Tecride karşı 2006’da yaşamına son veren Veysi Kaya’nın ailesi, hala devam eden tecrit nedeniyle annelerin ağladığını belirtti. Kaya’nın 20 günlük hastane süreci olduğunu hatırlatan kardeşi, eyleminde bilinçli olduğunu ve hiçbir pişmanlık duymadığını söyledi.
Öcalan’la ilgili 2006’da ”zehirlenme ve hayatı tehlikede” haberi üzerine 9 Şubat 2006’da bedenini ateş veren Veysi Kaya, kaldırıldığı hastanede 28 Şubat’ta şehit düştü. Kaya’nın annesi Fatime Kaya, yaşadığı tüm acılara rağmen çocuklarıyla gurur duyduklarını anlattı. Oğlunun çevresi tarafından sevilen; saygın, emekçi bir kişiliğe sahip olduğunu belirten Kaya, oğlunun 14 yaşında hem çorbacıda çalışıp hem de gençlik mücadelesinde yer aldığını hatırlattı. Oğlunun Öcalan için yaşamına son verdiğini ifade eden Kaya, geçen zamana rağmen devam eden tecrit nedeniyle savaşın da devam ettiğini, annelerin ağladığını söyledi.
Kaya’nın kardeşi Muhittin Kaya da kardeşinin mücadelesine ilişkin, ”Eyleminin bir amacı ve hedefi vardı. İlk başta Arap kimliğini göz önünde bulundurarak halkların geleceği için, barışın ve demokrasinin vesilesi olma temennisiyle bedenini ateşe verme gereği duydu. Bu temel üzerinde hem Kürtlere yapılan baskı hem de İmralı’ya yapılan baskının zincirini kırmak için bu eylemi gerçekleştirdi. Zaten eylemi gerçekleştirdikten sonra 20 günlük hastane süreci vardı. Bu süreçte kesinlikle ve kesinlikle hiçbir şekilde pişmanlık duymadan Öcalan’ın üzerindeki tecridi protesto ettiğini defalarca dile getirdi” dedi.
Arap bir aile olarak kardeşinin mücadelesiyle gurur duyduklarını belirten Kaya, aradan geçen zamana rağmen hala tecridin devam ettiğini söyleyerek, ”Tecrit bitmeli. Tecridin bitmesi halinde Türkiye’de anayasal değişimler gerçekleşecek. Bu temelde demokrasi ve barışın yolu açılacak. Başka insanların ölmemesi için tecrit son bulmalı, Öcalan özgürleşmeli” şeklinde konuştu.
Kaya’nın çevresi tarafından sevilen ve emekçi bir kişi olduğunu tekrarlayan Kaya’nın arkadaşı Dinar Aksu, şunları ifade etti: ”Bizim de dileğimiz şu an üzerindeki tecridin kalkması, Kürtlerin talepleri olan kültürel haklar Anayasa’da kabulü ve demokratik bir Cumhuriyet’in oluşmasıdır. Biz kötü bir şey istemiyoruz. Türklerin, Kürtlerin işte farklı halkların bir arada yaşaması için yeni bir Anayasa talebimiz var.”
ADANA