Fransa Gündemi

Avrupa Birliği ülkelerine iltica başvuruların sayısı her geçen gün artıyor. Bu artışla birlikte iltica sürecindeki sorunlar, yeni politikalar da değişim gösteriyor. Avrupa’da en çok başvuru yapılan ülkelerin başını Fransa ve Almanya çekiyor. Avrupa Birliği’nin istatistik kurumu Eurostat’ın açıkladığı rakamlara göre, 27 birlik ülkesine geçen yıl toplam 301 bin kişi iltica başvurusunda bulundu. Avrupa ülkelerine 2010 yılında ise yapılan iltica başvurusu 259 bindi.
Merkezi Lüksemburg’da bulunan kurum, yüzde 9’luk oran ile en çok başvurunun Afganistan’dan geldiğine dikkat çekti. Raporda ayrıca, başvuruların yüzde 6’sının Rusya ve Pakistan’dan, yüzde 5’inin de Irak ve Sırbistan’dan geldiği kaydediliyor. Mültecilerin en çok tercih ettiği ülke ise Fransa. Rapora göre, Fransa’ya 56 bin, ikinci sırada yer alan Almanya’ya da 53 bin kişi sığınmak istedi. Geçtiğimiz yıllara göre Fransa’ya iltica oranı giderek düşüyor. Bunun sebebi dünyadaki göç sorununda bir ilerlemenin olması değil eblet! Asıl olarak Fransa’nın son beş yıl içerisinde sistematik olarak geliştirdiği göçmen karşıtı politikayla ilintili bir durum. İltica başvurusu, süresi, belgelerin düzenlenme biçimi, tercüman sorunu, mahkemelerde kaybolan dosyalar, ilticacıların barınma ve zorunlu ihtiyaçlarının karşılanma sorunu, sağlık vb birdiri sürecin tamamen insanlık dışı koşullarda olması göçmenler için Fransa’yı ikinci plana itti. Ama deniz ve kara ulaşımıyla İtalya, Yunanistan ve Kuzey Afrika’nın bazı ülkelerine gelen göçmenler için Fransa diğer Avrupa ülkeleri ve İngiltere’ye geçmek için bir köprü niteliğindedir. Bu geçişler sırasında Fransa topraklarında tespit edilen ya da gittikleri ülkelerde ilk giriş yaptığı bölgenin Fransa olduğu anlaşılan göçmenler tekrar Fransa’ya gönderiliyor. Çünkü Cenevre sözleşmesi ve Avrupa Birliği hukuğu gereği giriş yapılan ilk ülkede iltica zorunluluğu mevcut!
Fransa’da iltica için ilk başvurulan kurum OFPRA ve OFPRA’nın iltica talebini reddetmesi durumunda başvurulan diğer üst kurum ise Ulusal İltica mahkemesi (CNDA). CNDA’da davalara bakan avukatlar mahkeme salonlarının darlığı, dosyaların kaybolması, müvekkiller ve avukat arasındaki iletişim sırasında yeterli tercümanın bulunmaması vb nedenlerle bugüne kadar sayısız eylem gerçekleştirdiler. Bu eylemleriyle belli taleplerini kabul ettiren avukatların en büyük başarısı ise OFPRA’nın Türkiye, Ermenistan, Sırbistan vb birçok ülkeyi “güvenli ülke” listesine alarak bu ülkelerden gelen ilticaları hızlı bir şekilde reddetmesine karşı yürüttükleri dava süreciydi. Avukatlar verdikleri hukuksal mücadeleyle Türkiye’yi bu listeden çıkarmayı başarmışlardı.
Avukatlar bu haftayı da eylem ve grevle geçirdi. Pazartesi günü Hollande görevi devralmaya hazırlanırken Ulusal İltica Mahkemesi bir greve tanıklık ediyordu. Son beş yılın “siyasi figürüne” karşı greve çıkan avukatlar, iktidar değişimi yapılmadan gelecek iktidara mesajlarını vermek istedi. Bir haftadır grevde olan avukatlar davalara girmiyor ve bu konuda müvekkillerinin de haklarına sahip çıkması çağrısında bulunuyor. Davaların savunma makamını hiçe sayarak hızlı bir biçimde görülmesi, avukat-müvekkil iletişimi için tercüman verilmemesi, hala insan hakları konusunda problemli ülkeler olmasına rağmen bunların “güvenli ülke” ilan edilip dosyaların geri çevrilmesi vb nedenlerle greve giden avukatlar bu grevin yeni hükümet için bir uyarı grevi niteliğinde olduğunu belirtiyor.  
Avukatların çabaları, Kağıtsızlar Hareketi’nin bünyesinde hareket eden bine yakın aktivistin hergün bir sokakta gerçekleştirdiği eylemlere rağmen, sayıları onbinleri aşan oturumsuz göçmenler sessizliğini koruyor. Sığınmacılar; hak aramak yerine İngiltere veya Avrupa’nın bir başka ülkesine geçme çabasından asla vazgeçmiyor. Bu nedenle oturum umuduyla şebekelere verilmek üzere para biriktirmek birincil ihtiyaçları oluyor. Para ise kaçak bir biçimde en insanlık dışı koşullarda çalışmayı gerektiriyor.