- Hessen’de iki ayrı sınır dışı olayı, Almanya’nın iltica ve sınır dışı politikalarını yeniden gündeme getirdi. Eyaletin başkenti Wiesbaden’de mahkeme, üç aylık Kürt bebeğin sınır dışı edilmesini durdurdu. Aynı eyaletin bir başka kenti Frankfurt’ta ise üç çocuğun anne ve babası sınır dışı edildi.
REWŞAN DENİZ/FRANKFURT
Almanya’nın Hessen eyaletinde yaşanan iki ayrı olay, iltica politikasını ve çocukların aileleriyle birlikte yaşama hakkını yeniden gündeme taşıdı. Wiesbaden’de mahkeme, üç aylık Kürt bir bebeğin anne ve babasından ayrı olarak Türkiye’ye gönderilmesini durdurdu. Frankfurt’ta ise üç küçük çocuğun anne ve babası Türkiye’ye sınır dışı edildi. Çocuklar Almanya’da devlet korumasında kaldı.
Üç aylık bebeğe sınır dışı tehdidi
Türkiye’den Almanya’ya gelen Kürt çiftin iltica başvuruları, 2025 yılında Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) tarafından reddedildi. Anne ve baba karara karşı dava açarken, Almanya’da dünyaya gelen bebekleri için de ayrı bir iltica başvurusu yapıldı.
Almanya’da doğmak, çocuğa otomatik olarak oturum hakkı vermiyor. Ancak iltica sürecindeki ebeveynlerin Almanya’da doğan çocukları için de koruma başvurusu yapılabiliyor. Belirli koşullarda çocuğun doğumunun BAMF’a bildirilmesi, çocuğun kendi iltica başvurusu olarak kabul ediliyor. Böylece bebeğin dosyası, anne ve babasının başvurularından ayrı değerlendirilebiliyor.
Bebek için başvuru, 2026’da yürürlüğe giren yeni iltica prosedürü kapsamında hızlandırılmış usulle incelendi. BAMF, 3 Eylül’de başvuruyu reddetti ve bebeğin Türkiye’ye gönderilmesini öngören bir sınır dışı tehdidi içeren karar verdi.
BAMF kararı geçici askıda
Yeni düzenlemeler kapsamında bazı iltica dosyalarında ret kararına karşı dava açılması, sınır dışı işlemini kendiliğinden durdurmuyor. Bu durumlarda başvuru sahiplerinin ayrıca mahkemeden geçici hukuki koruma talep etmesi gerekebiliyor. Bebeğin ailesi de bu yola başvurdu.
Wiesbaden İdare Mahkemesi, 25 Eylül’de verdiği kararla BAMF’ın kararını geçici olarak askıya aldı. Mahkeme, üç aylık bir çocuğun anne ve babasından ayrı gönderilmesinin aile bağlarının korunması ilkesiyle bağdaşmadığına dikkat çekti.
BAMF ise mahkemenin hukuki yorumuna katılmadı. Kurum, fiili sınır dışı işlemi öncesinde ilgili Yabancılar Dairesi’nin olası engelleri ayrıca değerlendirmesi gerektiğini savundu.
Koruma talebi istenmeli
Almanya, Avrupa Birliği’nin ortak iltica sistemindeki reformu uygulamak amacıyla GEAS Uyum Yasası’nı 27 Şubat 2026’da Federal Meclis’te kabul etti. Yasa 28 Nisan’da yayımlandı; yeni iltica prosedürünün temel hükümleri ise 12 Haziran 2026’da yürürlüğe girdi.
Değişikliklerin önemli başlıklarından biri, iltica başvurusu reddedilen kişilerin mahkemeye başvurması halinde sınır dışı işleminin durumu. Yeni prosedür kapsamında dava açılması, bazı durumlarda sınır dışı işlemini otomatik olarak durdurmuyor. Bu nedenle başvuru sahiplerinin belirlenen süreler içinde ayrıca mahkemeden geçici koruma kararı istemesi gerekebiliyor.
Ancak yeni kurallar, geçmişte yapılmış bütün iltica başvurularına geriye dönük olarak uygulanmıyor. AB İltica Prosedürü Tüzüğü’nün geçiş hükümlerine göre, 12 Haziran 2026’dan önce yapılan başvuruların incelenmesinde kural olarak önceki prosedür hükümleri geçerli. Bu nedenle yeni düzenlemenin hangi kişileri kapsadığı, başvurunun yapıldığı tarihe ve yürütülen hukuki sürecin niteliğine göre değişiyor.
Üç çocuk geride kaldı
Hessen’deki ikinci olayda ise üç küçük çocuğun anne ve babası Türkiye’ye gönderildi. Metin K. ve Özlem A. adlı Kürt çift, 3 Ağustos 2026’da Frankfurt’tan sınır dışı edildi. Çocukları ise yaklaşık bir ay önce Frankfurt Gençlik Dairesi (Jugendamt) tarafından koruma altına alınmıştı.
Ailenin çocukları arasında bir bebek de bulunuyor. Anne ve babanın sınır dışı edilmesinin ardından çocukların geleceği ve ebeveynleriyle ne zaman yeniden görüşebilecekleri belirsizliğini koruyor. Anne ve babanın Almanya’ya yeniden girişini engelleyen bir yasak da bulunuyor.
İtiraz haklarını dahi kullanamadılar
Hessen İçişleri Bakanlığı, taz gazetesine yaptığı açıklamada, aileye sunulan çeşitli desteklere rağmen durumun iyileşmediğini savundu. Bakanlığa göre çocuklar, onların iyiliği gözetilerek koruma altına alındı. Gençlik Dairesi ise çocukların bakımında ciddi sorunlar bulunduğunu ve ebeveynlerin iş birliğinin yetersiz kaldığını ileri sürdü. Bakanlık, sınır dışı işlemi planlanırken göç makamlarıyla gençlik dairesinin yakın temas halinde olduğunu da belirtti.
Ailenin avukatı Gönül Halat-Meç ise taz gazetesinden Yağmur Ekim Çay’a yaptığı açıklamada, ebeveynlerin velayet sürecinde yeterince dinlenmediğini ve itiraz haklarını kullanabilmeleri için gerekli duruşmalar yapılmadan sınır dışı işleminin gerçekleştirildiğini söyledi. Velayete ilişkin hukuki süreç henüz tamamlanmış değil.
Yağmur Ekim Çay’ın telefonla görüştüğü Özlem A. da ailenin Almanya’daki yaşam koşullarının zorluğuna dikkat çekti. Özlem A., yetersiz barınma koşulları, günlük yaşamda karşılaştıkları güçlükler ve destek eksikliği nedeniyle ciddi biçimde zorlandıklarını anlattı.
***
Hessen’de 2025’te bin 941 sınır dışı
Hessen’deki olaylar, sınır dışı işlemlerinin sayısının da tartışıldığı bir dönemde yaşandı. Hessen İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, 2025 yılında eyaletten bin 941 kişi sınır dışı edildi. Bu sayı, 2024’e kıyasla yaklaşık yüzde 17’lik artışa işaret ediyor.
Ancak 2026’nın ilk yarısında sınır dışı edilenlerin sayısı, geçen yılın aynı dönemindeki bin 17’den 921’e geriledi. Bakanlık, düşüşte Dublin Prosedürü kapsamındaki transferlerin azalmasının ve sınır dışı işlemlerine ilişkin koşulların etkili olduğunu belirtti.