İnsanlık tarihi boyunca yaşamın olmazsa olmazlarından biri olan ‘Kadın’ aynı ‘Doğa’ gibi, ‘Toprak’ gibi en fazla ihanete, tacize, nankörlüğe uğramıştır.

Son elçi ile gönderilen kitabımız Kur’an da insanlığın var oluşundan itibaren kadın erkek eşitliğini vurgulayan ifadeler görmekteyiz.
‘Ey İnsanlar!
Sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ki birbirinizle tanışmanız için ırklara ve boylara ayırdık.
Allah yanında sizin en hayırlınız en erdemli olanınızdır. Allah bilendir, haberdardır.’  
Yine Kur’an da kısaca şöyle örnekler vermemiz mümkündür.
‘Erkek olsun, kadın olsun çaba gösteren hiç kimsenin çabasını boşa çıkarmayacağım. Sizler birbirinizdensiniz ve karşılıklı birbirini tamamlayan parçalarsınız’ Al-i İmran 3/195
‘Mü’min erkekler ve Mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdırlar’ Tevbe 5/71
‘Onlar size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz’ Bakara 2/187
Nahl 16/97; yapılan her çeşit iyi eylemin eşit bir karşılığının olduğu belirtilir.
‘Gerçek şu ki, Allah’a teslim olmuş bütün erkek ve kadınlar, inanan bütün erkek ve kadınlar, kendilerini adamış bütün erkek ve kadınlar, sözlerine sadık bütün erkek ve kadınlar, sıkıntılara göğüs geren bütün erkek ve kadınlar, mütevazı bütün erkek ve kadınlar, karşılıksız yardımda bulunan bütün erkek ve kadınlar, nefislerini kontrol eden bütün erkek ve kadınlar, iffetlerini koruyan bütün erkek ve kadınlar ve Allah’ı çokça anan bütün erkek ve kadınlar için, evet bunlar için Allah mağfiret ve büyük mükafat hazırlamıştır.’ Ahzab 33/35
Bu ayetlere benzer daha niceleri vardır ki Allah’ın hitabında bütün eylem ve sonuçlarında kadın ve erkek tam bir eşitlik içinde muhatap alınırlar.

Kur’an da bir sure vardır ki, adı ile tam bir kadın hakkı mücadelesinin eşsiz bir örneğidir.
‘Mücadile- Hakkını arayan kadın’ suresidir. Israrla ve hem de peygamber karşısında hakkını alıncaya dek bir mücadele.
Zulüm olan bir geleneğin uygulanmaması için devrin yöneticisi peygamber ile siyasi bir duruş göstererek haklı olduğu davanın talep ettiği şekilde gerçekleşmesini sağlamıştır.
Allah’ın kitabında bu kadının hak arama mücadelesi övülür.

Meryem ise başlı başına erkek egemen bağnaz yönetime karşı bir kadın mücadelesini yansıtır.
Hem de genç ve tek başına bir kadın.
Allah’ın dinini kendi otorite ve menfaatleri için kullanan dinci yönetim ve din adamları sınıfının imtiyaz ve erkek egemenliğine karşı sabır, iffet ve bir direnişin destansı örneklerindendir.

Hacer vardır bir de. Belki de, İslam tarihinde misyonu hemen hemen hiç anlaşılamayan kadınlarımızdandır.
Tarihte (Mekke) bir şehir kuran tek kadın olduğu pek bilinmez bile.
Daha vahimi yüzyıllardır Hacc’a ve Umre’ye giden kadınlar ve erkekler, onun adım attığı, koştuğu yolları takip ederler de neden bunu yaptıklarının farkına bile varmadan ‘Hacı’ olup gelirler.
Halbuki Hacer’in nefesi ve onun attığı adımlar fark edilemeden, anlaşılamadan sadece bir ritüel olarak yapılagelen bir Hacc, bugüne, bizlere ne kazandırabilir? Allah’ın binlerce yıldır olduğu gibi bundan sonra da bir kadının adımlarını takip ettirmesinde hikmet ve mesajı nedir?
Gereken dersin alınamadığı ve hakkının verilemediği, sembolik bazı takiplerden öte gidemeyen bir Hacc’ın ardından bölgelerine, mahallelerine dönenler sonra ki hayatlarında bir kadına karşı nasıl dönüşüm ve değişimi gerçekleştirebilirler?
Binlerce yılın ardından hala gündemimizde ve içimizde nefesini hissettiğimiz bir kadını, Allah kıyamete kadar milyarlarca insanın önüne neden koymuş olabilir?

Emperyalizme karşı savaşın bir şehidi… Asiye…
Çağın en azılı emperyalist sisteminin saraylarının kraliçesi. Firavun’un eşi Asiye.
Bedenen ve ruhen köleleştirilen, aşağılaştırılan ve ötekileştirilen bir halkı, yaşadıkları zulümlerden kurtaracak olan özgürlük hareketi öncüsü Hz. Musa’ya bir kraliçe olmasına rağmen yoldaş olan Asiye.

