürdistan’dır ve YPG onu savunuyor.
Bazı güçler ve çevrelerin Hesekê’nin bizim açımızdan stratejik ve tarihi önemini çarpıtarak, ucuz karalamalara yönelmelerini umursamıyoruz. YPG’nin derdi, Hesekê’de savaş ganimeti değil. Bunun için hareket etmedi, etmeyecek de. YPG, Kürdistan’a ve halklarına karşı görev ve sorumluluğunun; kendi varlık sebebinin ve tarihsel misyonunun gereği olarak Hesekê’yi savunuyor. YPG’nin gözü bir silah ve tankta değil. YPG, muazam bir direniş tarihinin ve mirasının taşıyıcısıdır; politik perspektifi ve gelecek vizyonu, insan ve onun hür iradesi odaklıdır. YPG’yi barbarlardan, çetelerden, sömürgeci güçler ve uzantılarından ayıran çizgi, kapanamayacak kadar kalındır.”


SEYİT EVRAN/EFRÎN