İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Hatice Onaran, cezaevi idaresinin keyfi uygulamalarından dolayı hasta tutsakların ölüme terk edildiği belirtilerek, “Tüm bu ölümlerin doğrudan faili, iktidardır” dedi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapmak istediği "F Oturumu"nun 383. haftası da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde yapıldı. Hasta tutsakların fotoğraflarının taşındığı açıklamada, “Tedavi hakkı engellenemez” ve “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartları açıldı.
Ağır hasta tutsak Abdulkahar Aksoy'un durumuna dikkat çekilen eylemde, açıklamayı İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Hatice Onaran yaptı. Cezaevlerinde işkence, hakaret, kötü muamele, sağlık erişim hakkı, iletişim yasakları, hücre cezaları, ayakta sayım ve benzeri birçok insanlık dışı uygulamanın dayatıldığını ifade eden Onaran, bu şekilde tutsakların düşünce ve inançlarından yalıtılarak iradelerinin teslim alınmaya çalışıldığını söyledi. Onlarca ağır hasta tutsağın Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) “cezaevinde kalamaz”
raporuna rağmen tahliye edilmediğini vurgulayan Onaran, bu tutsakların cezaevinde gerekli tedavileri de yapılmayarak bilinçli ve sistemli bir biçimde ölüme terk edildiklerini dile getirdi. Bu yüzden cezaevlerinden cenazelerin ardı ardına çıkmaya devam ettiğini belirten Onaran, “Son olarak kanser hastası olan Muhsin Kızılkan, ancak tabutla çıkabildi. Tüm bu ölümlerin doğrudan faili, hasta mahpusları ölüme terk eden iktidardır” dedi.
26 yıldır tutuluyor
Ağır hasta tutsak Abdulkahar Aksoy ile ilgili de şu bilgiler verildi: Abdulkahar Aksoy, Mardin Kızıltepe doğumlu olup 54 yaşındadır. Kasım 1993’te İzmir'de gözaltına alındıktan sonra aylarca işkence gördü, sonrasında yargılandığı DGM tarafından 36 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aksoy, yakalandığı günden bugüne kesintisiz 26 yıldır hapishanede tutuluyor. Bu süre zarfında çeşitli işkenceler gördü ve hak ihlaline uğradı.
Abdulkahar Aksoy, Kürtçe konuşmanın yasaklanması nedeniyle yıllarca yaşlı annesi ile konuşturulamadı, Kürtçe konuştuğu zamanlarda da hastalıklarına rağmen ayları bulan tek kişilik hücre cezaları aldı. Yine annesi Çeçani Aksoy vefat ettiğinde cenazesine katılmasına dahi izin verilmedi.
Bu sürede çeşitli çeşitli hastalıklara yakalandı. Aksoy, şu anda insüline bağlı ağır diyabet, hipertansiyon, KOAH ve amfizem, bel fıtığı, mide ve bağırsak rahatsızlığı, baş dönmesi, boyunda şiddetli ağrı gibi birçok hastalıkla mücadele ediyor. zmir Katip Çelebi Üniversitesi ve Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Abdulkahar Aksoy'a ‘Cezaevinde tek başına kalamaz’ raporu verdi. Buna rağmen Aksoy, hala ağır şartlar altında cezaevinde tutuluyor.
Onaran, cezaevi idaresinin keyfi uygulamaları ve devletin hasta mahpuslara yönelik politikaları nedeniyle hastaneye götürülmediği gibi adeta ölüme terk edildiğini söyledi.
Aktaş’ın durumu kötüleşiyor
İzmir Menemen R Tipi Cezaevi’nde zatürre teşhisi konulan hasta tutsak Ergin Aktaş’ın Silivri Cezaevi’ne sevkinden sonra zatürre değil, verem olduğu anlaşıldı. Avukat Gülizar Tuncer, hastaneye yatırılmayan Aktaş’ın durumunun kötü olduğunu söyledi.
Bir kolu bilekten diğeri dirsekten kesik olan ve Adli Tıp Kurumu'nun 4 kez verdiği "cezaevinde tek başına yaşamını idame ettiremeyeceği" yönündeki rapora rağmen serbest bırakılmayan Ergin Aktaş’a hastanede yanlış teşhis konuldu. 12 Mayıs’ta İzmir Menemen R Tipi Cezaevi’nden Silivri 9 No'lu Cezaevi’ne sevk edilen Aktaş’la iki kez görüşen avukatı Gülizar Tuncer, durumunun kötü olduğunu söyledi.
Yanlış teşhis konuldu
Ergin Aktaş’ın tecride karşı başlatılan açlık grevi kapsamında 6 Mart’a girdiği açlık grevini hatırlatan Av. Tuncer, açlık grevi nedeniyle Aktaş’ın çok yorgun ve bitkin düştüğünü kaydetti. Aktaş’ın Menemen Cezaevi’nde bulunduğu sürede kan kusmaya başladığını dile getiren Av. Tuncer, “Doktora gittiğinde orada zatürre olduğunu söylemişler.