Hatice ve Hz. Muhammed’in ilişki ise canlı bir hayat manifestosudur.
Vahyin merkezi olan yuvalarında sevginin, şefkatin, güvenin ve eşitliğin muhteşem bir pratiğidir yaşamları.
Hatice’nin ölümüne kadar hatta ondan da sonra o peygamberin hayatında ve anılarında hep biricik olarak kalmıştır.
Adaletsizliğin, eşitsizliğin, haksızlığın, sevgisizlik ve kadına zulmün en cahili geleneklerini sürdüğü şehirde parmakla gösterilen bir bilge kadındır Hatice.
Şehrin statü olarak da üst sınıfından kabul edilir. Ahlakına güvenip tanıdığı ve sevdiği Hz. Muhammed’e kendisi evlenme teklifi eder. Aşkın, güvenin ve sadakatin en güzelini yaşarlar birlikte.
Peygamberlik öncesi kendisine yalnızlık sevdirildiğinde kendini dağlara atan sevgili eşine güvenini hiç yitirmez.
Gün gelir omuzlarına o büyük görev yüklendiğinde endişe ve şaşkınlıkla ilk sığınağı Hatice’si olur ve Hatice peygamberin bildirdiği adalet ve özgürlük hareketinin ilk bağlısı ve ilk yoldaşı olur.
Şehrin sayılı zenginlerinden iken öldüğünde tüm mal varlığını, inandığı davası için feda etmiş bir kadındır.

Kadının özgürleşmesi, toplumların şahsiyetli bir kimlik ve bir ruh kazanmasına sebep olmuştur.
Peygamber hayatta iken
‘Kadınları çok şımartıyor’
‘Kadınlar ve işçiler ile nasıl eşit olabiliriz?’ diye sızlananların olduğu toplumda peygamberin ölümünden sonra peyderpey geri eski uygulamalara dönüş başlamıştı.
Peygamberden sonraki yıllarda Ömer b. Abdullah’ın şu sözü o dönemlerin kılılmalarını anlamamız açısından ibretliktir.
‘Peygamber zamanında kadınlara sesimizi çıkaramazdık. Höt desek ayet inerdi’ der.  
 Kadınların toplumsal, sosyal konumlarının hızla kırılmaya başladığı dönemler, Muaviye’nin kendisini Halife- yönetici ilan etmesi iledir. Dönemin alimleri ve kanaat önderleri çeşitli menfaatler karşılığında iktidara yakın olma yarışına girmişlerdir.
Yönetimin adım adım saltanata dönüşmesinde en etkili olanlar yine onlardır.
Zulüm ve adaletsizliklere karşı toplumda yükselen muhalefet sesleri büyük katliamlar, cinayetler ve şiddet ile bastırılmaya çalışılırken saltanatçı din adamları halkları yönetime karşı ayaklananların yanlarında olmanın aynı zamanda dine karşı gelmek demek diye uyarıyorlardı. Camilerde ve meydanlarda zalim yönetime karşı direnenlere lanetler okutuluyor ve halklara başkaldıranlar, asiler, çapulcular olarak tanıtılıyordu.
Diğer yandan da ‘zaten çok şımartılmışlardı’ dedikleri kadınların ve halkın seslerinin temelden kesilmesi için farklı çalışmalardan da geri kalmıyorlardı.
İktidar-saltanat yanlısı din adamları ile halklar üzerinde büyük dezenformasyon başlatılmıştı. Bu yöntemlerle kadınlar ve halk kitleleri sindirilmeye ve susturulmaya çalışılıyordu.
Peygamberden sonra, sosyal, toplumsal ya da kişisel referansları için ellerindeki tek sağlam referans olan Kur’an, Muaviye yönetimi ile geri plana atılarak ‘Mehcur- terk etme, Atıl bırakma’ (25/30) hale getirilmiştir.  
Yönetime yandaş din adamları ile peygamber adına binlerce hadis uydurma furyası başlamıştır. Yalan ‘Hadis’ hareketinin başlaması her ne kadar bazı kaynaklarda ‘insanlar İslam’dan uzaklaşıyorlardı, onları ısındırmak için uydurdum’ mealinde mazeretler olsa da tamamen siyasidir aslında. Çünkü bu hadis uydurma furyasında özellikle iki kesim hedeflenmiştir.
Kadınlar ve ezilen halk kitleleri.
Ne kadar zalim olursa olsun, yöneticiye karşı muhalefetin sesini kırmak ve ayaklanma ihtimalini ortadan kaldırmak hedeflenmiştir.
En ufak bir muhalefet yönetime isyan olarak algılanıyor ve şiddetle bastırılıyordu ya da toplum nezdinde adı ve bedenleri mahkum ediliyordu.
Kadınlar ise Kur’an ve peygamberin toplumsal pratikleri ile her alanda gerçek birer şahsiyet olarak eşit ve özgürlük konumlara sahiplerken, bu sefer de hadis diye uydurulan rivayetler ile sadece ‘annelik ve eş olma’ yönleri kutsanarak kadına evinin en ücra köşesi yol gösterilmiştir.
Kur’an’daki Meryem örneği, İsa’dan da önce sosyal ve siyasal bir role sahip olmasına rağmen çarptırıldı. Hakeza ‘Asiye’ ve diğer kadın rollerine sahip olanlar da, misyonları ya çarptırıldı ya da tarihsel birer kahramanlar haline getirilerek aktif rol değil, pasif birer sanal kahramanlara dönüştürüldüler.  
Din, egemen, emperyal siyasete alet edilerek devletin kontrol altına almaya Emeviler ile başladığından bu güne kadınların aktif sosyal ve siyasal rolleri unutturulmaya çalışılmıştır.
Günümüzde tekrar bir uyanış ile kadınlara ve halklara dayatılan Emevi dini değil, asli olanın Kur’an dini olduğu yeniden fark edilmeye başlanmıştır…

huda.kaya777@gmail.com