HTŞ zindanında 2 ay 25 gün

Dünya Haberleri —

İbêdê Reş Amûdê

İbêdê Reş Amûdê

Dêrazor’da esir alınan QSD savaşçısı İbêdê Reş Amûdê ile tutukluluk sürecini, cezaevindeki direnişi ve özgürlüğüne kavuştuğu anları konuştuk:

  • Dêrazor’da YPJ’li 3 kadın, 28 Kürt, 16 Arap Alevisi ve birkaç Arap arkadaşla esir alındık. Özellikle Alevi savaşçılara, Kürtlerin yanında oldukları için baskı kurdular. Bize ise “QSD yenildi” deyip, ajanlık dayattılar.
  • Çeteler, aileme kafamı kesip cenazemi çöle attıklarını söyledi. ‘Çocuğunuzu unutun, artık gelmeyecek’ dediler. Sürekli fiziki ve psikolojik şiddet uyguladılar. Özellikle Kürtçe konuşmamıza izin vermiyorlardı.
  • Hesekê’ye vardığımda sevinç, hüzün, özlem, acı duygularını iç içe yaşadım. Aileler ellerindeki fotoğrafları göstererek, ‘Oğlumu gördün mü, kızımı gördün mü?’ diye soruyordu. Çok zor bir andı.

FELEKXAN SERHAT

“Sanki hiç eve gelmemişim gibi. Bir yanım hala esir olan Kürt, Alevi ve Arap arkadaşlarımla cezaevinde kaldı…”

QSD savaşçısı İbêdê Reş Amûdê, serbest bırakıldıktan sonra yaşadığı yoğun duyguları bu sözlerle dile getiriyor. Konuşurken boğazı sürekli düğümleniyor, gözleri doluyor. “Arkadaşlarımız içeride, onlar çıkmayıncaya kadar iyi olmayacağız” diyor.

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ve Şam’daki Geçici Hükümet arasında, 11 Nisan’da gerçekleştirilen 3’üncü esir takasını takip ettiğimde, İbêdê Reş Amûdê’nin sanal medyada yayılan bir konuşması dikkatimi çekmişti. “Şam, benimle birlikte tutuklanan Alevi arkadaşlarıma baskı kuruyor, hakaret ediyor. Onlara yardımcı olmamız gerekiyor” demişti. Bunun üzerine, Dêrazor’da esir alınan savaşçıların nelere tanık olduğunu ve savaş sürecini konuşmak için QSD savaşçısı İbêdê Reş Amûdê ile temas kurduk.

İbêdê Reş (Nicmedîn Birahîm Ahmed) Amûdêli. Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılında Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne katılır. BAAS rejimi ve DAİŞ saldırılarına karşı birçok cephede savaşır. Dêrazor’dan Tişrîn, Reqa ve Til Hemîs’e kadar yoldaşlarıyla omuz omuza direnir. İlk esaretini Türk devletinin zindanlarında yaşar; 2016 yılında Mêrdîn’de tutuklanır, 2025 yılında serbest bırakılır. Özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz hemen yönünü Rojava’ya vererek, mücadeleye kaldığı yerden devam eder.

Heyet Tehrir (HTŞ), DAİŞ ve Türk devleti, Ocak ayında Halep ile Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırmaya başladığında İbêdê Reş, Arapların yoğun olarak yaşadığı Dêrazor’da görevinin başındadır. Bu sürede çeteler birçok cephede Kürtlere karşı savaş ilan etmişti. Kürtler bir yandan direniyor bir yandan ise savaşın bölgeye yayılmaması için diplomasi yürütüyordu. QSD ve HTŞ arasında yapılan görüşmeler sonucunda, QSD’nin Dêrazor ve Reqa gibi Arap kentlerinden çekilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Ancak anlaşma resmi olarak duyurulmadan bir gün önce, yani 17 Ocak’ta İbêdê Reş ve beraberindeki savaşçılar saldırıya uğrayarak esir alınır.

Anlaşmaya uymadılar, pusu kurdular

İbêdê Reş, o süreci şöyle anlatıyor: “Çeteler anlaşmanın olduğunu, QSD’nin bölgeden çekileceğini duymuştu. Anlaşmaya uymak yerine bazı Arap aşiretlerle birleşerek bulunduğumuz noktada etrafımızı 4 araçla kuşatarak saldırıya geçtiler. Birçok arkadaşımızı şehit düşürdüler. Karşılık verdik, yoğun bir çatışma sonunda esir alındık. 17 Ocak, saat gece 23:00 sularıydı. Askeri cezaevine götürüldük, burada fiziki ve psikolojik şiddet başladı. Küfürler, hakaretler, tehditler hiç durmadı. YPJ’li 3 kadın, 28 Kürt, 16 Arap Alevi’si ve birkaç Arap arkadaşla birlikte aynı cezaevinde tutulduk.”

Alevi ve Arap savaşçılara yoğun baskı

Alevi ve Arap savaşçılara, Kürtlerin yanında durdukları için daha fazla baskı kurulduğunu ve şiddet uygulandığını vurgulayan İbêdê Reş, “’Kürtlere neden destek veriyorsunuz, neden QSD’nin yanındasınız?’ deyip arkadaşlarımıza hakaret ediyorlardı. Onlara ‘hain’ diyorlardı. Öte yandan, Kürtlere karşı ise özel savaş yürütüyorlardı. Kürtçe konuşmamıza izin vermiyorlardı. Dışarıyla iletişimimiz olmadığı için yalanlar söyleyip bizi teslim almaya çalışıyorlardı. ‘QSD yenildi, artık yok. Dêrik ve Rimêlan’a kadar ilerledik’ diyorlardı. Sürekli ajan ve işbirlikçi olmayı dayattılar. Ancak dedikleri hiçbir şeye inanmıyorduk. ‘QSD asla düşmez, düşse bile gider evimizde oturur sizinle aynı safta olmayız’ diyorduk. Bu bilinçle hareket ettik ve direndik. Duruşumuz onları daha çok öfkelendiriyordu” diyor.

