Nerede mi? „N.Ç davasının kararında” ve „KCK operasyonu” adıyla bilim kadını, aydın ve siyasetçilerin tutuklanmasında!
İnsan, doğar, büyür, yaşar ve ölür… Bu insan yaşamının en basit biyolojik tanımıdır. Bilimsel ve yaşamsal gerçeğe göre insanın başka ne özellikleri vardır?
İnsan düşünür… İnsan konuşur… İnsan çeşitli nedenlerle çeşitli şekillerde inanır… İnsan sosyal bir varlık olmanın bir gereği olarak örgütlenir… Yani insan, insan olmasının bir gereği olarak; insanca yaşamak için, insani değerlerine sahip çıkar. Ve bu değerlerine ne kadar sahip çıkıyor, yaşamak ve yaşatmak için uğraş veriyorsa o kadar insandır.
„Eee ne var bunda?.. Bunları niye yazdın? Herkes bilir bunları.” Dediğinizi duymasam da tahmin ediyorum. Acele etmeyin!...
Biyoloji, sosyoloji, psikoloji ve felsefenin hiç tartışmasız tanımları artık „Değişmek zorunda!” Nasıl mı?
İnsan daha doğmadan ölebilir… İnsan doğar ama daha yaşamaya başlamadan ölebilir… İnsan kimmiş? Yaşamak da neymiş?! İnsan doğar, büyür, yaşar, ölür ama bu yaşam sürecinin doğal bir sonucu değildir… „Yakılarak ölür!” İnsana „Tecavüz etmek” artık sıradan rutin bir iş oldu!!! Artık „Tecavüzcüleri” şikayet etmek, davacı olmak „Beyhude bir iş!” Neredeyse „Tecavüz günlük sıradan bir iş oldu. Haz almaya bakın!” diyecek bir sapkınlık ile karşı karşıyayız!!!
„İnsan düşünemez!” Düşünmek insan için en tehlikeli eylemdir! Düşünmesi yaşamına mal olabilir!
„İnsan konuşamaz! Olur mu? Öyle rastgele her insanın aklına estiği dilde konuşması? Devlet hangi dili derse o dili öğrenmek, konuşmak ve o dilde okuyup yazmak zorundadır!”
Hele inanmak. İnsan neye inanacağını nerden bilecek. Ya yoldan saparsa? Ya devletin belirlediği dinden başka bir dine veya inanca inanırsa?
Bak bak Baaaak!... Şu örgütlenme de neymiş? İnsan her ne sebeple olursa olsun örgütlenemeeeeez. Devlet zaten insanlar için örgütlenmiyor mu? Bu koskocaman devlet denen mekanizma niye var? Devlete rağmen örgütlenmek önce yasa dışıdır. Biraz daha ileri giderse anarşidir. Biraz dahanın da ilerisine giderse yıkıcıdır. Daha da ileri giderse bölücüdür. Diğerleri neyse, devlet onlarla başa çıkacak güçtedir. Lakin şu bölücülük tehlikelerin en büyüğüdür!...
Gördünüz mü? Doğal ve bilimsel tanımlar nasıl da değişirmiş!
Son birkaç ay içinde kaç canımız yanarak „Öldü!” Kaç canımız kurşunlandı? Kaç canımızın gencecik bedenleri param parça edildi? Kaç ananın eline evladının yanık bedeninden geriye kalan parçalar verildi? Ya da hala morglarda tutularak verilmiyor? Kaç canımızın yanan bedeninden geriye hiç bir parça kalmadı? Kaç ana, baba, kardeş, bacı canından geriye hiçbir şey kalmayan canlarını aramak için dağların yolunu tuttu? Kaç anne, baba askerdeki evladından kara haber gelecek diye yüreğini avuçlamış vaziyette acılara boğulmuş olarak bekliyor? Son birkaç ay içinde sokakta, caddede, tv ekranlarında, gazete sayfalarında gencecik yaşında yaşamını yitirmiş kaç Türk, Kürt, asker ve gerilla canımızın resmini gördük? Kaç tabutun peşinden yürüdük? Kaç milyar damla gözyaşı döktük? Canımız, bedenimiz, yüreğimiz, insanlığımız, duygularımız… Yani varlığımız kaç kere içten içe sessizce acıdı? Kaç kere ağız dolusu çığlık atasımız geldi de acılarımızı içimize gömüp yürüdük?..
Olmaz. Olamaz efendiler. Yaşamın ve insanın en doğal özelliklerinin tanımını değiştirdiğinizin farkında olamayacak kadar insanlıktan çıkmış olamazsınız!!! Gazete sayfalarında katliam planlarına yol haritası çizen „Militarizm aşığı” yüzler! Kendinize vehmettiğiniz „Aydınlık” nice diktatörlerle birlikte defalarca teşhir oldu ve kokuştu artık. 65 Yaşındaki bilim insanı kadını, yaşamını yazarak, düşünerek, özgürlüğe ve eşitliğe inanarak sürdürmeye çalışan onurlu bir aydını „Teröristlik” ile suçlamak, „13 Yaşında bir çocuğun kendi rızası ile fuhuş yaptığını” söylemek hukuku idam etmektir. Bu idamın sehpası insanlık onuru, darağacı insanlığın erdemi, ilmiği ise insanlığın vicdanındır…
Ölmek doğal bir olaydır. Ama öldürülmek katliamdır. Susmak bazen insani bir edimdir. Ama susturulmak zulümdür. 13 yaşında defalarca tecavüze uğramak ve bu „İnsanlığa karşı işlenmiş suçu” uydurma gerekçelerle „Hafifletmenin” tanımı ise „Hukuk” olamaz! Katliam ve zulüm karşısında susan, bunun ortağı, yürütücüsü olan ve „13 yaşındaki kız kendi rızası ile fuhuş yaptı” diyenlerin karşısında susmak „Dilsiz iblisten” de beter olmaktır!
Bırakın „Yeni bir anayasa” kalsın! Bu koşullarda anayasa yapılamaz. Kanı durdurun. Ölümleri, yakılmaları, gencecik yaşlarında can veren canlarımızın acısı yaşamı çekilmez kılıyor. Önce insan olduğumuzu ve insanlığımızın gereği olarak insani değerlerimizin olduğunu hatırlayalım, anayasa sonraki iş…