
Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu BBC’ye verdiği röportajda Rojava kantonlarını tanımaya niyetleri olmadığını ima ederek, “Sınırımızda Suriye rejimini, IŞİD’i ve PKK’yi görmek” istemiyoruz” dedi. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç ise Bakanlar Kurulu toplantısı ardından “Çözüm sürecini bu aralar ağzımıza hiç almamak gibi bir ihtiyatımız olabilir. ‘Çözüm Süreci’ne biz mecbur ve mahkum değiliz” açıklamasında bulundu. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu ise dün yaptığı açıklamayla hükümetin tutumu ve açıklamalarına yanıt verdi. HDP MYK’sının 27 Ekim Pazartesi günü Ankara’da yaptığı toplantının sonuç bildirgesinde, Kobanê‘deki tarihi direniş büyük bir kararlılıkla devam ederken, çetelerinin şehri işgal tehlikesinin de sürdüğü ifade edildi. Çetelerinin kimyasal silah kullandığına dair giderek güçlenen iddiaların da Kobanê’deki durumun aciliyetini bir kez daha ortaya koyduğuna vurgu yapıldı. Rojava’da bulunan Kürt siyasi partilerinin kendi aralarında yeni bir diyalog geliştirmelerini ve sağladıkları Duhok Anlaşması’nı sevinçle karşıladığını kaydeden HDP MYK’sı, Federe Kürdistan Parlamentosu’nun Rojava kantonlarını tanıma ve destekleme kararı ile bu temelde Kobanê’ye gerçekleştirilen silah yardımını da olumlu gelişmeler arasında saydı.
PYD’ye ‘terörist’ demek aymazlık
AKP Hükümeti’nin, Kobanê’ye yardım koridoru konusunda “ayak sürüyen, sürece yayan” tutumunun hala devam ettiğine dikkat çekilen açıklamada, “Öyle ki, bu tutum PYD ile IŞİD’i bir tutma ve PYD’yi ‘terör örgütü’ ilan etme aymazlığına kadar varmıştır. Türkiye’yle hiçbir çatışmaya girmemiş, her fırsatta Türkiye ile dostluğunu ilan etmiş PYD’nin ‘terör örgütü’ ilan edilmesini asla kabul etmediğimiz gibi; Musul Konsolosluğu’nu basmış, 49 konsolosluk görevlisini rehin almış, halen de her fırsatta Türkiye’yi tehdit eden IŞİD ile PYD’nin bir tutulmasının yanlışlığını halkımızın dikkatine sunuyoruz” ifadelerine yer verildi.
Kantonları tehdit değil
“Hükümet, Rojava halklarının kendi yaşadıkları kentlerde özyönetimlerini ifade eden Rojava Kantonlarını bir tehdit olarak görmekten artık vazgeçmelidir” çağrısında bulunan HDP MYK’sı, “Asıl tehdit, Türkiye de dahil bütün İslam coğrafyasına egemen olma iddiasını taşıyan, istilacı, katliamcı, tecavüzcü, insanlık düşmanı IŞİD çeteleridir. YPG ve YPJ, dünyanın dört bir tarafından getirilmiş bu çete elemanları karşısında kendi evini, canını, kentini savunmaktadır. Kobanê’de bir insanlık direnişi sergilenmektedir” diye belirtti.
Sorumluluktan kaçılamaz
6-8 Ekim tarihlerinde Kobanê için yapılan eylemler sırasında yaşamlarını yitiren onlarca insanın failleri hakkında herhangi bir soruşturmanın açılmadığı belirtilen bildirgede, çok sayıda yurttaşın gözaltına alınarak tutuklandığı, hükümetin, yol açtığı bu ölümlerin sorumluluğundan kaçamayacağı ifade edildi. Halkın meşru demokratik mücadelesinin, Kobanê’deki durumu köklü biçimde değiştirdiği, Kobanê’yi dünya kamuoyunun gündemine taşıdığı ve kentin düşmesine barikat olduğu vurgulanan bildirgede, “6-8 Ekim’de yitirdiğimiz insanlarımız için adalet mücadelesini yürütmeye ve estirilen tutuklama terörünün karşısında durmaya devam edeceğiz” denildi.
Hükümet bitirmek istiyor
Hükümetin barış sürecini tıkayan bir tutum ve yönelim içerisine girdiğinin altını çizilen bildirgede “İmralı‘da Sayın Öcalan’ın müzakereleri yürütmesini kolaylaştıracak bir sekretarya kurulması bile krize dönüştürülmekte, görüşmelerin gerçek bir müzakereye dönüştürülmesinin koşulları sürekli ertelenmektedir. Sayın Öcalan’ın ‘Başmüzakereci’ sıfatı tartışmaya açılmaktadır. Hatta Başbakan Yardımcısı Arınç tarafından ‘çözüm sürecine mahkûm değiliz’ denilerek, sürecin hükümet tarafından bitirilebileceği iması yapılmaktadır” denildi.
HDP sürecin ilerlemesinde yana
Hükümetin Bingöl’de, ardından Kars Kağızman’da gerçekleştirdiği yargısız infazların toplumda 1990’lara dönüş endişelerini geliştirdiğinin belirtildiği bildirgede, Başbakan Davutoğlu’nun Bingöl’deki karanlık suikastten sorumlu tutarak “cezalandırdık” dediği, Genç ilçesinde infaz edilen 4 insanın, Bingöl merkeze hiç girmedikleri ve bu olayla hiçbir alakalarının bulunmadığının netleştirildiği ifade edildi. Yüksekova’da üç askerin öldürülmesinin, can yakan, barışa dair endişeleri büyüten bir diğer gelişme olduğuna vurgu yapılan birdirgede, asker, polis, gerilla hiçbir gencin ölmeyeceği bir barış ikliminin yaratılması için çıkılan yola her geçen gün yeni bir set konulduğu kaydedildi. HDP MYK’sı çatışmasızlık sürecini zorlayan her türlü girişimin ve gelişmenin karşısında olacaklarını duyururken, hükümetin müzakere sürecini bitirmeye niyet etse dahi, bu süreci sahiplenen ve ilerletmeye çalışan taraf olacağını vurguladı.
Polise infaz yetkisi veriyor
“Güvenlik paketi” ile ilgili gelişmelere de değinilen bildirgede, paket ile birlikte polise infaz yetkisinin verildiğinin altı çizilirken, kamuoyunun ‘çözüm süreci’ kapsamında demokratik siyasal alanı fiilen yok eden yasaların kaldırılmasını beklediği ancak AKP’nin tersi yönde istikamette hareket edildiği ifade edildi. Bildirgede, “Partimiz güvenlikçi değil, özgürlükçü yasalarla demokrasiyi geliştirme iddiasındadır. Bu nedenle AKP’nin güvenlik paketinin karşısında duracak ve halklarımızın siyasal özgürlük ve demokrasi talebinin Meclis’teki yegane savunucusu olmaya devam edecektir” denildi.
DİHA/ANKARA