
“Rüyalar Meydanı-Platz der Träume” adıyla devam eden Gezi direnişi panellerinin üçüncüsü Salı günü Almanya’nın Frankfurt kentinde yapıldı. Panelleri Rosa Lüxemburg Vakfı, İnterventionistiche Linke (iL) ve Attac’ın organize etti. DGB Haus’da akşam saatlerinde başlayan ve yaklaşık 200 kişinin katıldığı panelin moderatörlüğünü gazetemiz yazarlarından Murat Çakır yaptı.
Panelde ilk sözü aynı zamanda Sol ‘Express’ dergisi yazarı ve ‘Müştereklerimiz’ İnisiyatifi’nden Göksun Yazıcı, “Daha sonra Gezi Direnişi’nde yerimizi alarak halkımızın yanında olduk. Neoliberalizm aslında yaşamımızdaki herşeye dokunuyordu. Biz de Gezi Parkı’nda ‘sanatıma, işimi, malıma, emeğime dokunma’ pankartıyla kendimizi ifade ettik. Biz ‘artık halk kararlarını kendi verecek’ mesajını verdik. Bunun karşısında korkuya kapılan hükümet, polislerini üzerimize vahşice saldırttı” dedi.
Yazıcı, sokaklara yüzbinlerce kişinin inmesiyle Gezi direnişini halkın kazandığının altını çizdi. Yazıcı, hükümetin direnişçilere karşı halen yanlış politikada ısrarlı olduğunu da söyledi.
Gezi direnişinin başladığı günden itibaren direnişin içinde olan aktivist Meltem Oral ise “Sistemin neoliberal politikalarına en çok üniversite öğrencileri karşı çıktı. Gezi direnişinin sembolleri onlardı. Direnişten sonra AKP’nin özellikle gençlik üzerindeki politikaları daha sert oldu ve öğrencileri tehdit etti. Ancak öğrenciler örgütlülüğünden ödün vermediler ve direnişe devam ediyor” diye konuştu.
Barbarca saldırıya karşı direnildi
IMC TV editörü Gökhan Biçici panelin son konuşmacısıydı. Gezi olaylarının Türkiye’nin her yerine yayılmasında sınıfsal mücadelenin etkisi olduğunu söyleyen Biçici, “Gezi direnişiyle birlikte halkın, sınıfsal, sosyal, ekonomi kaygılarını ortaya çıkardı. Böylece direniş anlam buldu ve artık insanlar bir değişimin olması gerektiğini ifade etti. Bunun için de günlerce Gezi Parkı’nda kaldılar. Hükümetin barbarca saldırısına karşı büyük bir mücadele verdi” dedi.
Gezi direnişinin Hükümete korku saldığını söyleyen Biçici, “Hükümet şimdi farklı yöntemleri devreye koymaya çalışıyor. 90 yıllarda Kürdistan’da nasıl Kürt halkı üzerinde OHAL ilan edildiyse bugün de Gezi direnişinin üzerinden böyle bir şey yapılmak isteniyor. Ancak artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin kendi iç sorununu çözmeden başka ülkelerin içişlerine karıştığına söyleyen Biçici, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye bir barış sürecinde. Ama bu sürece tam çözüm bulmadan dış ülkelerin meselelerine karışıyor. Amerika ve diğer Batılı ülkeleri ikna edip Suriye’ye bir savaş başlatma ve burada kendisini merkez haline getirmek istiyor. Rojava’da bugün yaşanan bir devrim var. Burada halk kendi özerkliklerini uygulamaya koymuş ve buna tahammül edemeyen hükümet, Rojava’ya saldırmak için elinden gelen her kışkırtmayı yapıyor. El Kadie, El Nusra bugün Rojava’da vahşice büyük katliamlar yapıyor. Bunların arkasında Türkiye ve diğer güçler var. Bu grupları Kürtlerin üzerine göndererek halkın kurduğu sistemi boşa çıkartmak istediler. Böyle sonuç alamayınca şimdi Türkiye diğer ülkeleri kışkırtarak Suriye’ye saldırmak istiyor.”
AGİT BAÐRIYANIK/FRANKFURT