- Kürt Halk Önderi’nin sağlığı ve güvenliğiyle ilgili iddiaların üzerinden dört gün geçmesine, avukatları ve ailesinin başvuruları ile demokratik kamuoyunun çağrılarına rağmen adım atmayan Türk hükümeti, savcı marifetiyle kısa bir açıklama yaparak geçiştirmeye çalışıyor.
Bursa Başsavcılığı’nın yaptığı açıklamanın endişeleri gidermediğini belirten Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, “Madem bir şey yok. Aile ya da avukatların görüşmesi gerekiyor. Telefon değil, yüz yüze olmalı" dedi. Avukatlar ve aileler de dün bir kez daha başvurdu.
İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 22 yıldır tecrit altında tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarıyla ilgili sosyal medyada yer alan iddialar, ailesi ve avukatları ile kamuoyundaki kaygıların büyümesine neden oldu. 27 Nisan 2020’den beri haber alamayan Kürt kamuoyunun kaygılarını daha da artıran iddiaların ardından avukatların arka arkaya yaptığı görüşme talebine ise Türk Adalet Bakanlığı ve Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı yanıt vermedi. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Medya İletişim Bürosu’ndan önceki akşam kısa bir açıklama yapılarak, Öcalan’ın sağlık durumunun iyi olduğu ileri sürüldü. Bu açıklamaya ilişkin MA’ya konuşan Öcalan’ın avukatlarından İbrahim Bilmez, “Biz neden müvekkilimizin can güvenliği ve sağlığından emin olabilmek, haber alabilmek için savcılığın bu tür açıklamalarını beklemek zorunda kalalım ya da böyle açıklamalara bel bağlamak durumunda kalalım? Tecrit derhal kaldırılmalıdır. Müvekkilimiz Sayın Öcalan ve İmralı’daki diğer mahpuslar en temel yasal haklarını kullanabilmelidirler. Aile ve avukatları ile görüşebilmeli, telefon ve diğer iletişim haklarından yararlanabilmelidir. Biz avukatları olarak İmralı’ya gidip müvekkillerimizi bizzat görmek ve bu şekilde sağlıklarından emin olup ihtiyaç duydukları hukuki yardımı sunmak istiyoruz” dedi.
Avukatları yine başvurdu
Öcalan’ın avukatları Raziye Öztürk, Mazlum Dinç, İbrahim Bilmez ve Newroz Uysal müvekkilleri ile acil görüşmek için dün bir kez daha Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu. Dilekçede, “Yapılan tüm başvurularımız hukuka aykırı gerekçelerle ya reddedilmiş ya da yanıtsız bırakılarak sonuç almamız engellenmiştir. Pandemi koşullarında dahi asgari hiçbir iletişime izin verilmemektedir. Müvekkilin bulunduğu ada koşulları, yaşı, tecrit uygulamaları ve uzun mahpusluğu ile mevcut koşullar işkence yasağını ihlal eden sistematik uygulamalardır. CPT raporlarında buna dair yapılan tespit ve iyileştirme tavsiyelerine rağmen herhangi bir olumlu gelişme görülmemiştir” denildi. Dilekçede sosyal medyada yer alan haberlere de dikkat çekilerek, “Müvekkilimizin sağlığına ve yaşamına dair kaygılarımızın giderilmesi için doğrudan ve derhal görüşmemiz gerekmektedir” talebi yinelendi. Avukatlar, ayrıca Abdullah Öcalan ile aynı cezaevinde bulunan Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım ile de derhal görüşme sağlamak için başvuruda bulundu.
Ailelerden de başvuru
Ayrıca Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ve vasisi Mazlum Dinç de İmralı’ya gitmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. İmralı’daki diğer tutsaklar Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Ali Konar, Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım ve Veysi Aktaş’ın kardeşi Melihe Çetin de avukatları aracılığıyla görüşme başvurusunda bulundu. Aileler yakınlarıyla görüştürülmemeleri durumunda ise telefon görüş hakkının kullanılmasını talep etti.
Madem sorun yok görüştürün
Konuya ilişkin MA’dan Emrullah Acar ve Barış Polat’a konuşan Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, bir an önce aile ve avukat görüşmelerinin önünün açılması gerektiğini vurguladı. Öcalan, uluslararası kurumlara da sorumluluk alma çağrısında bulundu.
En son 3 Mart 2020’de açık görüş ve 27 Nisan’da da ilk kez bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini anımsatan Öcalan, ağabeyinin her iki görüşmede de Kürt sorunun çözümüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunduğunu ifade etti. 11 aydır ağabeyi Öcalan’dan haber alamadıklarını, adada ne olup bittiğine dair ne ailenin ne de avukatların bilgisinin olmadığını söyleyen Öcalan, “CPT Türkiye’deki birçok cezaevine gidip ziyaretler gerçekleştiriyor ama İmralı Adası’na gitmiyor. Bu çok büyük bir çelişkidir. Neden oraya gitmiyor? CPT’nin bir etkinliği var. Sözde işkenceye karşı en büyük kurum olarak gösteriliyor ama adaya gitmiyorlar. Ortaya atılan iddialar ve bu tavırların hepsinin birbiriyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum” dedi.
