Alevi Kürtlerin tarih, coğrafya ve inançları ile ilgili Türkçe olarak yayımlanan en değerli bir kitabı hediye ediyor araştırmacı-yazar Mehmet Bayrak. İlk etapta milyonlarca Alevi Kürde hediye edilen bu eser geçtiğimiz günlerde Özge Yayınlarında “Kürt ve Alevi Tarihinde Horasan” adıyla çıktı. Yıllara varan bir çalışmanın sonucu. Alevilerin karartılmış, saptırılmış ve sindirilmiş tarihleri üzerinde kurşundan örülü perdeleri kaldıran, akademik ve aydınlatıcı bir kitap. Kimbilir kaç kuşaktır “Horasan’dan geldik” der, Kürt Alevilerin neredeyse hepsi. Tabi bu söylemin sahiplerine tarihi nereden başlattıkları sorulmaz ve onlar da o kadar geçmişe uzanmazlar.

Ancak Mehmet Bayrak çıkacak ortaya ve yıllarca kuyuların dibinden iğne ile topladığı gerçekleri kitaplaştırıp milyonlarca Kürt-Alevinin üzerine örülen kara perdeleri aralayıp sonra da bu “tatlı masalın” özüne götürecek bileni-bilmeyeni.

Tek-tip bir toplum yaratılması

“Tatlı masala” göre Alevi Kürtler Kuzey Kürdistan’a (ve Anadolu’ya) Horasan’dan geldiklerini söylerler, öyle bilirler. Gerçekte ise daha önce anayurtlarından Horasan’a göç ettirilip Qasr-ı Şirin Antlaşmasından (1639) sonra Horasan’dan geri dönmüşlerdir. İşte kaç kuşaktır göçün son bölümünü bilir ama başlangıcını bilmezler. Bilmez çünkü bilmemesi için Türkiye’nin resmi tarih ve kültür politikaları güdümünde tek-tip bir toplum yaratılması için akla gelmeyecek her türlü katliam gerçekleşir. Ne doğru dürüst Türkçe bilen, ne de müslümanlıkla alakası olmayan Kürt Aleviler iki cepheden asimilasyona uğradılar : İslam inancı ve Türk kimliği tarafından esir alındılar adeta. Şark Islahat Planı ile, diğer bir deyimle Kürt Anayasası (M.B.) ile, bu tek-tip toplum yaratmanın temelleri atıldı. Bu zulüm ve yok etme politikası sadece gayri-müslim ve gayri Türklere (Kürt, Alevi, Êzidi, Ermeni, Musevi, Hıristiyan gibi tüm etnik ve inanç topluluklar) karşı, resmi ve gayri resmi bir plan olarak uygulandı. Ancak, faturadan Türk ve Müslümanlar da dolaylı olarak payını aldılar, bedelini ödediler. Sevdiğinden zulüm görenin, zulmün tarifini “beni Ağrı dağının etrafında dolaştırıyorsun ama kendin de aynı yolu dolaşarak aynı cefayı çekiyorsun” şeklinde yaptığı misal gibi. Okuyucular için en kısa özetiyle Horasan ismini taşıyan üç yerleşim biriminin var olduğunu belirtmek gerekir, bunlar: 1.) İran’ın Kuzeydoğusunu kuşatan bir eyalet, 2.) Erzurum’a bağlı bir kaza, 3.) Güney Kürdistan’da bir yerleşke ve aynı zamanda bir nehrin ismidir.
Kitaba dönersek, öğreniyoruz ki Qızılbaş Aleviliği sadece Kuzey Kürdistan ve Anadolu coğrafyaları ile sınırlı değil. Doğu ve Güney Kürdistanda, yani Horasan’da mevcut çağımızda yaşayan bir buçuk milyon civarındaki Kürdün müslüman olmadığını, en az yüzde yetmişbeşinin Alevi, Êzidi ve Şii olduğunu bu kitaptan öğreneceğiz.
“Geçmişini bilmeyen geleceğini doğru inşa edemez” diye bir gerçek vardır. Geçmişlerini, atalarının maruz kaldığı katliamları, karartılmış biyografilerini öğrenmek isteyen Qızılbaş Kürtler mutlaka okumalı, okutmalı ve kuşaktan kuşağa aktarmalıdır bu kitabı. Neredeyse yüzyıllara varan asimilasyon politikasının yıkadığı beyinlerin gerçeği öğrenmede zorlanacağı bir gerçektir, ama yaşamsaldır. Hele kendilerini gerçeğin rehberi bilen Aleviler için kaçınılmazdır.

Gerçeklerin öğrenilmesi
Aleviler hakkında günümüze dek yerli ve yerli olmayan birçok yazar ve araştırmacı yazın dünyasına kitaplar sundular. Kürt Aleviler üzerine de birçok kitap yayımlandı, ancak bu yazarların çoğu Alevi değil. Hiçbir din kitabına ne elim değdi ne okudum ama kalkıp bir dine mensup insanların inanç, tarih ve sosyal yaşantıları hakkında tek satır yazamam. Bu sözkonusu “yazarların” başta gelenleri arasında Naci İsmail Pelister adında Arnavut asıllı Sünni bir ittihatçı gelir. Yine Aleviler hakkında politika üretecek kişi ise Ziya Gökalp başkanlığındaki bir komite tarafından görevlendirilen Dağıstanlı Sünni bir Çerkez’dir. Bunlar sadece kitaptan çarpıcı örnekler.
Buna benzer birçok çarpıtma ve uydurma ürünü kitaplarla tümüyle devlet politikası çerçevesinde bir Qızılbaş-Kürt tarihi yerleştirildi beyinlere.
Müzik ve sanatla uğraşanları da  yakından ilgilendiren çok önemli bir bölüm var kitapta: Horasan Kürtlerinin en önemli şairlerinden biri olan CEFERQULI’yi tanımaları, onları yeni yeni edebiyat bahçelerine götürecektir. Yine bu kitapta başka birçok çarpıcı gerçeği okuyacaksınız : Ömer Hayyam, Mevlana Celaleddin Rûmi ve Yunus Emre gibi büyük şair ve filozofların düşünce babası Qızılbaş-Kürdün Baba Tahir Uryan olduğunu öğrenecek okuyucu.
Tüm çalışmalarında olduğu gibi gerçek bir akademisyenin yaptığı şekilde, her ana ve ara konuyu tüm ayrıntılarıyla, kaynakçasıyla ve kısmen resimleriyle belgeleyen bu çalışma, okuyan insanların kütüphanesinde eksik olmamalı diğer kitapları da aydınlatacağından kuşku yoktur.


OZAN ŞÊXO