Hiç mi hiç değiştirmeyeceğiz yolumuzu?

Forum Haberleri —

❏

  • Bütün toplumsal farklılıklar, inançlar, kimlikler hak taleplerini daha güçlü bir şekilde dile getirmeleri ve mücadeleyi yükseltmeleri gerekir. Ekonomik sorunlar başta olmak üzere bu dikta rejiminden kaynaklanan bütün sorunların çözüm yolu demokrasi yoludur. Bu yolda yürümenin kararlılığı içinde olmak  çok önemlidir.

RAUF KARAKOÇAN

HDP’nin demokrasi yürüyüşü hak, hukuk, adalet temalı ve demokrasiye sahip çıkma adına ön açıcı bir yürüyüş olmuştur. Baskıcı sistemden, faşist iktidardan zarar gören her kesimin yürüyebileceği bir mücadele yolu açmıştır. Sarayın duvarını çökertecek tuğlayı çekmiştir. Saray saltanatına son verecek, baskıcı rejimi sona erdirecek kıvılcımın pratik adımlarını saha da atmış oldu. Bütün engellemelere rağmen gerçekleşmiş olması korkuyu biraz da olsa aşındırmıştır. Bu yürüyüşün arkası gelecektir. Açılan bu yoldan yürüyecekler mutlaka olacaktır ve olması da gerekmektedir.

Mücadelenin yolları daha da çeşitlendirilmesi gerekiyor. Demokratik mücadelenin sahada, sokakta kesintisiz devam etmesi halinde başarı kaçınılmazdır. Dünyada yükselen ırkçılık karşıtı gösteriler bu dönemin önemli bir mücadele dalgasıdır. Tıpkı 68 devrimci gençlik dalgası gibi ya da Türkiye’deki Gezi direnişi dalgası gibidir. Demokrasi yürüyüşü Türkiye’de yeniden bir mücadele dalgasına vesile olmuştur. Dünya genelinde baskıcı otoriter, ırkçı, milliyetçi uygulamalara karşı kabaran mücadelenin Türkiye’de yürütülmesi bu açıdan da önemlidir. Dünya halklarıyla dayanışma anlamına gelmektedir.

Türkiye’de yürütülecek demokrasi mücadelesi sadece Türkiye halkı açısından değil, bölgede de önemli gelişmelere olumlu katkısı olacaktır. Saldırgan dış politikası, savaş halinin sür gitmesinden medet uman, içerde ise baskıcı, soykırımcı uygulamalarla iktidarda kalmayı esas alan AKP-MHP gerici ittifakın kaybetmesinde her kes kazançlı çıkacaktır. En az koronavirüsü kadar etrafına tehlike saçan bu iktidardan kurtulmak için tek yolun mücadele etme olduğunu pratikte göstermek önemli bir başlangıç anlamına gelmektedir. Mücadeleye karar vermek, ortak hareket etmek, dayanışma içinde olmak demokrasiye sahip çıkmanın en iyi yoludur. Bu yolda kararlı yürümenin, engellemelere rağmen bu yolda ısrar etmek faşizme geri adım attıracaktır.

Kendi halkını bu kadar baskı altına alan otoriter bir yönetimin işbaşında olduğu bir ülkede, tepki gösterme konusunda oldukça geç kalınmıştır. 18 yıldır kesintisiz iktidar olan AKP, parti olmaktan çıkarak parti devletine dönüştü. Bütün kurumları ele geçirerek tek adam rejimine geçiş yaptı. Muhalefeti bastırmak için her türlü araca baş vurmaktan çekinmedi. Darbe üstüne darbe yaparak, siyasi soykırım operasyonlarıyla otoritesini gün geçtikçe pekiştiren diktatörlüğe dönüştü. Buna karşı toplumsal muhalefettin gelişememesi, diktatörlüğü daha fazla cüretlendirmiş ve her dediğini yapar duruma getirmiştir. Gelinen aşama da ise önü alınamaz, engellenemez bir güce ulaşmıştır. İşte, böylesine bir süreçte demokrasi yürüyüşü bir çığır açmıştır ve bunun devam edilmesi halinde faşist rejimin sonunu getirecektir. İktidarı kaybetme korkusu ilk kez kendisini bu kadar güçlü hissettirmiştir.

Baroların başlattığı yürüyüş de demokrasi yürüyüşü kadar etki yaratmıştır. İktidarın düşüremediği bazı meslek odalarını ele geçirmek için dizeyin etmeye çalışması, yasal değişikliklerle kendisine uydu kurumlar haline getirme girişimlerini direnişle geri püskürtmek mümkündür. Bu hak arama pratikleri diktatörlüğün gerçek yüzünü bir kez daha göstermiştir. Baro başkanlarının maruz kaldığı polis engeli ve şiddeti bunun en somut ispatıdır. Savunma makamının kendisini savunamaz olması, ülkenin geldiği nokta açısından utanç verici bir durumdur. Hak ihlalleri her alanda yaşanmaktadır. Ülke, freni patlamış kamyon gibi yol almaya devam etmektedir. Bunu durdurmanın tek yolu, ortak mücadele platformları oluşturarak daha da yaygınlaştırılmasıdır. Bütün toplumsal kesimlerin ayağa kalkması ve güç birliği oluşturması halinde bu zorba iktidarın “kağıttan kaplan” olduğu daha iyi görünecektir.

Bütün toplumsal farklılıklar, inançlar, kimlikler hak taleplerini daha güçlü bir şekilde dile getirmeleri ve mücadeleyi yükseltmeleri gerekir. Ekonomik sorunlar başta olmak üzere bu dikta rejiminden kaynaklanan bütün sorunların çözüm yolu demokrasi yoludur. Bu yolda yürümenin kararlılığı içinde olmak  çok önemlidir.

Sokrates’in, kendisini yargılayan mahkemede yaptığı savunmada gösterdiği kararlılık kadar bir kararlılık sergilenmesi halinde bu rejimin ayakta durması mümkün değildir. İleri yaşına rağmen Sokrates şöyle haykırmaktaydı,: “İster salın, ister  salıvermeyin beni: iyice bilin ki şunu, bir değil bin kez ölmem gerekse bile, hiç mi hiç değiştirmeyeceğim yolumu”.* Direnişin zafere götürdüğü yol da böyle bir yoldur. Bu yolda yürüme kararlığı olanlar mutlaka kazanacaktır.

* Sokratın (İÖ 429-399) savunması, Plato: diyaloglar

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.