Bildiğiniz gibi son günlerde Erdoğan'ın Kobanê'deki insanlık dramı karşısında takındığı  tavır dünya siyasetinde hayretle karşılandı ve dünya medyası da  Erdoğan'ın kisiliğini siyasi içerikli yazılarda işlemeye basladılar. Bunlardan en ilgi çekici olanı Le Monde da ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bir nöropsikiyatri uzmanının dedikleri’ başlığı ile yayınlandı.
Yazının özeti,  Erdoğan'ın Kobanê ile ilgili siyasi tavrının çok yıkıcı sonuçları olan ve  kendini de imhaya götüren Hubris sendromu ile ilişkilendirmiş. Sonuç olarak ta  Erdoğan'a bir ikaz yapılmış. Hubris sendromunu açıklarken, sendromu yazan Psikiyatristin açıklamaları  temel alınmış, Erdoğan'ın kendi özellikleri ve Türkiye nin içinde bulunduğgu Nasyonal narsist psiko-sosyal yapı ve bu yapının tarihsel backgrounduna yer verilmemiş. Yazı bu fenomenler ile tamamlansaydı, yani Erdoğan içinde bulunduğu ülke ve koşulları ile değerlendirilseydi daha bütünlüklüu ve anlaşılır bir yazı olurdu.
Le Monde'daki yazı bir ihtiyaca yanıt olmak, Erdoğan'ın ve Türkiye'nin Rojava-Suriye politikasındaki anlaşılmaz tavrını izah etmekte zorlandığı için ve var olan tavrın siyaset biliminde bir karşılığı olmadığı için Psikiyatriye başvurarak ve onu temel alarak izah etmeye çalışmış. Çok patalojik bir kişilik yapısı olan ve Latince karşılığı 'tanrısal ego' olan Hubris sendromunu kullanmış. Doğru ancak eksik. Ben bu yazıda doğru olan ve Batılı düşünce sistemine egemen olan structuru temel alarak, yazara bu yazıyı yazdırtan objektif durumun ne olduğunu yazmaya calışacağım. Yazıda eksik olanı (nasyonal narsizm) da başka bir yazı konusu.  Bugün dünyada (özellikl Batılı) siyasetçilerin ve medyanın anlamakta güçlük çektiği uç şey oldukça dikkat çekici ve üçü de  Erdoğan'ın davranışarı ve Türkiye'nin Rojava politikası ile ilgili.
Birincisi Erdoğan diplomatik (ikili ve çoklu)  ilişkilerinde yaşadıklarını dünyaya farklı anlatıyor. Daha doğrusu doğru olanı anlatmadığı her gün bir başka kaynaktan kanıtlanıyor. Üstelik bu en üst düzeyde yapılıyor. Bir gün içinde söylediklerini inkar edecek ikinci bir şeyi çok rahatlıkla söylemesi hayret ve şaşkınlık yaratıyor. Bu davranış biçimi tek bir defa olmayıp sürekli tekrarlanınca diplomasideki güveni yitirmenin dışında, patalojik kişilik yapıları ile izah kaçınılmaz oluyor.
Batı siyasetinin anlamakta zorlandığı ikinci şey, Türkiye'nin, içinde yasadığımız yüzyılın insanlık dramı olan Kobanê'deki katliama sessiz kalışı, zaman kazanma taktiği, ikircikli ve ikiyüzlü politikalarını anlayamamak. Kobanê'dekilerin, Türkiye'de yaşayan Kürtlerin akrabaları olduğunu dünya biliyor ancak Erdoğan ve ekibi "Kobanê ile Amed'in ne alakası var" diyerek bu ilişkiyi bilmediklerini  dünyaya duyurdular (sonra düzeltmeler yapılsa bile olan olmuştu, dünya Erdoğan"ın ağzından bu cümleyi duymuştu). Dünya şaşkın. Gerçekten TC'nin yöneticileri Kobanê ile Amed'te yaşayanların nasıl bir ilişki içinde olduğunu bilmiyor mu? sorusu kafaları karıştırıyor. Çünkü 'eski Türkiye'nin Ergenekoncu yöneticileri bunu deseydi anlaşılır bir şeydi. Çünkü onlar Kürtlerin varlığını inkar ediyorlardı. Oysa 'yeni Türkiye' yöneticileri Kürtleri inkar etmiyor ve üstelik sorunu çözmek için Kürtler ile masaya oturmuş iken bu açıklama hiçbir yere oturtulamıyor. Hiçbir izah bulunamıyor.
Bir Batılı'nın düşünce biçiminde, bu davranışın karşılığına denk gelen söz "bindiği dalı kesmektir." Bunu öngörüsü olmayan insanlar yapabilir de,  bir devlet yapınca izaha muhtaç bir durum ortaya çıkıor. Le Monde'un yazarı da bunu sorgulayıp yanıt bulamayınca, parlamenter sistemlerde seçim ile işbaşına gelmiş, otoriter eğilim taşıyan liderlerdeki narsizmin bir sub versiyonu olarak izah etmeye çalışmış
Tabii bir de "dananın kuyruğunun koptuğu yer" var. Üçüncü olan, Erdoğan ile ilgili bütün pataloji içeren yazılar asıl ondan sonra yazıldı. Bütün en ağır karikatürleri ondan sonra çizildi. Bir çoğunuz tahmin etmişsinizdir. 
"IŞİD ile PYD" aynıdır dedi..
Şimdi birinci durumu en kötü ihtimal ile patalojik yalancılıkla izah edebilirsiniz...
Ikınciyi öngörüsüzlük ve narsist bir ego ile ifade edebilirsiniz...
ya üçüncü…İşte en kötüsü bu ... Buna gerçeklik ile bağını koparmak denir. Psikiyatride buna 'psikoz 'denir.
Amerika'nın ve Batı'nın işi çok zor. Dünyanın en kompleks sorunu olan Ortadoğu yeniden dizayn edilirken stratejik (derinlikli) ortağı Psikoz da.  Haftaya devam.