Aileme kafamı kestiklerini söylediler…

HTŞ rejimi, içeride savaşçıları teslim alamayınca bu kez dışarıda ailelerine karşı özel bir savaş yürüttü. Kimi zaman tehdit etti, kimi zaman fidye istedi, kimi zaman ise “çocuğunuzu öldürdük” sözleriyle iradelerini kırmaya çalıştı. İbêdê Reş’in ailesine de aynı durumu yaşattılar…

“Çeteler, aileme kafamı kesip cenazemi çöle attıklarını söyledi. ‘Çocuğunuzu unutun, artık gelmeyecek’ dediler. Hesekêli Arap bir arkadaşım aracılığıyla aileme haber gönderip esir alındığım bilgisini ulaştırdım. Arkadaşım esir alındığımı ancak akıbetimin ne olacağının belirsiz olduğunu söyledi. Ailem zaten çetelere inanmamıştı ve hemen ilgili arkadaşlarla iletişim kurup durumumu bildirdi.”

Savaşçılar ve siviller, cezaevlerinde direnirken, QSD’de de esirlerin serbest bırakılması için yoğun bir çalışma yürüttü. 29 Ocak Anlaşması çerçevesinde Mart ayının ilk haftasında 59 kişi serbest bırakıldı. 10 Mart’ta karşılıklı 100’er kişi takas edilirken, 19 Mart’ta 300 kişi ve 26 Mart’ta ise Dêr Hafir’da esir alınan 10 savaşçı serbest bırakıldı. En son 11 Nisan’da ise 400 kişi serbest bırakılacaktı. İbêdê Reş de o 400 kişilik gruptaydı.

Yaklaşık 50 savaşçı hala esir

“Bırakılıp, bırakılmayacağımı bilmiyordum. Yaklaşık iki buçuk ay boyunca ailemle iletişim kurmadım ta ki serbest bırakılmadan bir hafta öncesine kadar. 9 Nisan Perşembe günü sabah saat 06:00’da geldiler. İsimlerimizi okuyup hazırlanmamızı istediler. Aynı akşam askeri cezaevinden sivil cezaevine götürüldük. Cumartesi sabah saat 08:00’de araçlarla Hesekê’ye doğru yola çıkarıldık. İkisi Minbic ve biri Kobanêli olan kadın savaşçılar ve 16 erkek savaşçı serbest bırakıldık. Ancak 12 Kürt, 16 Alevi ve birkaç arkadaşımız dahil olmak üzere 45-50 arkadaş hala esir.”

Arkadaşlarım ve şehitler için

İbêdê Reş, Hesekê’ye varınca onu en çok zorlayan şey esir arkadaşlarının aileleriyle karşılaşmak olmuş. “Çok farklı duygular yaşadım. Sevinç, hüzün, özlem, acı… Hepsi iç içe geçmişti. Aileler ellerindeki fotoğrafları göstererek, ‘Oğlumu gördün mü, kızımı gördün mü?’ diye soruyordu. Çok zor bir andı.”

Özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz ilk önce Amûdê’ye kızı Vehîn ve oğlu Ahmed’in yanına giden, ardından ise şehit ve esir ailelerini ziyaret eden İbêdê Reş, aklının ve kalbinin esirlerle olduğunu söylüyor: “Arkadaşlarla iletişim kurup gerekli bilgileri verdik ve durumu anlattım. Bu günlerde gerçekleşmesi beklenen esir takasında arkadaşlarımın da serbest bırakılmasını umut ediyorum.”

* * *

Rojava için…

Hesekê Valisi Nureddin İsa Ahmed, Ocak ayında esir alınan savaşçılardan yaklaşık 800’ünün serbest bırakıldığını, geriye kalan 200-300 kişinin de önümüzdeki hafta içi serbest bırakılmasının, beklendiğini duyurdu. Girkê Legê’ye bağlı Gir Qehifkê köyünden olan QSD savaşçısı Şervan Nûredîn Mihemed de hala esir. Ocak ayında Reqa’da bağlı Um El Xêr köyünde esir alındı.

Savaşçının halası ve Şehit Mîtan’ın annesi Hediye Mihemed, “Çocuklarımız kahramandır. Bölgenin terör ve zulümden kurtarılması savaşında en öndeydiler. Onlar esir değil, cesaretin ve onurun temsilidir. Toprakları ve davalarını savundukları için esir alındılar. Tüm tutuklular serbest bırakılıncaya kadar mücadele edeceğiz” dedi.

Asayiş üyesi Mihemed Fehed Mihemed’in kız kardeşi Nesrîn Mihemed ise ANHA’ya şunları söyledi: “Kardeşim Ocak ayında Dêrazor’un Meamil bölgesinde esir alındı. En ön safta savaşıyor ve bölgeyi DAİŞ’e karşı savunuyordu. Savaşçıların Rojava Devrimi’nde gösterdiği fedakarlıklar boşuna değildi. Bölgeyi ve ortak yaşamı savundular. 14 yıl boyunca tüm saldırılara karşı direndiler. Rojava halkı, tüm esirler özgürlüğüne kavuşuncaya kadar eylemlere katılmalı.”

Çilaxa’nın Kevirê Dena köyünden olan Mihemed Emîn Ehmed Îso da Dêrazor’da esir alındı. Kardeşi Yehya Ehmed Îso, “Rojava’nın güvenliği ve istikrarı için binlerce kişi şehit düştü, yaralandı. Savaşçılar, devrimde direnişin sembolü oldular” ifadelerini kullandı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.