Ancak yanlış teşhis konulmuş. İlaçlarda yanlış. Kan kusma olayından önce de Koah hastalığı vardı. Tek başına hücrede yaşıyordu. Nemli ve rutubetli bir alandı. O ortamda Koah hastalığı iyice ilerlemişti. Ciğerleri kötüydü. Sonrasında kan kusmaya başlayınca açlık grevi sürecinde o zaman zatürre olduğunu söylemişler. Silivri’de ilk gördüğümde yine tek kişilik hücrede kalıyordu. Sonrasında arkadaşların yanına gitmişti ama kan kusma olayının dışında terleme ve ateş gibi belirtilerinin de olduğunu söylemişti. Silivri’ye geldiğinde zatürre değil verem olduğu anlaşıldı. Veremden sonra da ilaç tedavisi yapılıyor” dedi.
Aktaş için İstanbul Tabip Odası’na yeniden rapor temini için başvuruda bulunduklarını dile getiren Tuncer, şunları söyledi: “Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu çok yakından ilgileniyor. Gergerlioğlu, Adalet Bakanı’yla görüşmeler yapıyor Ergin’in hastaneye yatırılması için. Biz raporları temin ettikten sonra gerekli başvuruları da yapacağız. Ama şuan ki haliyle durumu iyi değil. Ateş, terleme onu çok kötü etkiliyor.”
Cezaevi, Yargıtay’ı takmıyor
Müebbet hapis cezası verilen Hakan Tunç’un Cezaevi İdaresi'nin görüşmeci sayısı ve görüşme süresini kısıtlamasına ilişkin başvurusunu karara bağlayan Yargıtay, uygulamayı hukuka aykırı buldu. Yargıtay'ın kararına rağmen cezaevi idaresi uygulamayı sürdürüyor.
Van F Tipi Kapalı Cezaevi’nde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen tutsaklarla açık görüşlerde uygulanan kısıtlama Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulundu.
Hakan Tunç adlı tutsağın 2017’de Van İnfaz Hakimliği’ne başvuru yaparak, ailesiyle toplu değil, tek tek ve sadece 10 dakika görüştürüldüğünü, yine görüşmede idarenin keyfi kısıtlama kararları uyguladığını kaydetti. Tunç'un başvurusunu kabul eden hakimlik, görüşmelerin kısıtlanamayacağına karar verdi. Adalet Bakanlığı, Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurarak karara itiraz etti. Van 5. Ağır Mahkemesi de İnfaz Hakimliği'nin kararını yerinde buldu. Dava Erzurum İstinaf Mahkemesi'ne taşındı.
İstinaf Mahkemesi de Van Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararı onadı. Adalet Bakanlığı, kararın "Kanun yararına bozulması" talebiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu. Adalet Bakanlığı’nın talebini değerlendiren Yargıtay 1. Ceza Dairesi, şu kararı verdi: "Hükümlü ve tutukluların açık görüşte kimlerle, ne kadar süreyle görüşebilecekleri konusunda yönetmelikte düzenleme bulunmasına rağmen açık görüşte kapalı görüşte olduğu gibi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanların ziyaretçileri ile teker teker görüşme yapabileceklerine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, kapalı görüşte uygulanacak usulün açık görüşte de uygulanmasının yerinde olmadığı, hükümlünün şikayetinin kabulüne dair Van İnfaz Hâkimliğinin 21/08/2017 tarihli kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/11/2017 tarihli kararında usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden, bu karara yönelik haklı nedenlere dayanmayan kanun yaranına bozma istemenin reddine oy birliğiyle karar verildi."
Karar uygulanmıyor
Yargıtay’ın mevcut emsal kararının ardından Van F Tipi Kapalı Cezaevi ve Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde bu kararın diğer hükümlülere de uygulanması için yapılan başvuru reddedildi. Cezaevi idaresi, mahkemenin her hükümlü için ayrı ayrı karar vermesi gerektiğini ileri sürerek, söz konusu hukuksuz uygulamaya devam etti.
Güven'in mektubu 'sakıncalı'
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven'in tutsak Zafer Sağlam'a gönderdiği mektup "sakıncalı içerik" denilerek, kendisine verilmedi.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Leyla Güven, Silivri 5 Nolu Kapalı Cezaevi'nde tutulan ve İmralı tecridine karşı başlatılan açlık grevine 16 Aralık 2018'deki ilk grupta dahil olan Zafer Sağlam'a mektup gönderdi. Cezaevi Mektup Okuma Komisyonu, mektubu "sakıncalı içerik" olduğu gerekçesiyle Sağlam'a vermedi.