Irkçılık, insanın sefaleti olan, bir ruh hastalığıdır. Alçaklığın evrensel tarihi, “insanın en sefil hali" diye tarif ediyor, bu hastalıkla aşağılıklaşmış, katil kesilmiş kişiyi.

Ancak, “bu hastalık ırsi, yani genseldir; ebeveynlerden yeni kuşaklara geçer" demek, doğru değildir. Rejim ve ortamlar, bu hastalığı yaratıp ruhlara aşılayarak, zehirliyor yeni kuşakları.

Gerçeği söylemek gerekiyorsa eğer, Türk ırkçılığının da yer yüzünde bir benzeri yoktur. İnsan oğlu-kızı, ırkçılığı mahkum edip gömerek insan olurken, utanç ama bunlarınki kuşaktan kuşağa geçen, kanlı, kirli bir övünçtür.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Siyahiler 1960’larda ırkçılığa karşı ayaklandıklarında, vatan haini diye üstlerine yürümedi.

Güney Afrika’nın beyazları, sonunda insanlığın lanetine boyun eğdiler.

Almaya’da sayısız evin önündeki kaldırımalara, üstünde insan isimleriyle doğum ile ölüm tarihleri yazılı pirinçten birer plaket çakılıdır. O isimler, bir zamanlar o evde yaşayan, ancak Hitler ırkçılığınca katledilmiş Yahudilerdir…

Türk halkı, Ermenilerin "Kırmızı Gül demet demet" şarkısıyla kendinden geçiyor. Kürtlerin "Bir mumdur, iki mumdur" şarkısıyla göbek atıyor, ama tek bir Kürt ya da katledilmiş Ermeni anısına dikilmiş işaret yoktur.

Çünkü Türk devletinin dibacesi İttihat ve Terakki’dir. Onun temeli de kanlı, kirli bir ırkçılıktır. İttihatçılar A takımı ile B takımı TC kurucularının elleri, kanla sıvalıdır. Tarihte ilk Türk zenginler, (ki bunlar bugün, Türk burjuvazisini temsil ediyorlar) Ermeni vurguncularıdır.

Sonrakilerin biti Rum, ardından Kürtlerin kanıyla semirdi.

Daha üç yıl öncesine kadar, haydutluk suçlamasıyla tutuklanan generaller, mahkemelerde, “ben teröristlerle savaşırken" diye övünüyorlardı. MİT’çi Eymür hakkında, haydutluktan dava açıldığında, vatanseverliğinin işareti olarak, babasının Dersim’de çekilmiş fotoğrafını göstermişti..

Şekilde görüldüğü gibi, ırkçılık kutsanarak azgınlaştırıldı. Adam onlarca uçaklık hava gücü ile Irak, Suriye topraklarında Kürt katliamı yaptıktan sonra, ertesi gün düzenlediği mitingde “operasyonumuzu yaptık" müjdesini veriyor, kitleleri insanlık utancı bir sevince boğuyordu.

Öte yandan, dünyanın hiç bir yerinde olmayanı ile Türk ırkçılığı "çakma" idi. Türk olmayanların Türk ırkçılığı yani, asli, nesline tükürüp soyunu inkar eden, döneklerin ırkçılığıdır.

Türk bilinenlerden, azgın bir katil çıkmadı bugüne kadar.

Onun için, tuhaf bir ırkçılıktır, bu.

Mesela Almanya’yı 12 yıl boyunca, avuçları içinde tutan, Avrupa kıtasının yarısından fazlasını işgal eden Adolf Hitler, 6 milyon Yahudi’nin katiliydi. Birden fazla Yahudi’yi katleden asker veya polisinin göğsüne de birer madalya takıyordu.

Ama yine de Türk ırkçılarından bir farkı vardı, onun: Avrupa’yı işgal ederken, "orada Yahudiler var, onları yok etmek, benim için, Almanya’nın beka (hayatta kalma, yaşama) sorunu, dolayısıyla ben, bu sorunu halletme görevini üstlenmiş adamım" demiyordu.

Ama “çakma Türk" öyle değildi, bugün de değildir. O, uçuk kafasıyla,“eğer Arjantin’de bile, bir Kürt varsa, Türk devletinin bekası için, oraya gider ve onu imha ederim" diyebiliyor, bugün de...

Çakma Türk, “bekamız için" diye diye bugün, bütün bir Ortadoğu coğrafyasında, Kürtlerin kişiliğinde terör fırtınaları estiriyor. Hangi ülkenin toprakları savunmasız ise oraya yönelip işgal ve Kürt katliamı yapıyorlar. Bölgede İslam adına hırsızlık, soygunculuk yapıp insan kesen gezgin kanlı çeteler, IŞİD ve Nusra ile de ortak çalışıyorlar.

Ve de tam, eli, ağzı, yüzü de kanlı Faşist ile hempalarına yakışan bir davranış:

"Kürt kardeşlerim, seçim zamanı bana oyunu ver!" yalvarması...

Evet, Kürt olmanın da ötesinde "insan" olabilmiş, insan onurunu kutsal bellemiş kişi ve kişiler sözüm size ve sanadır Kürdüm: Oyunu, katilin yüzüne tükürme niyetine kullanma zamandır.

Senin için, adayı irdeleme zamanı değildir, Kürt. Seçim senin için, soyunun katili yüzüne tükürme fırsatıdır. Onur savaşçısı insan, şimdiden buna hazırlan derim ben.

O da, “kanlıya karşı bir şey yaptım" diyebilmektir...