İmralı kapıları açılmalı
Devletin İmralı Adası’nda neler olup bittiğini bilmesine rağmen halkı bu konuda bilgilendirmediğini söyleyen Öcalan, sosyal medya üzerinden ortaya atılan iddiaların sebep ve amaçlarının sorgulanması gerektiğini vurguladı. Öcalan, “Başkan ile birlikte dört kişi var. İmralı kapılarının bir an önce açılması gerekiyor. Ortada çok ciddi bir iddia var. CPT’nin İmralı Adası’na gitmemesini sorgulamak gerekiyor. Binlerce insan şu ana cezaevlerinde açlık grevinde. Bu açlık grevi kimin için? CPT bunun niye göz önünde bulundurmuyor? Sadece iki gün önceki paylaşımla üzerinden değil genel duruma ilişkin CPT neden oraya gitmedi? Bu sıradan bir şey değil ve kabul edilmez” şeklinde konuştu.
Telefon da yeterli değil
Yapılan paylaşımların ve söylemlerin sıradan olmadığını söyleyen Öcalan, şöyle devam etti: “Madem bir şey yok aile ya da avukatların görüşmesi gerekiyor. Artık telefon da yeterli değil. Çünkü bu durumda telefonla da ikna olunmaz. Bu devletin sorunudur. Adalet Bakanı’nın her açıklaması sadece söylemde kalıyor. Yaşananlardan ve iddialardan bakanlık sorumludur. Türkiye’nin yasalarına göre her tutuklunun hakları var. Bu haklarımız yerine getirisin.”
Devlete sormalılar
Türkiye ve uluslararası alanda çalışan insan hakları örgütleri bu iddialar karşı sessiz kalmaması gerektiğini dile getiren Öcalan, şunları dile getirdi: “İnsan hakları örgütleri bu iddiaları devlete sormalıdırlar. İmralı Adası’ndaki uygulamaların bir örneği başka hangi ülkede var? Madem hukuk devletiyiz diyorlar, neden haklarımız tanınmıyor? Bu kurumlarını söylemde değil artık pratik adım atması gerekiyor. Demokrat, aydın ve tüm insanlarımıza sesleniyoruz; ortada büyük bir yanlış var. 'Başkan irademizdir' diyen tüm halkımız adım atmalıdır. Newroz’u hem Kürt hem de Ortadoğu halklarına zehir etmek istiyorlar. Başkan Ortadoğu’yu temsil ediyor. Bunu göz önünde bulundurup, herkes kendi üzerine düşeni yapmalıdır." URFA
Tümüklü: Rejim meselesidir
ESP Eşbaşkanları, sağlık ve güvenlik koşullarıyla ilgili iddiaların ciddiyetine dikkat çektiği Öcalan’ın önemli bir aktör olduğunu ve bir an önce iletişim kanallarının açılması gerektiğini söyledi.
Hukukçu olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eşbaşkanı Özlem Gümüştaş, İmralı tecridinin Kürt halkını esaret altına almaya yönelik bir uygulama olduğunu vurguladı. Gümüştaş, “Zaman zaman yayılan ve manipülasyona açık haberlerle, tecrit Sayın Öcalan şahsında ve başta Kürt halkı olmak üzere barış ve demokrasi güçlerine dönük bir tehdide dönüşüyor. Bu durumun sürmesinin tek nedeni ise denetimsizliktir. İmralı dış denetime açık değil, avukat, aile görüşü ve iletişim gibi asgari mahpus hakları yıllardır askıda. Bu keyfi uygulamalar, tutsaklarla ilgili çıkan haberler karşısındaki idari makamlar ve devlet yetkililerinin kayıtsızlığıyla derinleşiyor” diye konuştu.
Öcalan’ın önemli bir aktör olduğunu vurgulayan Gümüştaş, “Öcalan’ın güvenlik koşulları ve sağlığı mahpus hakları kadar, siyasal kurtuluş mücadelesinin önemli konularından biridir. Bu nedenle İmralı’da tecridin kaldırılması, iletişim ve denetimin sağlanması, siyasi mücadelenin konusu, politik öznelerin eylem gündemi olmalıdır” diye seslendi.
Kürt sorununun savaş, tecrit ve inkar ile iktidarın gündeminden düşmediğini belirten ESP Eşbaşkanı Şahin Tümüklü de bunun nedeninin ise Kürt sorununun savaş ve inkar siyasetiyle çözülmesindeki ısrar olduğunu söyledi. Tümüklü, “Çünkü mesele salt bir hapishane meselesi değil, bu ülkedeki politik özgürlük meselesidir. Politik özgürlük mücadelesinin merkezinde de Kürt sorunun çözümü vardır. Yani mesele rejim meselesidir, bugün için haber alınamaması çok özel bir politikanın ürünüdür” değerlendirmesinde bulundu.
Tümüklü, iletişim kanallarının bir an önce açılması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı.