
HRW Cizre raporunu açıkladı
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), uzun süre sıkıyönetim altında kalan ve insanların diri diri bodrumlarda yakıldığı Cizre raporunu dün açıkladı. Rapor Mart ve Nisan aylarında İnsan Hakları İzleme Örgütü'nden bir araştırmacının Cizre'ye giderek insan hakları ihlallerinin tanıkları, mağdurları, belediye çalışanları, belediye meclisi üyeleri, Şırnak Barosu üyeleri ve sivil toplum grupları ile Cizre Savcısı'yla görüşmesi sonucunda hazırlandı. Kaymakam ise raportöre randevu vermedi.
Yasaklar tespiti zorlaştırdı
HRW ise raporunda Ağustos 2015’den bu yana yürütülen operasyonlarda, 22 kent ve mahallede, gece gündüz devam eden genel sokağa çıkma yasaklarının yaşanan hak ihlallerinin sivil toplum örgütleri, gazeteciler ve avukatlar tarafından araştırılmasına engel teşkil ettiğini vurguladı. Hak ihlalleri arasında ise sivillere yönelik kanunsuz öldürmeler, sivillerin kitlesel olarak zorla yerinden edilmesi ve özel mülke yönelik yaygın ve hukuksuz tahribat gibi ihlaller de sayıldı.
AKP incelemeye izin vermiyor
HRW ayrıca kendileri dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları için Doktorlar gibi örgütlerin muhtemel ihlalleri incelemek için bölgeye girişinin engellendiğini de vurguladı. Engellemelerin sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasından sonra da devam ettiğinin altı çizildi.
Örgüt AKP hükümetine çağrı yaparak BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin bölgeye girmesine ve konuyu araştırmasına hiç vakit kaybetmeden izin vermesi gerektiğini vurguladı.
Örtbas etme şüphesi
Örgütün Türkiye araştırmacısı Emma Sinclair-Webb, "Türkiye hükümetinin güneydoğuda birçok bölgeyi fiilen abluka altına almış olması, bir şeylerin örtbas edilmeye çalışıldığına ilişkin şüpheleri besliyor" dedi.
Cizre için alarm zili çalmalıydı
Raporda, Sinclair-Webb'in şu tespitine de yer verildi: "Aralarında çocukların da bulunduğu, beyaz bayrak sallayan, ya da bodrumlarda mahsur kalmış sivillerin, Türkiyeli güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğü yönünde inandırıcı anlatımlar var ve bu anlatımların varlığı alarm zillerinin yüksek sesle çalmasına neden olmalıydı."
Yargı harekete geçmeli
Bölgedeki olayların BM ile yerel ve uluslararası insan hakları grupları tarafından incelemesinin engellenmesi, hak ihlallerini örtbas etmeye ve ağır suçlar için hesap verebilirlik ilkesinin işletilmesini önlemeye yönelik bir hamlenin söz konusu olduğu kaygısına yol açıyor. HRW, mağdur aileleriyle yaptıkları görüşmelere dayanarak bugüne kadar bu konuda bir soruşturma yürütüldüğüne ilişkin bir bilgiye ulaşamadıklarını da ekledi.
HRW bu verilerden hareketle "Cizre savcılığının, mağdurların adalet arayışına yanıt verebilecek tam, etkin ve bağımsız bir soruşturma yürütmesi gerekiyor" çağrısı yaptı.
En az 338 sivil öldürüldü
Raporda Türk devletinin Cizre'ye yönelik operasyonlarının sonucunda en az 338 sivilin katledildiğine dikkat çekildi. Raporun detayları şöyle:
* HRW, Cizre'de görev yapan avukatların derlediği ölüm listelerini inceledi. Bu listeler 14 Aralık ile 11 Şubat arasında, aralarında 11 çocuğun da bulunduğu en az 66 Cizreli’nin ateşli silahla vurulma veya havan topu patlaması sonucu öldüğünü gösteriyor.
* HRW, bu ölümlerden 3 aylık bir bebek ile 13 ve 11 yaşlarında 2 çocuğun da bulunduğu sekizini ayrıntılı bir şekilde belgelendirdi. Bu ölümlerin gerçekleştiği koşulların, yerlerin ve tanık ifadelerinin tamamı, devlet güçlerinin bu sivilleri aktif çatışma alanı dışında öldürdüğüne işaret ediyor.
* HRW’nin görüştüğü tanık ve mağdurlar, güvenlik güçlerinin bazı vakalarda ellerinde beyaz bayrak taşıyan sivillere de ateş açtığını anlattı.
* Eldeki bilgiler, devlet güçlerinin kuşattıkları üç binanın bodrumlarında mahsur kalmış, aralarında silahsız sivillerin ve yaralı savaşçıların da bulunduğu 130 civarında insanı öldürdüklerini gösterir nitelikte.
Özel mülkler tahrip edildi
* İnsan Hakları İzleme Örgütü, bunun dışında Cizre'de özel mülklerin yaygın bir şekilde ve hukuksuz olarak tahrip edildiğini belgeledi.
95 bin metrekare yıkıldı
* 2016’nın Şubat ve Haziran ayları arasında kaydedilmiş uydu görüntülerine dayanarak HRW, Cizre’de toplamda yaklaşık 95 bin metrekareden (9,5 hektardan) oluşan, yıkım yaşanmış belirli iki bölge tespit etti.
* Bina yıkımlarının çoğu, Şubat ayının sonları ile Mayıs ayı sonları arasındaki dönemde gerçekleşti ve yıkımın en yoğun gerçekleştiği mahalleler Cudi ve Sur mahalleleri oldu. Daha küçük kapsamda bir bina yıkımı, Mayıs ayı sonları ile Haziran ayı başları arasındaki dönemde Nur mahallesinde gerçekleşti.
Yargısız infazlar araştırılmalı
* Şubat ayının ilk günlerinde, Cizre'deki operasyonlar sırasında, Cudi ve Sur mahallelerindeki bodrumlarda mahsur kalmış 130 civarındaki kişinin ölümünün de tam olarak soruşturulması gerekiyor, zira bugüne kadar ortaya çıkan deliller, bu ölümlerin yargısız infaz ve hatta cinayete varan kanunsuz öldürmelerden kaynaklanmış olabileceğine işaret ediyor.
Vahşet Bodrumları'na öncelik verilmeli
HRW, BM veri toplama heyetine izin verilmesi durumunda, işlenmiş olması olası bu suçların araştırılmasına, bunların vahameti nedeniyle, öncelik verilmesi gerektiğini ifade etti.
Suçlu devlet görevlileri korunuyor
Raporda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) aldığı kararlara da dikkat çekildi.
Devlet güçlerinin görevleri sırasında işledikleri suçlar nedeniyle yargılanmasını idari veya siyasal makamların ön iznine tabi kılan yasaların, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu vurgulandı.
Raporda AİHM'in Vahşet Bodrumları'na dair aldığı kararlara atıfta bulunularak, sözkonusu vakaların mahkemenin önüne öncelikli olarak geleceği belirtildi.
HABER MERKEZİ