Kamuoyunda “çerçeve yasa tasarısı” olarak bilinen “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı” Çarşamba günü Meclis İçişleri Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. Hazırladığı tasarıda ısrar eden AKP Hükümeti, önerileri dikkate almadı.


HDP’nin önerileri reddedildi

HDP’nin, çözüm sürecinde kapsamında yapılan çalışmaların koordinasyonu ve sekretarya hizmetlerini yürütecek Kamu Düzeni ve Güvenliği Müşteşarlığı’nın adının “Toplumsal Barış ve Müzakere Bakanlığı” şeklinde değiştirilmesi; “karşılıklı silahsızlandırma” hükmünün tasarıya konulması; koruculuk sisteminin kaldırılması; müzakereleri yerli ya da yabancı heyetlerin takep etmesine ilişkin verdiği önergeler ise komisyonda reddedildi.
Perşembe günkü görüşmede tasarının ilk 3 maddesi komisyondan olduğu gibi geçerken, görüşmelere dün de devam edildi. Komisyon toplantısı gazetemiz yayıma hazırlanırken devam ederken, altı maddeden oluşan tasarının tümüyle geçmesi bekleniyordu. Tasarının İçişleri Komisyonu’nda kabulü ardından önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’nda götürülmesi bekleniyor.

Baluken: Önemli ama yetmez

Komisyon toplantılarına katılan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, tartışmaları ve partilerin tutumlarını DİHA’ya değerlendirdi. Yasa tasarısının Kürt sorununu çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için başlayan sürecin yasal zemini açısından önemli olduğunu kaydeden Baluken, “Zihniyet değişimi açısından önemsenmesi gereken bir durum. Yoksa bu yasa ile salt Kürt sorununun çözümünü beklemek doğru ve gerçekçi yaklaşım değildir” dedi.

Yeni adımların önü açılacak

Baluken, yasanın yürürlüğe girmesi ile beraber anlamlı ve derin müzakere sürecine girmenin koşulları ile heyetlerin oluşturulması için de zeminin oluşacağını kaydetti. Baluken, “İzleme Kurulu’nun oluşması açısından yasal güvence ortaya çıkıyor. Bu mekanizmalar ile demokratikleşmeyi sağlayacak pek çok konuda yasal adımların atılmasının önü açılıyor. Bunlarla birlikte demokratik anayasal çözümle ilgili tartışmaların gündeme gelmesi söz konusu olacak. Mevcut çerçeve yasası bütün bu düzenlemelerle ilgili ilk defa bir yasa üzerinde devletin müzakereyi kabul etmesi açısından önemsenmesi gereken bir durum” diye konuştu.
“Yapacak çok daha fazla iş var” diyen Baluken, müzakere heyetlerinin tartışmaları ile birlikte çözüm yasalarının açığa çıkması gerektiğini söyledi. Baluken, tasarının ismine ilişkin ise farklı bir açıdan bakarak şu değerlendirmede bulundu: “İsmin doğru konulması ve kalıcı barışta bunun adının değişmesini bekliyorduk. Toplumsal barışın sağlanması ve çatışmaların sonlandırılması üzerine isim değişikliği önerilerimiz oldu ancak bu konuda farklı bir durum ortaya çıkmadı. Ortada gerçekten bir ‘terör’ meselesi var. Bu ‘terör’ sorunu da Kürt sorununu yaratan asıl unsurdur. Kökenini 1924 yılından alan ve katliam ile işkenceye gelen ‘terör’ anlayışı söz konusu. Son 30 yılda da bu dalga faili meçhul işledi, binlerce köy boşalttı. Gençleri işkencelerde götürttüler. 50 bine yakın gencin yaşamına mal oldu. Bu uygulanan bir ‘terördü.’ Bir halkın dilini, kültürünü yok saymak ve bunlara itiraz edenleri ölümden geçirmek ‘terörün’ kendisidir. Bu açıdan bakınca sorunun ortaya konmuş olması yanlış değil. Bizde o nedenle oraya çok takılmadık.”

‘Barış Bakanlığı’ önerisi

Baluken, içerikte muhatapların net olarak tanımlanmazı ve müzakerenin daha görünür şekilde belirtilmesi ile “Barış Bakanlığı”nın oluşturulmasını önerdiklerini hatırlatarak, “Hükümet önerilere açık olmak ve onlardan güç almak yerine hazırlanan taslağı kabul ettirme yönünde hareket etti” diye konuştu.

DİHA/ANKARA