
Dili güvenlik dilidir
Yasa tasarısının başlığında sorunun ‘terör’ olarak tanımlanmasını hatalı olduğunu belirten Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, tasarıda Kürt sorunu ile ilgili doğrudan temasın, referansın ve atıfların yer almadığını söyledi. Kürt sorunu gibi büyük bir sorunu çözme iddiasında bulunan tasarıda sorunun adının yer almamasının doğru olmadığını vurgulayan Tarhanlı, “terörün sonlandırılması“ tabirinin sosyal bilimlerde ve hukukta “üst bir dili” ifade ettiğine dikkat çekti. Tasarının başlığındaki dili “güvenlik dili” olarak değerlendiren Tarhanlı, böylesi bir süreçte bu dilin yeri olmadığını söyledi.
İkinci taraf yok
Tasarıda müzakere kavramına yer verilmemesinin sebebini “hükümet taviz veriyormuş görüntüsünün önüne geçmek” olduğunu ifade eden Tarhanlı, böylelikle ürkek bir dilin tercih edildiğini belirtti. Tasarıda müzakereyi yürütmekle yetkili kılınmış tarafın Bakanlar Kurulu olarak tanımlandığına işaret eden Tarhanlı, görüşülmesi gereken bir karşı tarafın olduğunun da belirtilmesi gerektiğini ifade etti.
Eşit koşullar yok
Tasarıya biçimsel anlamında bakıldığında Bakanlar Kurulu ya da devlet tarafının kendini korunaklı bir durumda tutma eğilimi içerisinde olduğunu dile getiren Tarhanlı, “Devlet, burada kendi durumunu güçlendirirken aynı güçlendirici politikayı karşı taraf için söz konusu olmuyor” diyerek, bunun nedeni olarak da eşit bir görüşme halinin olmamasını gösterdi.
Öneriler dikkate alınmalı
Öcalan’ın çözüm süreci noktasında kurulması gereken 8 komisyon önerisinin dikkate alınması gerektiğini söyleyen Tarhanlı, Kürt sorununda çözüm arayışları kapsamında CHP’nin “Toplumsal Mutabakat Komisyonu” ve Meclis ile koordineli olarak sivil alanda da “Ortak Akıl Heyeti”nin kurulması önerisinin de önemli olduğunu belirtti.
Tarhanlı, devletin kendini bir hukuki zırhla donatıp karşı tarafları ya da bu sürece destek verecek diğer kesimleri bundan uzak tutma yaklaşımının eşitlik ile bağdaşmadığını kaydetti. Tarhanlı, “Bu yüzden bunun demokrasiye uygun bir biçimde dengelenmesi lazım. Toplumsal bütünleşme hedefleniyorsa böyle bir kuşkunun olmaması gerekir” şeklinde konuştu. Tarhanlı, ayrıca devletin müzakere için hukuki vaat verirken bu vaatlerin zaman, konu ve yetki bakımından nasıl yürütüleceğinin de netleşmesi gerektiğini vurguladı.
İtirafa HDP zorladı
Tasarının Meclis’e resmi olarak gönderilmesini tarihsel bir adım olarak değerlendiren Prof. Dr. Baskın Oran ise, “Tarihsel bir adım olduğu doğru, çünkü olay hükümete ve dolayısıyla yasamaya ilk defa resmen intikal etmiş oluyor. Bu da, muhalefetin zavallılığını gösteriyor. Nasıl 1965’te CHP’yi sosyal demokratlık ilanına Türkiye İşçi Partisi zorladıysa, bugün de Kürt meselesini itirafa HDP zorluyor” diye konuştu. Yasa tasarısının ismiyle ilgili, “Hastalığın adı yoksa tedavisi hiç olmaz” değerlendirmesinde bulunan Oran, bunun da Başbakan Erdoğan’ın Kürt sorununu hala kabul etmediğinin göstergesi olduğunu söyledi. Muhalefet partilerinin tasarıya yaklaşımlarını da değerlendiren Oran, CHP’nin, çözüm sürecinin hızlandırılmasıyla ilgili olarak hazırladığı “Toplumsal Mutabakat Komisyonu ile Ortak Akıl Heyeti’nin Kurulması”na dair kanun teklifinin dikkat çekici olduğunu söyledi.
DİHA/İSTANBUL