Heval Yekta Dêrsim'lidir. Dünyada kültür devriminin yaşandığı günlerde,1968’in Mart’ın da Hozat’ta doğdu. Dêrsim katliamının acılı anılarıyla büyüyen Heval Yekta…

Heval Yekta, Ankara'da Gazi Üniversitesi’nde okudu. Tiyatro yaptı. Pir Sultan'dı bir oyunda. Erzurum'da zindanda kaldı. Yunanistan, Romanya, Rusya'da her gününü halk için yaşadı. Yunanistan’da bir Newroz günü Demirci Kawa’yı oynadı. Tiyatrosuz Newroz olmazdı onun için. Pir Sultan’dan Demirci Kawa’ya yolculuğu O’nu Anadolu topraklarından Kürdistan’ın dağlarına çekti. Rusya’daki Kürt köyünde kültür sanat kurumunda sorumlu idi. Onlarca oyun ve sahneye taşırılan umut oldu. Hem zaman devrimci, hem zaman sanatçıydı Heval Yekta…
Erzurum zindanına düşmeden önce mahkemede 'akademiye mi gidiyordun?' diye soran hakime, "evet doğru! Bertol Brecht sanat akademisine gidiyordum," diyerek mahkemeyi şaşırtan ve bu durumu yıllar sonra gülerek anlatırken ‘hayatımın rolünü orada oynadım’ diyen, Heval Yekta…
Bir özgürlük eylemcisi, toplumun vicdanı Heval Yekta. Ş. Sefkan Kültür Sanat Okulu’nun üyesi, bir gerilla, bir sanatçı, dağda her mekanı eline kazmayı küreği alıp sahneye çeviren, orada oyununu oynayan Heval Yekta. Kültür Sanat Okullarının ve Sanat Akademilerinin Kürdistan coğrafyasının her yerine yayılmasını isteyen, sanatla toplumun biçimlenişinin coşkusunu yüreğinde taşıyan Heval Yekta… Elinde bir tas ile binlerce gerillaya su içeren Yekta. O tası Önderliğe gönderen Yekta. Eylemci Yekta, her eylem sonrası arkadaşlara tiyatro oyunu sergileyen Yekta.
Uluslararası komplocuları yenilgiye uğratmak için bedenini siper ederek sanatçıları direnişe çağıran, tasfiyeciliğe büyük öfke duyan, özgürlük arayışının ve yolculuğunun gerçek sahibi, sanat çizgimizin sembolü, Halep meydanında bedenini ateşe verip özgürlüğü haykırarak koşan, Heval Yekta…  
Biz Kürt tiyatrocular için Heval Yekta’yı anlamak, anlatmak çok büyük emek istiyor. Yeni insanlık kültürünün öncüsü olmak isteyen bir halkın sanatçıları ve yoldaşları olarak bizler, bir yazıyla O’nu ne kadar anlatabiliriz ki? diye düşünüyoruz. Ancak Heval Yekta kendisini anlamamızı istiyor. Bıraktığı mektupta da sanatçılara açık seslenişi var. Sanatçıyı, aydını göreve çağırıyor. “Çok zorlu, ama bir o kadar da şanlı ve görkemli bir dönemi yaşamaktayız. Büyük fedakarlık ve çalışma içerisinde önemli görevler ve hizmetlerin önümüzde olduğu, her zamankinden daha büyük bir aşk ve tutkuyla işimize sarılmanın gerektirdiği bir süreçtir” diyor Heval Yekta…
“Her şeyden önce bilmemiz gerekir ki bu sürecin başarılması ve büyük aydınlanmaya giriş için en başta biz kadro, aydın ve sanatçıların, doğru bir anlayışın ve tutumun sahibi olmaları gerekmektedir. Bunun birinci koşulu halkı sevmek ve ona tutku düzeyinde bağlanmaktır. Ciddi olmaktır” diyor. En önde yürüyor Heval Yekta… Sözü ve eylemiyle, Kürdistan Kültür Sanat Hareketi'nin yolunu aydınlatan bir meşale oluyor. “Hele sanat ve halk sanatçıları söz konusu oldu mu bin kat daha coşkulu, hassas ve itina ile ama büyük bir ahlaki duruş ve disiplinli olarak sanat yapmak ve aydınlanmaya hizmet gerekmektedir. Gerçekleştireceğim yakma eylemi hem arkadaşları görevlerine karşı biraz ciddi olmaya davet, hem halkımızdan özür dileme, hem de Önderliğimizin İmralı özgürlük direnişini ve Afrin, Qamişlo şehitlerini selamlamak içindir.”
Mektubun her cümlesi biz Kürt sanatçılarına çok şey anlatıyor. Sorumluluk ve yüreğimizdeki yükü bin kat artırıyor. Newroz günlerinin görkemine katılıyor, aşk ve tutkuyla yaşamanın doruğuna ulaşırken,sanatçı ve aydınları göreve davet ediyor Heval Yekta…
Kürt sanatçıları olarak halkı sevmek ve ona tutku düzeyinde bağlanmakla Heval Yekta’ya arkadaş olabiliriz. Bunun için dürüst ve ciddi yaşayacağız. Bunca emeğin kalıcı bir kültüre, yaşam tarzına kavuşması için bu halka, bu topluma ait olan sanatı layıkıyla yapacağız. Yaşam karşısında ve sanatımızda ciddi olacağız.
27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü, Heval Yekta cebinde son kalan parayla bayram şekeri alıyor. Halep sokaklarında Kürt, Arap, Ermeni çocuklara dağıtıyor. Çocukları kucaklıyor. Dünya Tiyatrolar Günü’nü kutluyor. Ateş oluyor Heval Yekta, Newroz ateşi gibi aydınlık olsun diye yolumuz.
"Bütün arkadaşlara selamlar…" diyerek bitiriyor mektubunu ve coşku ile koşuyor yaşama. Kürt sanatçılar olarak Yektaların, Hêvîlerin, Rêzanların Sarya ve Baranların yol arkadaşı olarak görev ve sorumluluklarımızın bilincinde yürürken, tüm Kürt sanatçılarını da bu sanat çizgisinde beraber yürümeye çağırıyoruz. Dünya Tiyatrolar Günü'ne böyle katılalım diyoruz.
Her 27 Mart, Kürt sanatçılar olarak oyunlar oynamalıyız sokaklarda, o gün en çokta çocuklar için oynamalıyız. Sokaklarda şeker verdiğimiz çocukları kucaklamalıyız.
* Yekta Herekol (Erdoğan Kahraman): 27 Mart 2004’te Suriye rejimini protesto amacıyla bedenini ateşe verdi.


GURBET RONÎ